Sansür, bir toplulukta, kurumda veya ülkede düşünce ve kavramların çeşitli yollarla kontrol altına alınması ve kontrol altında tutulması için uygulanan yöntemlerin tümüne verilen addır.

Düşünce özgürlüğü, insanın herhangi bir konuda istediği biçimde düşünme hakkıdır. Bu düşüncelerini ya da inançlarını kendince uygun gördüğü biçimde ifade edebilmesidir. Tüm iletişim araçları aracılığıyla hiçbir biçimde engellenmeden tüm bilgiye ve fikirlere ulaşabilme hakkıdır.

Düşünce özgürlüğü aklın özgürlüğü anlamına geldiği için tüm özgürlüklerin temelini oluşturur.

Her türlü yayın, haber ve bir yerden diğer yere gönderilen şeylerin, gönderilene ulaşmadan önce gerektiğinde bir birim tarafından kontrolü; bâzı fikirlerin yazılıp yayılmasının engellenmesi sansür kapsamına girer. Sansür, her şeyin zararlı ve kötü tarafının bulunabileceği gibi fikrin de kötüsünün toplum ve insanı, olumsuz yönde etkileyip, tahrip edeninin bulunduğu gerçeğinden doğmuştur.
Genelde baskı rejimlerinde siyasi iktidarlar tarafından uygulanır. En somut amacı, toplumu kendi “ideolojisi” doğrultusunda yönlendirmek için farklı fikir ve ideolojilerin yayılmasını engellemektir. Bunu yaparken de kullanılan gerekçe ; “toplumsal ahlakı” korumak ve devletin bireyler ve sivil toplum kuruluşları üzerinde kontrol sağlayacağı şekilde geliştirmektir. Genellikle toplumu etkileyen medya ve iletişim kurumlarında denetimsizce uygulanır ve ifâde özgürlüğünü bastırma amacı güdebilir.
Ayrıca, sansür, toplu iletişimden kimi düşünceleri ve konseptleri çıkarma yoluyla algıyı kontrol etme eylemi olarak da nitelendirilebilir. Halkın belli olayları iktidarın istediği yönde algılaması için iletişim elemanlarında filitreleme de yapılabilir. Sansüre uğrayan şeyler tek bir kelimeden başlı başına bir kavrama bir cümleye ya da paragrafa kadar değişebilir. Yöntem ulusal ve milli değer sisteminden, dini ve ahlâkî yargılardan yararlanarak kendini geniş kitlelere kabul ettirme yoluna gidebilir.
Sansür, bir sanat eserinin, bir kitabın veya bir konferansın gösteriminden önceki denetimini, fikirlerin ve haberlerin toplanması, bunların açıklanması ve yayılması işlevine karşı yöneltilen tüm engellemeleri ifade etmektedir. Devlet sansürü çoğunlukla toplumsal çıkarın bireysel çıkardan önde geldiği veya otoriter sistemlerin uygulandığı ülkelerde görülmektedir.
———————-
Sözlük Anlamları:
sansür; fr. neşr olacak şeylerin (kitap, film veya mektubların) hükümetçe kontrol edilmesi işi. İng: n. censorship, blue pencil, expurgation, news blackout, 1530s, Roman magistrate who took censuses and oversaw public morals, from L. censere “to appraise, value, judge,” from PIE base *kens- “speak solemnly, announce” (cf. Skt. śamsati “recites, praises,” śasa “song of praise”). Transferred sense of “officious judge of morals and conduct” is from 1590s; of books, plays, later films, etc., 1640s. The verb is from 1882. Related: Censored; censoring.

Sansür

Post navigation