Bir buçuk milyon yaşında bir doğa harikası Güver Kanyonu.
Nedense “Güver Uçurumu” adını vermişler.
Kahverengi yol tabelasında da öyle yazıyor. “Güver Uçurumu”
Antalya Şehir Merkezi’ne  kuzey batı yönünde yirmi kilometre mesafedeki Döşemealtı Düzlerçamı adı verilen yerde bulunuyor. Korkuteli asfaltından sapılıyor. Döşemealtı isminin ise  bölgede bulunan “Via sebaste” antik Roma yolundan ötürü verilmiş olduğu sanılıyor. Aslında tüm Via Sebaste yol ağı muhafaza edilebilseydi daha doğrusu tahrip eden geri zekalılardan korunabilseydi belki de dünyanın bir numaralı yürüyüş parkuru olabilirdi. Düzlerçamı ise bölgenin çam ormanlarından ötürü verilmiş bir isim olsa gerek. Güver Uçurumu ya da kanyonu Güver Çayı nedeniyle verilmiş bir isim. 

Kanyonu oyan Güver çayı Konyaaltında deniz dökülen Boğaçayı’nın bir kolu. Karaman, Güver ve Çandır çaylarının birleşmesiyle Boğaçay adını alan akarsu Konyaaltından denize dökülüyor. Antalya’nın zengin akarsu potansiyelini teşkil eden “Kırkgöz su kaynakları ” arasında sayılır. Gürkavak Kaynak suları ile, Çubuklu, Tabak, Manastır, Sınır ve Sakızlıklı Derelerin sularından beslenen Karaman Çayı kuzey batı yönünden başlayıp doğuya doğru akmaktadır. Tabiat Parkı’nın güney doğu köşesinde, Kırkgöz kaynaklarının bir kısmından oluşan dereler, güneye doğru akarak Güver Kanyonunu oluşturan Güver Çayı ile birleşir.  Karaman Çayı bu birleşmeden sonra Güver Kanyonu’nu daha da genişletip derinleştirerek Güney doğuya doğru yönelir ve sonra genişliği yer yer 8-10 metreye kadar düşen Kapız Boğazı’nda küçük bir göl oluşturarak Antalya Konyaaltı ovasına açılır. 

Bu noktada bulunan diğer su kaynakları ile birleşerek DSİ’nin yaptığı regülatör, kanal ve kanalet gibi düzenlemelerle binlerce hektarlık tarım alanı sulamasında kullanılır, sonra 2. Arapsuyu Çayına kavuşarak Akdeniz’e dökülür.

Kuzey doğuda Çubuk Boğazı Batısında yer alan “Kırkgöz” yer üstü su kaynakları eşine ender rastlanabilecek, temiz, zengin doğal su kaynaklarıdır. Bu kaynaklardan çıkan suların büyük bir kısmı, 1960 lı yıllara kadar hemen kaynakların yakınında bir yer altı mecrasına dökülür, daha sonra Varsak Beldesi yakınında yer üstüne çıkar ve Düden Çayı (Kataraktes Irmağı) olarak Antalya ovasını kısmen sulayarak Antalya Lara bölgesindeki yalıyarlardan (falezlerden) denize dökülür. Kırkgöz kaynaklarının yine küçük bir kısmı da binlerce yıllık antik su kanalı ile Döşemealtı batı platosunu sulayarak güney batıya akar, fazlası Güver çayına dökülür ve Güver Kanyonu’na birleşir.”(Alıntıdır)

Güver Kanyonunda tespit edilen 41 endemik bitki türünün ana kaynağı bu akarsulardır.

Her ne kadar HES’ler marifetiyle sular son yıllarda yok olma sınırına geldiyse de yine de kanyonun dibinden akan cılız bir dere var. Bir buçuk milyon yıldır gürül gürül akan çaylar son on beş yılda yok olma noktasına yaklaşmış durumda. Yerel idarelerin binlerce marifetinden bir tanesi. 
Güver Kanyonu’nun uzunluğu 2 km. Kanyon yanakların yüksekliği yer yer 115 metrelere kadar ulaşıyor. Uçurum adı da buradan kaynaklanıyor olsa gerek. Yörük halk “uçurum” ve “kale” kelimelerini çok sık kullanmış. Örneğin Dastar Uçurumu, Tazı Uçurumu,vb. Kanyonun genişliği  ise 20-30 metre arasında değişiyor.
Güver ekosistemi aslında nadir bulunan ekosistemlerden. Yerel idarelerin bunun bilincinde olduğunu sanmıyorum. Yerel idare doğayı ya piknik alanı ya da rant kapısı olarak görmekten öte bir bilince sahip değil. Bölge halkının da Osmanlı Dönemi’nden bu yana devam eden “devlet korkusu” kaynaklarını savunmalarını önlüyor. 
Kanyonda bilim adamlarınca tespit edilen 41 endemik bitki türü, 114 kuş türü ve 42 memeli türü aslında büyük tehlike altında. Kanyonda yaşayan endemik bir alageyik türü de kaçak avcılardan  ötürü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 
Anayoldan ayrılıp kanyon sahasına girdiğinizde uyarı levhaları sizi karşılıyor. Çam ormanı girişinde yerel idare piknik alanı düzenlemesi yapmış. Antalya’da bir çok örneği var. piknikçilerin mangalları için ocaklar, su için çeşmeler ve çöp konteynerleri yerleştirilmiş. Öte yandan kanyon girişine yine uyarı levhaları konarak piknik yapılmasının yasak olduğu belirtilmiş. yasak alana girişi kontrol eden hiç kimse yok. Orman yolundan serbestçe girip kanyon seyir teraslarına kadar gidilebiliniyor. Bölgeye gelen ziyaretçilerin çoğu mangalcı. Bu bölgenin araçların geçişine uygun toprak da olsa bir yolu olması ve bu yolun kimler tarafından kullanılması gerektiği belirtilmediği için her yer çöp dolu. İki tür çöp göze çarpıyor. Boş içki şişeleri başta olmak üzere her türlü ambalaj atıkları ve mangalcılardan geriye kalan atıklar. Bu çöpleri toplayan bir sistem de yok. Yerel idare bunu yapmıyor. Çünkü bölge orman idaresine ait. Boş fişeklerin her yerde görünmesi de burada kaçak avcıların cirit attığını gösteriyor. 
Mangalcıların hafta sonlarında işgal edip kirlettiği  kanyonun yakın bir zamanda bir çöplüğe dönüşeceğine kesin gözüyle bakabiliriz.  Mangalcılar midelerini şişiriyor ama çöplerini toplamıyorlar. Malesef Kasım 2017 tarihli Antalya  Büyükşehir imar planına göre belirli bölgeler koruma bölgesi olmaktan çıkarılıyor.
Bugün baktım kanyonda her şeye rağmen bahar çiçekleri açmıştı.
Mor çiğdem ve anemonlar gülümsüyordu. 

Güver Kanyonu (Uçurumu)

Yavuz Çekirge


Freelancer


Post navigation