“Medya Samurayları” mız(1), İngiliz yazar, Naipaul’un 25-27 Kasım arasındaki Avrupa Yazarlar Parlamentosu’nun açılış konuşması için İstanbul’a davet edilmesine, İslamiyet’i ve Müslümanları aşağıladığı gerekçesiyle tepki gösteriyor.

2010 Avrupa Kültür Başkenti Edebiyat Yönetmeni Ahmet Kot,açılış konuşması için yazarın yönetim kurulu tarafından davet edildiği açıklamasını yapıyor.

Seçici kurullarda yer alanlarla yer almayanların siperlere girmesine neden olan bu polemiğin git gide daralan 2010 Avrupa Başkenti hoşgörü ve özgür düşünce platformunda alarm zillerinin çaldığını da kanıtlıyor mu?

Naipaul Müslümanları aşağılamış mıdır? Yoksa ‘ fanatizm ‘ i mi eleştirmiştir? Bunu anlamak için her şeyden önce yazarın yapıtlarını okumak gerekir. Bizim medya samuraylarımızın bir bölümü ‘ekmek parası’ gereği kelimelere odaklı oldukları için “İslam” kelimesini duyar duymaz “vay, sen benim tuttuğum takımı nasıl aşağılarsın” mantığıyla kılıçlarını çekiyor gibi görünüyor. Uygar dünyada entelektüel bakış açısının oluşma süreci içinde farklı kültürleri incelemenin yazarlık mesleğinin gereği olması itibariyle ideolojik anlamda tarafsız olmak ya da taraf tutmak da bir seçim olarak gündeme gelebilir.

Vidiadhar Surajprasad Naipaul Trinidad doğumlu İngilizce dilinde denemeler, kısa Hikâyeler ve romanlar yazan Nobel ödüllü bir yazar:
1932 doğumlu yazar Oxford Üniversitesinde burslu olarak okuyor. İngiliz vatandaşı. BBC ‘de gazeteci olarak çalıştığı dönemde de Hindistan ve Orta Doğu ülkelerine yaptığı ziyaretler sonrasında kitaplar yazıyor.

Orta Doğu ülkelerine yaptığı ziyaretler sonrasında bölgeye ilişkin yazılarını topladığı 1981 yılında yazdığı “Among The Believers” adlı kitabı, özellikle İran,Pakistan, Malezya ve Endonezyadaki İslami uygulamalara atıfta bulunuyor. “Devrim Muhafızları”,”Müslüman Kardeşler”, “Hamas” gibi İslami siyasal örgütler tarafından lanetleniyor. 1988 yılında yayınlanan “Beyond Belief” İslami fanatizmin uygulamalarına getirdiği eleştrinin devamı olarak görülmektedir.

Her şeye karşın bir yazarın söz ve düşünce özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik bu tür baskıların bir Bumerang etkisiyle medya samuraylarını da vurabileceği ihtimali vardır. Giderek kutuplaşan ve hürriyet alanı daralan Türkiye aydınlarının mücadelesi az kişiyle de olsa devam ediyor.

İngilizce okuyabilen okuyucularım için , London review of Books ‘da yayınlanan Michael Gisenan’ın makalesini tavsiye ederim:

http://www.lrb.co.uk/v20/n17/michael-gilsenan/manager-of-stories

(1) Samuray, eski Japonca lisanında derebeyine para ya da boğaz tokluğuna ‘hizmet etmek’ manasına gelen saburau kelimesinden türemiştir. 9.-12. yüzyıllar arasında samuraylar bir sınıf haline geldi. İki adla anılırlardı: Samuray (şövalye), Buşi (savaşçılar). Bu insanların bir kısmı yönetici sınıflara bağlıydılar. Bir kısmı ise para karşılığı savaşırlardı. kaynak: Vikipedia

V. S. Naipaul

Post navigation