Ballı Kaya Kanyonu[1]

İstanbul ve çevresindeki doğa alanlarının keşfini sürdürüyorum. Daha önce doğa gruplarıyla gittiğim yerler var, gitmediğim yerler var. Ballı Kaya Kanyonu işaretlediğim alanlardan biri. İşaretlememin nedeni bu doğal alanı yapılaşmaya açmak için döndürülen fırıldaklar. İlk etapta doğal sit alanına sanayi sitesi inşa ediliyor. Şimdi de yol inşaatı için sit alanı statüsünün kaldırılmasını istiyorlarmış.[2] Bu doğal alanları yıkılıp darmadağın edilmeden görüp fotoğraflamak  isteğim.[3]

Ailecek yola çıkıyoruz. Nilgün, büyük oğlumuz Mehmet ve eşi İlayda da bize katılıyor. Doğada birlikte olmak keşif yapmak, fotoğraf çekmek amaçlı bir aile aktivitesi de denebilir buna. Uzun süredir birlikte böyle aktiviteler yapmak için sözleşmiştik. Sabah on gibi Ballıkayalar Tabiat Parkına ulaşıyoruz. Kadıköy’den otomobille bir saatlik yol. Trenle Gebze’ye ulaşıp oradan otobüsle de gidilebiliyormuş.

Tabiat parkı kavramı benim anladığım kadarıyla “piknik alanı” yerine kullanılıyor. Otopark, tuvaletler ve büfe var. Gölet etrafında çadır kuranlar var. Banklar konulmuş.  Anlaşılan hafta sonlarında burası ana baba günü oluyor. Mangal hazırlıkları yapılıyor. Top oynayan çocuklar, düğün fotoğrafçıları, başıboş köpekler dikkat çekiyor.  Burası aynı zamanda İstanbul kaya tırmanışı sporcularının da antrenman sahası imiş. Biz kahvelerimizi içerken hangi parkurda yürüyeceğimizi kararlaştırmaya çalışıyoruz. “Wicilock” da bulduğum iki farklı parkur var. Biri on kilometrelik zor bir parkur, diğeri ise kanyonun içinde yapılan gidiş dönüş parkuru.

Uzun parkuru daha cazip buluyorum. Parkur kanyonun sol tarafından iki yüz metre yükselerek orman içi patikalardan geçtikten sonra kanyonun başlangıcından giriş yapıyor ve  otopark noktasında sona eriyor. Biz (ben) bu parkuru seçiyoruz. Kanyon girişine kadar son derece keyifli bir yürüyüş yapıyoruz. Kocayemişler ormanı sandal ağaçları meşe ağaçları arasında orman içi patikalarda nefis bir yürüyüş yapıyoruz.

Makiler arasından zorlukla ilerleyerek kanyonun girişini arıyoruz. Girişi çalılarla kapanmış. Neden sonra girişi buluyoruz. Kanyonun içinde ilerledikçe zorluklar da kendini göstermeye başlıyor. Ben patika bulacağımızı düşünüyordum. Ama hiç te öyle olmadı. Kayaların üzerinden atlayarak Ballıkaya deresinin bir bu yanına bir o yanına geçerek ilerliyoruz. Meyve bahçelerinin bulunduğu alana geliyoruz. Burada  köpeklerin saldırısına uğruyoruz. Dev gibi köpekleri zar zor uzaklaştırıyoruz. Kanyon içi yürüyüşü giderek zorlaşıyor. O vakit bende alarm zilleri çalmaya başlıyor. Bir patika olmadığına göre kanyon içinden yürümek zorunda kalacağız o da suya girmeden çok zor. İlerlememiz kayaların üzerinden gerçekleşiyor. Biz hala bir patika üzerinde gideceğimizi zannederken patikanın olmadığını fark ediyoruz. Artık öyle bir noktadayız ki, ne geri dönebiliyoruz ne de farklı bir çıkış bulacağımız bir noktada değiliz. Tek yön kanyonu yürümek. Kayalar artık bize geçit vermiyor. Meyve bahçalerine doğru gidip kanyondan çıksak o vakit köpeklerin saldırısına uğrama riski var.

Bir kayadan öbürüne atlayarak ilerliyoruz. Bu kanyonu geçmek için suya girmek gerekiyor. Ekipmanımız yok. Suya girmeden geçmeye çalışıyoruz. Birkaç tehlikeli noktayı güçlükle geçiyoruz. Şelalelerin olduğu yerlerde kayalar çok kaygan. Büyük şelaleyi geçerken ayağım kayıyor yuvarlanıyorum. Büyük bir şans eseri ciddi bir sakatlık olmuyor. Kanyon yürüyüşümüz tam bir kabusa dönüşüyor.

Ben bu parkuru seçtiğim ve tüm ailemi peşimden sürüklediğim için kendimi suçluyorum. Bu çok büyük bir hata.  Oysa kanyon geçişi olduğunu tahmin etmeliydim. Çok çetrefilli kaya geçişleri yaparak başlangıç noktasına varıyoruz. Keyifli bir doğa yürüyüşü yapalım diye yola çıktık ama yürüyüşün son iki kilometresi bir kabus gibi üzerimize çöktü. Bu yürüyüşten çıkardığım çok önemli dersler  var.

Hata yapmayınca bir şey de öğrenilmiyor. Dönüş yolunda bir hastaneye uğrayıp yara berelerimi tedavi ettiriyoruz. Bu kadar yürüyüş tecrübesi olan ben bu hatayı nasıl yaptım anlayamıyorum. Birincisi bu tür yerlerde rehber olmadan yürümemek lazım. O vakit bilmediğimiz parkurlarda önce bir rehber arayacağız. Zor dereceli parkurlara özellikle tehlikeli olanlara girmeyeceğiz. Kanyon geçişleri için özel ekipman desteği ve eğitim almak gerekiyor. Yoksa bizim yaptığımız gibi risk alarak kayadan kayaya atlayarak yapılacak bir iş değil. Fotoğraf çekimi için de şelaleleri uzun pozlama yapma fırsatı olmadı. Bir yandan nasıl geçeceğimizi düşünürken öte yandan fotoğraf çekmek mümkün değildi. Oysa esas yapmamız gereken kanyon başlangıcından yavaş yavaş keşfederek fotoğraf aramak gerektiğinde daha ileri gitmemek gerekiyordu.

Bir kanyon macerası da hafif yara berelerle sona ermiş oldu.

Şimdi aradan birkaç gün geçtikten sonra düşünüyorum da doğada  kaza geçiren insanın  yardımına koşacak tek bir sağlık kuruluşu bile yok. Ballıkayalar kanyonunda yaşları 2-80 arasında binlerce insan hiçbir uyarı levhası olmadan kayadan kayaya atlıyor. Her yerde olduğu gibi ilgili  belediye bu kanyonu halk sağlığı açısından hiçbir şekilde denetlemeyi düşünmüyor. Tüm parkın işletmesini  birilerine ihale ediyor  ama bir standart getirmiyor. Birincisi ve en önemlisi tabiat parkının tümünün  gözden geçirilerek uyarı ve yön levhalarının yerleştirilmesi, yürüyüş patikalarının açılması, içme suyu temini, sağlık ocağı, çöp hizmeti, vb. gibi son derece önemli tedbirlerin alınması hayati önem taşımaktadır. Kaza geçirenlerin süratle hastaneye yetiştirilmesi için ambülans servisi, kurtarma ekibi gibi hizmetlerin de organizasyonu çağımızın gerektirdiği standartlar arasında sayılmalıdır. Belediyelerin bu hizmetleri ana görevleri arasında değerlendirmeleri için ilgili bakanlıkların ülke çapında planlama ve altyapı analizleri yaptırması gereklidir diye düşünüyorum. Doğa yürüyüşçüleri artık eskiye oranla daha fazla. Belediyelerin bu potansiyeli gelir kaynağı olarak görmelerinin bir sakıncası yok ama esas olan hizmet getirebilmek halkın yaşamını kolaylaştırmak değil mi?

[1] “Kocaeli ili; Ballıkayalar, Beşkayalar, Eriklitepe, Kuzuyayla, Suadiye, Uzuntarla, Gazilerdağı ve Uzunkum olmak üzere toplam 34.419,6 dekar alana sahip 8 adet Tabiat Parkına sahiptir. Türkiye’de bulunan tabiat parklarının alan itibariyle % 3,55’i Kocaeli il sınırları içerisinde yer almaktadır.Ballıkayalar Tabiat Parkı, Gebze kent merkezinin 12 km. kuzey batısında yer alır.Ballıkayalar Tabiat Parkı içerisinde zorluk derecesi değişiklik gösteren ve doğa gezilerine imkan sağlayan çok sayıda yürüyüş parkuru yer almaktadır. Kanyonun güney girişinden kuzeye doğru kanyon boyunca vadi tabanında yaklaşık 700 m boyunca mevsim koşullarına bağlı bir şekilde kayalar üzerinde yürüyüş imkanı bulunmaktadır. Ancak burada yürümek oldukça güçtür. Kuzeye doğru ilk 700 metreden sonra yer alan 3 adet küçük çağlayanın bulunduğu 500 metrelik kesim, risklide olsa mevsim koşullarına göre güç koşullarda yürüyüş imkanı sağlar. Bu kesim geçildikten sonra kuzeye doğru dere boyunca yürüyüş imkanı kolaylaşmaktadır. Kuzeyde Denizli köyünden başlayarak, tarım alanlarını geçen, Ayvalık Dere boyunca güneye doğru ilerledikten sonra Üçdere Ağzı Mevkiinden sonra sırayla Deli Dere, Gürgen Dere ve sonrasında kanyon içinde Ballıkaya Dere boyunca ilerleyen, kanyon çıkışından sonra yine Ballıkaya Dere boyunca devam edildiği takdirde meyve bahçeleri içinden geçerek Tavşanlı-Demirciler yoluna bağlanan parkur en uzun parkurdur. İkinci parkur olarak değerlendirilen bu güzergah yaklaşık 9 km uzunluktadır. Bu parkura birkaç yan parkurunda ilave edilmesi mümkündür. Diğer yandan, kanyonun güney girişinden batıya doğru yönlenerek Söğüt Dere’nin kenarından kuzeye çıkan patikayı takip ederek kanyon girişindeki batı bloğun tepesindeki bakı noktasına ulaşan üçüncü bir parkur da bulunmaktadır.” Kaynak: U. Ü. ZİRAAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, 2017, Cilt 31, Sayı 2, 157-175

[2] https://ozgurdenizli.com/doga-katliaminda-sinir-yok/

[3] https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/391672

 

Ballıkayalar Tabiat Parkı

Yavuz Çekirge


Freelancer


Post navigation