Poseidon Helikonios kültü, M.Ö.1200 yıllarında gerçekleşen  “Ege göçleri” İon kolonizasyonu  sürecinde Hellas’ın Helike bölgesinden gelen İon kökenli göçmenlerin tapınım biçimidir. İon kent devletlerinin ve ticaret kolonilerinin Ege kıyılarında kuruluş sürecinde oluşturulan dini ve siyasi birliğin adı Panionion’dur. Bin yıl kadar süren İon kent devletleri hanedanları hem dini hem de siyasi bir birlik olması itibariyle Panionion’a büyük önem vermişlerdir. Dini merkez olarak kabul edilen” Priene” tüm kutsal törenleri yöneten çok önemli rahipler yetiştirmiştir. Özellikle Panaionion festivali sürecinde rahipler aktif görev alarak kent devletleri temsilcilerinin aralarında siyasi olayları konuşup kararlar almalarında  danışman olarak da görev almışlardır.

Miken krallığının yıkılmasından sonra Euboea, Kynuria, Argolis, Attika-Boeotia civarından gelen göçmenler  Ege kıyılarında (İon Denizi) koloni kentler kurmuşlardır.  Strabon’ a göre Dorların önünden kaçan  Pausanias, Melanthos ve Kodros ile başlayan kral sülalesinden olan asker kökenli asiller  İon göçlerini gerçekleştirmiştir.Ekrem Akurgal’ın verdiği bilgiler doğrultusunda İon göçlerinin MÖ. On birinci asırlara tarihlendiği görülmektedir. İon Birliği M.Ö. 650 yılları civarında kesinlikle kurulmuş olmalıdır. Panaion birliğinin  kurulma tarihi olarak M.Ö. 900 ile M.Ö. 700 arasını gösterebiliriz. Hiçbir göç hele böylesine kapsamlı olanı bir kaç yılda gerçekleşmemiştir. Ion göçlerinin asırlar sürdüğü epigrafik verilerden anlaşılmaktadır. Antik tarihçilerin verdiği bilgiye göre de (Strabon, Heredotos, Vergilius, vb.) İlk göçlerin belli kabileler tarafından gerçekleştirildiği yerel halkla daha iyi ilişkiler kurmak için evlilikler yapıldığı ve ortaya çıkan yeni neslin kendini yaşadığı kentle tanıtmasına neden olmuştur. Yeni nesil artık kendini Miletoslu, Efesuslu,vb. olarak görmektedir. Asırlar alan asimilasyon süreci de bu şekilde tamamlanmış olmaktadır.

 

 

Ion göçmenlerinin kurdukları on iki kent devletinin siyasi birliği Panaionion olarak bilinmektedir. Helen kolozasyonu dönemi olarak da bilinen bu göç dalgası bugünkü Yunanistan, Makedonya  ve Trakya bölgelerinden gemilerle gelen Helen kökenli göçmenlerin gerçekleştirdiği ve asırlar süren bir süreci kapsamaktadır. Kimi tarihçilere göre bölgede yaşayan yerel halk göçmenlerin yerleşmesine engel olmak için mücadele etmiştir.

Herodotos, Panaionion birliği konusunda şöyle yazmıştır:

“Panionion Mykale burnunda kutsal bir yerdir; kuzeye doğru bakar, tüm İonialıların katıldıkları bir antlaşma ile Poseidon Helikonios’a adanmış bir bölgedir; bütün yerleşimlerden gelen İonların Panionia adı verilen bayramı kutlamak için burada toplanmaları gelenek haline gelmiştir”

 

Sonuç itibariyle Poseidon-Helikonios Kültü Ion koloni kentlerinin tapınım biçimi olmuş, aradan geçen zamanla özünden uzaklaşarak daha farklı bir şekil almıştır. Belirli bir tapınağı olmayan bu kült merkezi konumda bulunan bir Poseidon altarı önünde yapılan kurban törenleriyle  diğer tapınımlardan ayrılmıştır. Prieneli rahiplerin ayrıcalıklı bir imtiyaza sahip oldukları bilinmektedir. Panainoion festivalleri ancak bir Prieneli rahip tarafından yönetilebilirdi. Zamanla bazı rahiplerin bu imtiyazları menfaat karşılığı sattıkları da görülmüştür. Antik çağda dini törenler ancak asil soydan gelen rahipler tarafından yönetilebilirdi. Kent meclisine üye olan her asil de rahiplik görevi yapabilirdi. Törenin tüm masraflarını karşılayan kişi de rahip olmak zorundaydı. Tören için getirilen kurbanlar ve bağışlar önemli bir gelir kaynağı teşkil ettiği için rahiplik yapmak isteyenlerin sayısı da hiç te az değildi.

Ionya olarak adlandırılan bölge bugünkü İzmir ve Aydın kıyıları olarak belirlenmektedir. Hermos ve Meandros nehirleri arasındaki bölge olarak da Strabon tarafından tarif edilmiştir. On iki art bir Ion kolonisi olarak belirlenen kentler şunlardır:

  • Phokaia -Foça
  • Klazomenia-Urla
  • Erythrae-Çeşme
  • Teos -Seferihisar
  • Kolophon-Değirmendere 
  • Lebedos -Ürkmez
  • Ephesos -Efes
  • Priene -Söke
  • Mydnos -Gümüşlük
  • Miletos -Milet
  •  Khios -Sakız adası
  • Samos -Sisam Adası
  • Smyrna -İzmir
 
 Miletos birliğin başkenti olarak biliniyordu.  Dört limana sahip çok eski bir kıyı kenti olan Miletos, Atinalı Kral Kodros’un oğlu Neleus yönetimindeki İyonyalılar tarafından kurulmuştur. Eski kaynaklarda Miletosluların doksan koloni kurdukları belirtilmektedir. Bunların en önemlileri Mısır’da Naukratis, Marmara Denizi kıyısında Kyzikos, Karadeniz Bölgesinde Sinope, Amisos ve Olbia’dır.  Thales, Anaximandros, Anximenes gibi doğa filozofları, tarihçi ve coğrafyacı olan Hekataios, kent plancısı Hippodamos, İstanbul’daki Ayasofya’nın mimarlarından İsidoros, Atina’da felsefi toplantılara katılan Perikles’in eşi Aspasia Miletos’ludur.

Ünlü mimar Hippodamos’a göre kentler, demokrasi ve eşitliğin kurulması için düzenli caddelerle planlanmalıdır. Diğer amacı, devletin özel mülkiyetteki toprak parçalarını daha iyi kontrol edebilmesini sağlamaktır. Bölümlere ayırdığı parçaları değişik amaçlar doğrultusunda kura ile paylaştırması yaratıcılığının en güzel örneklerindendir.Ona göre ideal kent nüfusu (optimum) 10000 kişi olmalıdır. Platon’a göre kent, komşularına yardım edebilecek ve kendini savunabilecek düzeyde büyük olmalı ancak vatandaşların birbirlerini tanıyarak yöneticilerini seçebilmeleri için fazla büyük olmamalıdır. Pythagoras’a göre yeterli nüfus 1x2x3x4x5x6x7 = 5040 olmalıdır. Miletos’un nüfusu da zaman içinde değişmesine karşılık yaklaşık 14400 kişi kadardı. Günümüzdeki mega kentlerin milyonluk nüfuslarının hiç bir düzene uymadığı da ortadadır.

M.Ö. 650-494 yılları arasında İonia en görkemli dönemini yaşamıştır. Bu dönemi İonia’nın “altın çağ”ı olarak tanımlamak da mümkündür. Altın çağ Miletos’un Persler tarafından işgaliyle son bulmuştur.

Anadolu’nun Pers orduları tarafından işgali sürecinde Ion devletleri Miletos’un önderliğinde bir isyan hareketi başlatmışlardır. M.Ö.494 yılında Miletos kentinin Persler tarafından tahrip edilmesi ile birlik ciddi bir sarsıntı geçirmiştir.  Persler Miletos halkının savaşçılarını Basra körfezi kıyılarına sürgün etmişlerdir. Ion devletlerine ceza olarak ağır vergiler koyan Persler’in gücünü kıran savaşlar olmasaymış belki de ION devletleri ortadan kalkabilirdi.  Atinalılar’ın Maraton savaşında  (MÖ. 490), Salamis deniz savaşında (MÖ. 479), M.Ö.479 yılında Plataia ve Mykale‟de, M.Ö.467-466 yılında da Pamphylia‟daki Eurymedon‟da Perslere karşı başarılar elde etmiş, ancak M.Ö.449‟da imzalanan Kallias Barışı İon devletlerine barış ortamını hazırlamasına rağmen gerekli özgürlük ortamı yine de oluşamamış ve bu tarihlerde çoğu Batı Anadolu devleti Perslere karşı kurulmuş olan Attika Delos Deniz Birliği‟ne üye olmasına rağmen M.Ö.386 yılında yapılan Kral Barışı ile bölge tekrar Perslerin egemenliği altına girmişti.
Perslerin yoğun baskısıyla Panainoion birliği çöküşe geçmiştir.
Ion şehirleri neden önemlidir? Her şeyden önce bu kentlerin en az bin yıl kadar önemini koruduklarını söylemek gerekir. Gerek planlama, gerekse de siyasi olarak son derece değerli bilgilerin elde edilebileceği Ion antik kentlerini gezip araştırmak, iki bin beş yüz yıl önce mimarlık, heykel ve felsefe alanlarında ne denli ilerleme kaydedildiğini kavramak açısından önemli. Bugün Miletos ve Priene antik kentlerini görmeden bu toprakların uygarlık seviyesini anlamak mümkün değildir. Halkın büyük bir çoğunluğunun “Gayri Müslim” olarak tanımladığı  öte yandan şövenist arkeolog ve tarihçilerin “Bunlar Yunan bizle ne alakası var? ” türü yorumların değersiz olduğunu da söylemek gerekir. Bin yıl süren Ionya bilinci konuşulan dilden, mimariye, edebiyattan bilime kadar bir çok alanda etkili olmuş, Batı Anadolu ile özdeşleşmiştir. Bu medeniyetlerin inanış sistemleri, festivalleri, dini törenleri, tiyatro eserleriyle bugünkü yerel kültürden  çok daha gelişmiş olduğunu söylemek mümkündür. Bugün Dilek yarımadasında kurulan yeni derme çatma kentlerin birer beton yığınından öte bir anlam taşımadığını söyleyebiliriz. Geçmişle bağlantısı olduğu ilk bakışta anlaşılan on sekizinci yüzyıl yapıları örneğin Doğanbey’de Çeşme’!de, vb. restore edilerek yaşam alanlarına dönüştürülmektedir. Halkın bir bölümü kültürel değerlere sahip çıkarken hala Demir Çağı kafasıyla hareket eden aç gözlü diğer bölümü bu eserleri hazine arama bahanesiyle tahrip etmektedir. Bu yaman kültürel çelişki bugünkü Türkiye Cumhuriyeti insanının çözmek zorunda olduğu bir problemdir. Görünüşe bakılırsa çözüm daha çok uzaklarda görünmektedir.
———————————————————————————————————————————————————————————-
Kaynaklar: 
  • Aytüre, Serpil, Poseidon Helikonios Kültü, Pamukkale Üniversitesi SBE Dergisi, Sayı: 25/2016, Sayfa:297
  • Vural, Yiğit, Dr., Antik Ege’de on iki İon Kenti, Powerpoint sunum,
  • Boyana, Hülya, Panionia Birliği, Yrd. Doç. Dr. Ankara Üniversitesi tarih Bölümü
  • https://aktiffelsefebakirkoy.org/makaleler/anadoluda-ilk-planli-kent-miletos-hippodamos

 

Panionion,

Yavuz Çekirge


Freelancer


Post navigation