web analytics

Trakya bölgesinin önemli doğal alanlarından biri de Gala Gölü.[1] Nedense Yunanistan sınırına çok yakın olan bu bölge yeterince tanınmıyor. Saros bölgesine dalış yapmak için gidenlerin dışında Meriç su baskınlarının  konu edildiği  haberlerle öne çıkan bir bölge. Benim bu gölden nasıl haberim olduğuna gelince: Anadolu’nun kutsal sularını araştırma kapsamında Trakya bölgesine de bakmamın faydalı olacağını düşünerek not aldığım bir yer. Sulak alanlar arasında sanırım en fazla kirliliğe uğrayan bölge. Özellikle Meriç ve Ergene ırmaklarının aşırı  endüstriyel ve tarım atıklarının kontrolsüz deşarj edildiği nehirler oldukları düşünülürse sulak alanın ciddi kirlenmeye uğradığı da söylenebilir. Gala Gölü, Meriç ırmağının oluşturduğu bir set gölü olma özelliğini taşıyor. Meriç nehrinin alüvyonlarıyla oluşan bir set gölü.  

“Gala Gölü; Meriç aşağı havzası bölgesinde ve Meriç nehrinin ağız kısmına yakın olan Enez ilçe sınırlarının yaklaşık olarak 10 km kuzeybatısında yer alan sazlıklarla kaplı alüvyal set gölüdür. Göl iki parçadan oluşmakta olup, Gala Gölü ile Pamuklu Gölü olarak isimlendirilmektedir (Tokatlı & Gürbüz, 2014). Hisarlı dağ eteklerinin kuzeyinde taşkın ovasında yaz aylarında bir eşik ile ayrılan Gala ve Pamuklu gölleri genel olarak “Gala Gölü” olarak anılmaktadır. Göllerden doğuda yer alanı “Pamuklu” batıda yer alanı ise “Gala” gölüdür (Zal, 2006). Gala ve Pamuklu gölleri ülkemizde A sınıfında sayılan sulak alanları ile birçok kuş ve balık türüne yaşam alanı oluşturan sahalardır.”[2]  

Bu sulak alanın neden “Milli Park” alanı olarak ilan edildiğine gelince: Özellikle bilim adamlarının göl ve çevresinde oluşmuş bulunan yaban hayatı konusunda yaptıkları araştırmalar ve raporlar etkili olmuştur diyebiliriz. Oysa milli parkı ziyaret ettiğimde gördüğüm fotoğraf bu raporların muhtevasından çok uzaktı. Keskin çizgilerle ayrılan akademi bakış açısıyla bölge insanının yaklaşımı burada da ortaya çıkıyor. Beslediği inekten ve aile fertlerinden başka etrafında canlı türü görmeyen bir yaklaşımın akademik görüşlerle bağdaşması bir gün mümkün olacak mı acaba? Yaban hayvanları, yabani çiçekler, böcekler ve diğer canlıların varlığını kabullenecek bir köylü prototipi acaba bu topraklarda ortaya çıkacak mı?

Gala gölünün su seviyesinin gösterdiği değişimi inceleyen raporlar var. Bu raporlara göre gölün yüzey analizi olumlu gösteriliyor. Oysa Landsat uydu görüntülerine bakarak on yıl yirmi yıl gibi zaman diliminde yüzey değişimleri izlenebiliyor. Yanlış hatırlamıyorsam Burdur ve Eğirdir gölleri için yapılan analizlerde göllerin on yılda sularının yarı  yarıya azaldığını ispat eden akademik çalışmalar var. Bu raporların varlığını ve sonucunu kabul etmeyen şark kurnazı yerel siyasetçilerin demeçleri ise trajikomik.  

Avrupa birliği raporlarında yer aldığı kadarıyla Gala milli parkının kaynak değerleri şöyle listeleniyor:

“Gala Gölü Milli Parkı’nda 511 bitki taksonu (damarlı bitki 491, tohumsuz bitki 20) ve 517 hayvan türü (omurgalı türü 322, omurgasız türü 195) olmak üzere toplam 1028 canlı türü tespit edilmiştir. Gala Gölü Milli Parkı’nda literatür ve arazi çalışmaları sonucu omurgalı hayvanlara ait toplam 263 tür tespit edilmiştir. Kuş tür sayısı 217, memeli tür sayısı 44, iç su balıkları tür sayısı 27, sürüngen tür sayısı 25, çift yaşarlar tür sayısı 9 olarak belirlenmiştir. Kuş türlerinden 6 tür (VU), ve 9 tür (NT) kategorisindedir. Memelilerden, 5 tür (VU) ve 2 tür (NT) kategorisindedir. Balık türlerinden ise 1 tür, Anguilla anguilla (Yılan balığı) soyu tükenme tehlikesi had safhada olan (CR) kategorisinde, 1 tür ise (VU) kategorisindedir. Sürüngenlerden 8 tür (VU), ve 3 tür (NT) kategorisindedir.

Milli Park içerisinde 217 kuş türü görülmekte olup, bunlardan 65 türü yerli, 55 türü kış göçmeni, 59 türü yaz göçmeni ve 38 türü transit göçer kuşlardır. Gala Gölü Milli Parkı kuş göç yollarının batı kolu üzerinde bulunan özellikle su kuşları için önemli bir mola noktasıdır.”

Kaynak: BSB142, BIOLEARN[3]

Milli parkların Türkiye’deki genel statüsü siyasi kararlarla sık sık değiştirilmektedir. Milli park ilan edilen coğrafyanın tam bir koruma ve gelecek nesillere doğal haliyle aktarılma amacı taşımasına rağmen örneğin Gala Gölü örneğinde çelişkili bir statü ortaya çıkmış görünüyor.

“Gala Gölü ve Pamuklu Gölü’nü kapsayan 2369 hektar alan Bakanlar Kurulu’nun 08/08/1991 tarih ve 91/2052 sayılı kararlı ile 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun 3. Maddesine istinaden “Tabiat Koruma Alanı” olarak ilan edilmiştir. Ancak, akabinde İpsala ilçesi ve bağlı köylerin tamamı 27/12/1992 tarih ve 21448 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile “Tarım Reformu Uygulama Alanı” ilan edilmiştir. Tarım Reformu ile çiftçilere arazi kiralanmış yalnız bu araziler, tabiat alanı içinde kalmıştır. Tabiat Koruma Alanı içinde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait arazilerin de bulunması; kurumlar arası çatışmaya, yörede sosyal problemlere sebep olurken koruma alanı statüsü ile de çelişmiştir. (TBMM Tutanağı, 2004)”[4]

Gala Gölü’ne yaptığım gezi hafta sonuna denk gelmesine rağmen ziyaretçi yoğunluğu yoktu. Milli park girişinde bulunan  sabit levhalar park ve yaşayan canlılar hakkında yeterince bilgi verici denebilir. Öte yandan giriş ve park içindeki alanlar bakımsızlıktan harabe haline gelmiş durumda. Göl etrafında tarım ve hayvancılık yapanların tesisleri göze batıyor. Gördüğüm kadarıyla büyük baş hayvan yetiştiriciliği yapan bir aile parkı ve gölü kendi otlakları gibi kullanıyorlar. Göle bitişik çeltik tavalarını da düşündüğümüzde milli parkın değil korunması giderek tahrip olması için her türlü koşulun orada hazır olduğunu söylemek mümkün.

Daha önce o bölgeye hiç gitmediğim için bir gün önceden haritalar üzerinde çalışmalar yapmıştım. İlk ziyaret etmek istediğim yer Tuz Gölü idi. Google haritalar navigasyon sistemiyle yola çıktım. Küçük de olsa Saros körfezi kıyısına yakın bir konumda gösterilen bir sulak alan olduğunu tahmin ediyordum. Bu tür keşiflerde araç navigasyon sisteminin yetersiz kaldığını bir kez daha görmüş oldum. Yaklaşık iki saat boyunca 40 derece sıcakta tuz gölünü aradım durdum. Bulamadım. Geniş çapta sebze tarımı yapılan bölgede özellikle sık sulama isteyen sebze yetiştiriciliği göze batıyor. Devasa su motorlarıyla artezyen kuyulardan çekilen suların kurallara uygun olup olmadığı da tartışmalı. Tuz gölünün oluşumunda bu artezyen kuyuların katkısı var mıdır acaba? Yarım adanın her yerini dolaştım ama tuz gölünü bulamadım. Kemikli koyu civarında çok dolaştım ama gölü bulamadım. Buralara rehberle gelmek şart. Gelecek gezilerimde rehber bulmayı denemeye karar veriyorum. Sulak alanlar giderek azalıyor. Bilimsel tarifine bakarsak:

“Sulak alanlar, zengin bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanını oluşturan rekreasyonel faaliyetlerle birlikte ekonomik imkânların fazlalaştığı sahalardır. Sulak alanlar doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akışkan tatlı, tuzlu, acı denizlerdeki gel-git hareketlerinin çekilme aşamasında altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan tüm su, bataklık, sazlık ve turbiyeler olarak ifade edilmektedir (Karakoç, 2017).”

Göller bölgesinde yaptığım seyahatlerde göllerin sularını kaybettiklerini yakından gördüm. Raporlara ihtiyaç hissettirmeyen içler acısı görüntüler öylesine göllerin kıyılarında sizi bekliyor. Karaya vurmuş balıkçı kayıkları, kirlenmeden nasibini alan ölü balık cesetleri gözleriniz önünde. Sulak alanların korunamadığının en önemli göstergesi olan bu kayıplar çölleşen toprakların arttığını da gösteriyor.

“Burdur Gölü havzası ve alt havzalarında uydu görüntüleri yardımıyla 1985-2021 yılları arasında yaz ve kış aylarında oluşan alansal değişimleri incelemişlerdir. Uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemi teknolojileri kullanılarak elde edilen bulgulara göre Salda gölü dışındaki tüm göllerde su kaybı oranının %40 veya daha fazla olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Havza içinde yer alan Acıgöl’ün %80 oranında kuruduğunu, Akgöl’ün ise tamamen kuruduğunu tespit etmişlerdir. Yurteri & Kurttaş (2021),”


[1] “Meriç Deltası Sulak alanı” Türkiye ve Yunanistan toprakları içinde yer alan ve “Uluslararası önemi olan” A sınıf bir sulak alandır. Gala Gölü Milli Parkı Meriç Deltası Sulak Alanın önemli bir parçasıdır. Gala Gölü bulunduğu bölgeye ekolojik ve ekonomik birçok katkı sağlamaktadır. Kaynak: Commonborders. Commonsolutions.

[2] Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 463 Aralık 2024 Cilt 26 Sayı 2 (461-486)

[3] https://blacksea-cbc.net/wp-content/uploads/2020/09/BSB142_BioLearn_-Lake-Gala-National-Park-Current-State-Analysis-of-Waste-types-and-quantities-_TR.pdf

[4] Blacksea-cbc.net: Kaynakça: KAYNAKLAR

Balık, G., 2018. Gala Gölü Milli Parkı Örneğinde Ekolojik Rİsk Yönetimi Yaklaşımı, Doktora Tezi. Ege Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İzmir.

Baran, D., 2018. Sulak Alanların Sorunları ve Rehabilitasyon Önerileri: Akgöl Sulak Alanı, Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Biolearn proje raporu, 2020. Gala Gölündeki Kirlilik Türleri ve Durum Tespiti Paydaş Toplantısı, 23 Temmuz 2020, Enez, Edirne.

Dökmeci, A., H., 2005. Gala Gölü ve Gölü Besleyen Su Kaynaklarında Ağır Metal Kirliliğinin Araştırılması, Yüksek Lisans Tezi. Trakya Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Edirne.

Şişman, E., E., 2003. Gala Gölü Sulak Alanın Koruma ve Kullanma Kriterlerine Göre Peyzaj Potansiyelinin İncelenmesi, Doktora Tezi. Atatürk Üniversitesi Fen Bİlimleri Enstitüsü, Erzurum.

Tokatlı C, Köse E, Uğurluoğlu A, Çiçek A, Emiroğlu Ö. Gala Gölü (Edirne) Su Kalitesinin Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) Kullanılarak Değerlendirilmesi. Sigma Journal of Engineering and Natural Sciences, 32: 490-501, 2014.)

T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, 2010, Gala Gölü Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı Analitik Etüt Raporu, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Bel-Da LTD, Ankara, 581s.

T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, 2019, Gala Gölü Milli Parki Su Kaynaklari Yönetimi Alt Plani Ve Göl Hidrolojik Modeli Kurulmasi Alt Plani Nihai Raporu, Edirne.

Gala Gölü Milli Parkı

Post navigation