Kim bilir kaç kez geçtim Bezirgan Köyünden? Doğa yürüyüşlerine başladığım yıllarda tüm Likya parkurlarını yürümek istiyordum. Yürüdüm de. Hemen hemen tüm parkurları birkaç kez yürüdüm. Bezirgan parkuru Kalkan ile Kaş arasındaki platolarda yer alıyor. Köy eski kral yolu üzerinde. Yer yer binlerce yıllık döşeme kervan yolunun parçaları üzerinde yürünüyor.  Her iki yönden de yürünüyor. Ya Bezirgan’dan Kalkan’a, ya da Kalkan’dan Bezirgan’a yürünüyor. Fark ya sekiz yüz metrelik tırmanış ya da sekiz yüz metrelik iniş. İniş daha kolay tabi.

Bezirgan köyü adı doğal olarak sonradan işgüzar bürokratlar tarafından verilenlerden. Köy binlerce yıldır üretim, inanç ve kültür merkezi olmuştur. M.Ö. 3 binli yıllara kadar uzanan geçmişiyle Likya’nın iki büyük başkenti olan Patara ve Xsantos gibi kentlere yakın konumda bulunan Bezirgan, aynı zamanda bölgenin önemli bir liman yerleşimi olan Kalkan’a (Kalamaki) ulaşım sağlayan tarihi yolun üzerinde bir durak niteliğinde. Eski adı Pirha olan köyün Likya kent devletleri için önemli bir tarım ve ticaret merkezi  olduğu biliniyor. İklimi tarıma çok uygun olan geniş platoda  antik çağdan kalma sulama  kanalları günümüzde de kullanılmaktadır. Kış aylarında ovada biriken suları diğer ovalara akıtmak için yapılan su kanalları hala duruyor.

Likya yolunun en keyifli etaplarından biri olan Kalkan Bezirgan etabında karşınıza fotoğrafta gördüğünüz tarihi ahşap tahıl (zahire) ambarları çıkar. Bu prototip ambar Likya bölgesi için neredeyse bir standart oluşturur. Bezirgan köyündeki tahıl ambarlarının sayıları yakın zaman öncesine kadar 150 civarında iken bu sayı günümüzde 89’a kadar düşmüştür.

2012 yılında korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilen tahıl ambarlarının 8 tanesi son 6 yıl içinde yok olmuştur. Bir zamanlar yüzlerce ambarın doldurduğu Ambarlar arası boğazında dizili duran son ambarların sayıları her geçen gün birer birer azalırken, Likya’dan Teke iline, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir tarım kültürü mirası da yavaş yavaş coğrafyanın ve tarihin belleğinden silinmektedir.[1]

Bugünkü Bezirgan köyünde Alevi ve Sünni iki farklı halk yaşamaktadır.  Aşağı tarafta Sünniler, yukarı tarafta ise Aleviler yerleşik. Sanki iki farklı dünya burası. Aleviler çağdaş giyim kuşamları ve kadın erkek eşitliği gibi demokratik değerleri uygularken Sünni tarafta katı bir Arap kültürü hakim. Bariz bir biçimde yabancılara düşmanca bakan birlikte yürüyüş yaptığımız  kadınlara bıyık burarak bakan bu erkekler insanı ürkütüyor. Kiliseden dönüştürülen camii yeniden yapılmış, pırıl pırıl boyanmış. Duvarına ışıklı harflerle “Hoş geldin Ramazan” yazılmış. Öte yandan oturdukları evler yıkılmak üzere. Büyük bir olasılıkla Rumlardan kalan güzelim cumbalı taş evler derme çatma bir biçimde tamir görmüş. Kırılan bir pencere camı yerine yastık konmuş. Sedir ağacından yapılan eski sundurmanın üstü metal bir levhayla kaplanmış.  Güzelim ağaç el işçiliğinin sergilendiği kepenkler, kapılar, doğramalar neredeyse bakımsızlıktan çürümüş durumda. Köyün aşağı tarafındaki  evler ve sokaklar ambalaj atıklarıyla dolu.

Köyün yukarı tarafında Hakyemez Derviş’in kahvesi bulunuyor. Davut (Derviş) Karadeniz’in işlettiği kahvehane Likya yolu yürüyüşçülerinin uğrak yeri olmuş. Hakyemez Derviş bir halk filozofu. İnançlı bir Alevi. Geniş bahçesinde çadır kurulmasına izin veriyor. Bir çok yerde görülen fahiş fiyatlar orada yok. Derviş yerli yabancı turistlerin dolandırılmasına karşı çıkıyor. Ayıplıyor onları.

“Alnımın terinden fazlasını istemem, hakkımı da kimseye yedirtmem.” Diyor. Bahçesinde ulu çınar ağaçları var. En yüksek olan  çınar ağacında bir baykuş var.  Bana göre “Minerva’nın Baykuşu “.  Orada tünediği daldan gelen geçeni izliyor. İnsanlardan da korkmuyor anladığım kadarıyla. Öylesine gözleri kapalı uyuyor. Geceyi bekliyor belki de.

Bezirgan hızla değişiyor. Yavaş yavaş yazlık evlerin çoğaldığı civar şehirlerden gelenlerle kalabalıklaşıyor.  Köyün tek  pansiyonu “Owlsland” (Baykuş diyarı) Erol ve Pauline çifti tarafından yönetiliyor. Pansiyonun özellikle Likya Yolunu yürüyenlere hizmet verdiği söylenebilir. Birkaç gün çadırda doğayla baş başa kalıp  zamanın akışını bekleyenler için çok uygun bir coğrafya.

[1]  Antalya Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü öğretim görevlisi Naciye Küçük’ün ambarlarla ilgili 2019 yılı proje çalışması kaynak olarak kullanılmıştır.

Bezirgan Köyü (Pirha)

Yavuz Çekirge


Freelancer


Post navigation