İşte  yine yeniden sonbahar aylarına girdik. Sayılarla ve inancıyla arası iyi olanlar için üç seçenek var ;2019, 1441 ya da 5776. Bu kaçıncı sonbahar diye sorulduğunda da farklı cevaplar alınacaktır.   Sonbaharın da dönemleri var. Erken sonbahar, (Early Fall), geç sonbahar (late fall), sıfatlarıyla üç döneme ayrılıyor sonbahar mevsimi. Yaz mevsiminin sona erip sonbahara giriş esasında takvime bakarak değişimi algılayanlar  vardır ama bu genellikle sağlıklı bir sonuç vermeyebilir. Esas itibariyle doğayı izleyerek mevsimlerin dönüşünü anlamak daha belirgin ve kolaydır. Sonbaharın en belirgin özelliği geniş yapraklı ağaçların yaprakları sararmaya başlamasıdır. Meşe, Kayın, Kestane, Kızılağaç, Kavak, Ihlamur, Akçaağaç, Dişbudak, Akasya, vb. gibi ağaçların yaygın olarak bulunduğu bölgelerde bu sararma daha belirgin olarak gözlemlenebilir. Eğer yaşanan bölgede bu ağaçlardan varsa sonbaharın dönemlerini izlemek daha kolaydır. Eylül ayının başlarından kasım ayının sonlarına kadar bir değişim yaşanır.  Benim favori ağacım  kayın ağacı. Sonbaharı en iyi gösteren ağaç bence kayın. Her ülkede farklı bir türü bulunmasıyla değişik isimler alır. Tür adı olarak “Fagus” kullanılmaktadır. Yedi yüz yaşına kadar yaşayabilen kırk metreye kadar boylanabilen kayın yaprakları halk arasında şifa olarak da kullanılmaktadır. Marmara, Kuzey Ege, Doğu ve orta Karadeniz bölgelerinde yaygındır.

Zamanın döngüsel olduğunun en iyi örneği galiba mevsimler. Sonbahar gidiyor, kış geliyor sonra ilkbahar yaz ve ardından tekrar sonbahar  geliyor. Zaman nasıl oluyor da doğrusal değil de döngüsel olabiliyor diye düşünmeden edemiyor insan. Uzak doğu inançları “Samsara” kelimesiyle  ifade ediyor  döngüyü. Reenkarnasyon gibi yeniden doğuş gibi de izah etmek mümkün. Zamanın doğrusal değil de bir çember gibi bir elips gibi hareket ettiğinin bir kanıtı mı acaba mevsimlerin döngüsü?

Antik çağda bugünkü gibi filozofların en fazla ilgilendikleri konu zaman kavramı idi. Zaman neydi? Zaman var mıydı yoksa yapma bir şey miydi? Antik Yunan filozofları iki zaman kavramı üzerinde duruyorlardı:  “Khronos”[1] ve “Aios[2]”. Mitoloji zamanı “aios “ zamanı bir döngü olarak izah ediyordu.

Antik çağda kutlamalar ve festivaller de zaman döngüsüne göre kurgulanıyordu. En bilinen festival Eleusis festivalleriydi. Sekiz ayrı dönemde kutlama yapılıyordu. Bu kutlamalar sırasıyla :

  • Thesmophoria,
  • Haloa,
  • Khloaia,
  • Mikra Mysteria,
  • Thargelia,
  • Skira,
  • Makra Mysteria

 

Demeter adına düzenlenen en yaygın festival “Thermophoria” festivaliydi. Attik[3] takvime göre Pyanopsion döneminde yani eylül-ekim aylarına denk gelen bu festival, toprağa tohum atmanın kutlandığı günlerdi. Nitekim “ekim”  ayı da adını tohumlama döneminden almış olmalı.

Persephone’nin[4] her sonbaharda yeraltına Hades’e gidip, her ilkbaharda annesine Eleuise (Demeter)  ‘ye dönüşü gibi. Bu mitolojik hikayenin zamanla ilişkisi olduğu kadar cennet meyvesi olarak bilinen nar la da alakası vardır. Persephone altı adet nar tanesi yediği için senenin altı ayını Hades’le yani yeraltında geçirmek zorundadır. Hangi aylardır bunlar? Eylül-şubat dahil olan sonbahar ve kış aylarıdır. Bereket tanrıçası Demeterin üzüntüsü ağaçların yapraklarına yansır. Ağaçların yaprakları sararır ve dökülür. Persephone geri dönene kadar da ağaçlar canlanmaz. Bu mitolojik hikaye her yıl meydana gelen mevsimsel döngüyü izah etmektedir.

Zamanın bir diğer ölçüsü de güneşin hareketleridir. Gündüz ve gecenin oluşumu, ayın hareketleri bir sistem oluşturur. Döngüsel zamanın işaretleri ve kanıtları. Öte yandan doğrusal zamanın kanıtlarını bulmak biraz zor. Milat yani doğum nasıl oldu da sıfır noktası oldu? On birinci yüzyıl ne zaman başladı? Tüm bu sayılar hangi zaman kuramına göre hangi takvime göre belirlendi? Elimizde ne gibi kanıtlar var? Günlerin adları, ayların adları bütün bunlar oldukça soyut? Soyut bir kavram olan notalar gibi. Ses var ama nota da bu seslerin soyut sembolleri değil mi?

Din ile  mitolojinin daha  birbirinden ayrılmadığı dönemde zamanı ölçen en önemli iki şey güneş ve aydı. Şems ve kamer. Doğumlar ve ölümlerin  de zamanın ölçüsü olarak düşünüldüğü hatta kullanılmaya başladığı dönemde ölülerin gittikleri sanılan  yerlerde ruhlar aleminin  olduğu, gidenlerin neden geri dönmediği  ve doğan çocukların nereden geldiği  de merak edilmeye başlandı.

Zaman kavramı  güneş, ay, yıldızlar  gibi doğumlar ve ölümler gibi merak ediliyordu. Her sabah güneş doğuyor her akşam güneş batıyordu. Mevsimler geçiyor bereketli olduğu kadar kıtlık  günleri de oluyordu. Her gece yıldızlar görünüyor, bazı yıldızlar belirli dönemlerde yer değiştiriyordu. Değişen gök cisimlerini, mevsimleri  izleyerek kayda alma geleneği ortaya çıktığında dinler ve din adamları da ortaya çıktı.

Dinlerin ortaya çıkmasıyla  tanrılar da ortaya çıktı. Güneş, ay, rüzgâr, şimşek, fırtına, kültleri vb. gibi doğa olayları tanrılarla açıklandı. Her bölgenin koruyucu tanrıları vardı. Binlerce tanrının ortaya çıktığı çok tanrılı dönemlerde tanrıların temsilcisi olduğu söylenen krallar ve  tanrıların buyruklarını ileten  ve yorumlayan  ulu rahiplerin ve de ortaya çıktığı dönemdi. Ulu rahipler kralların en önemli yardımcısı olarak devlet hiyerarşisinde yerini alıyordu. Zamanın çocuğu olmak kolay mı? Akıp giden bu nehir nereye doğru akıyor acaba?

Sonbaharı fotoğraflama düşüncesi tüm yaz ayları boyunca etrafımda döndü durdu. Bu yıl daha farklı yörelere gitmeliyim görmediğim yerleri görmeliyim diye düşündüm durdum. Hep Yedigöller, hep Yenice mi olacak sonbaharın adresi?  Bu yıl öncelikle Dersim’i sonbahar aylarında da ziyaret etmek istiyorum. 17-20 Ekim tarihlerinde orada olacağız. Sonra Kaz Dağlarını düşünüyorum. Sanırım Yedigöller ve Yenice’ye de uğrarım.

Bu düşüncelerin arasında  İngmar Bergman’ın “Höstsonaten” , sonbahar sonatı adlı filminin parçaları da belleğimde canlanıyordu. Sonbahar renkleri ve Chopin’in opus 28, 2 numaralı Preludé ‘ünü sanki yeniden duyuyorum. Ingmar Bergman neden bu iki numaralı prelüdü kullandı da diğerlerini kullanmadı acaba? 1838-39 kış mevsimini Mayorka’da geçiren Chopin orada piyano için her tonda yirmi dört adet Preludé bestelemiş. Müzik tarihçileri o kış mevsiminde Chopin’in kafasının çok karışık olduğundan söz eder. Onların görüşüne göre her ruh hali (mood)  için  ayrı Preludé bestelemiş. Bestecilerin müzikle olan ilişkileri bir çok bakımdan onların entelektüel kapasitelerine de bağlı olarak eserlerine yansıyor.

Hiç şüphesiz sonbahar da bir çok sanatçıya esin kaynağı olmuştur. Bir kayın ağacını ve dökülen yapraklarını yansıtan sanat eseri metaforlarla yüklüdür. Müzik, resim, edebiyat, her ne sanat dalı olursa olsun sanatçı sonbaharı kendi yaşamıyla irtibatlandırıp yeniden kurgulayacaktır.

————————————

[1] Bir Titan olan Kronos adını zaman anlamına gelen khronos sözcüğünden almaktadır. Gaia’nın doğurduğu son titan olmakla birlikte, zamanı yarattığı ve zamanlarda seyahat ettiği söylenir. Kronoloji sözcüğü Kronos isminden türemiştir. Roma mitolojisinde Satürn olarak da bilinir.

[2] Döngüsel zaman, dairesel zaman kavramı. Mitolojide Eleuise gizemleri gibi.

[3] ATTİKA TAKVİM SİSTEMİ

HEKATOMBAION (22 Haziran – 21 Temmuz)

METAGEITNION (22 Temmuz – 19 Agustos)

BOEDROMION (20 Agustos – 18 Eylül)

PYANEPSION (19 Eylül – 17 Ekim)

MAIMAKTERION (18 Ekim – 16 Kasim)

POSEIDEON (17 Kasim – 15 Aralik)

POSEIDEON B’ (16 Aralik – 26 Aralik)

GAMELION (27 Aralik – 25 Ocak)

ANTHESTERION (26 Ocak – 23 Subat)

ELAPHEBOLION (24 Subat – 25 Mart)

MOUNYKHION (26 Mart – 23 Nisan)

THARGELION (24 Nisan – 23 Mayis)

SKIROPHORION (24 Mayis – 21 Haziran)

 

Zaman; 29 veya 30 günden oluşan ay takvimine göre belirlenmiş aylarla belirtilmiştir. Attika takvimde 12 ay vardır ama, her 4 yılda bir 12 gün arttığından ötürü, bu 12 günden de bir 13. ay oluşur (böylece; Attikalılar her ne kadar ay takvimi kullanıyor olsalar da tüm günler toplandığında, karşımıza 365 gün çıkıyor, yani güneş takvimi gibi…)

Ayin ilk günü Noumenia (yani yeni ay) olarak adlandırılır. Ve her ay; 10’ar günlük üç periyoda bölünür. Eğer bir ayin üçüncü (yani son) periyodu 10 gün ise buna complete (yani tam) denir; eğer ayin son periyodu 9 günden oluşuyorsa buna hollow (yani bos, eksik) denir.

Bu ayların ilk on günlük periyoduna Istamenoa (yani ay baslangici), ikinci periyoda Mesountos (ay ortası) ve son periyoda da Legontos (yani geriye doğru, tersine) adı verilir. Legontos periyodu geriye doğru sayılır. Örneğin; 10. Legontos’tan sonraki gün 9. Legontos’dur, gibi…

Yıl yaz ile başladığı için; bu takvimin ilk ayı bizde Haziran ile Temmuz arasındadır.

Kaynak: http://arkeomito.blogspot.com/2008/05/attika-takvim-sistemi.html

[4] Persephone, Tanrı Zeus ve Bereket Tanrısı Demether’in kızlarıdır. Hades ise Zeus’un erkek kardeşi ve Ölüler Diyarı’nın hakimidir.

Erken Sonbahar    

Yavuz Çekirge


Freelancer


Post navigation