Bu fotoğrafı yeni yılın (2018) ilk haftasında Olympos kumsalında çektim. Nedense Türkçe söylerken “aldım” demiyoruz da “çektim” diyoruz. Fotoğraf çekiliyor. Resim de çekilebiliyor ama alınamıyor. Denizden bakınca arka planda Pamphyllia bölgesinin en yüksek dağını görüyorsunuz. Hafif karlı. Çok değil, hafif. Ön planda ise artık çürümeye başlamış olan eski bir balıkçı teknesi görünüyor. İşte “gerçeklik” de bu çürüyen tekne gibi esasında. Kimse gerçeklerle uğraşmak istemiyor. Tek gerçeğin metafizik bir varlık olduğu ve onun adının söylenmemesi gerektiği inancıyla saklanıyor insan. Özgürleşen ve aydınlanan insan beyni yeniden bir “Orta çağ” karanlığına doğru çekiliyor.

Bu yıl “kış” yani karlı ve soğuk günler  bir türlü gelmek bilmiyor. Nitekim fotoğrafı çektiğim gün hava sıcaklığı neredeyse yirmi iki derece civarındaydı. Deniz suyu sıcaklığı da hala yirmilerde. Denize girenler de vardı. Ben de dahil. Soğuk ama çok soğuk değil. İnsanı ürperten ama üşütmeyen bir deniz. Olympos denizi nedense benim kış aylarında favorimdir. Chimera’nın alevleriyle mi yoksa Helios’un oklarıyla mı ısınıyor bu sular diye merak ediyorum. Argoslu Bellerophon ’un Pegasus’un yardımıyla mızrağıyla öldürdüğü Chimera’nın nefesi hala bu kıyılarda hissediliyor. Bu gerçek daha kabullenilmesi kolay hiç bir yaptırım gerektirmeyen inanan insana hiç bir külfet yüklemeyen bir masal. Küresel ısınma gibi, sera gazları gibi, HES’ler gibi, termik santraller gibi, fosil yakıtlar gibi karmaşık da değil. Küresel ısınma gerçeği “aktivist” olmayı gerektiriyor. Yani Bellersphon  gibi Pegasus’a binip yargı yoluyla hak aramalara kadar giden bir yolda yürümeyi gerektiriyor.

Antik çağda mitolojiler çağında insanlar alev soluyan, başı aslan, gövdesi keçi ve kuyruğu ejderha olan bir canavarı gerçek olarak kabul edebiliyordu. Dahası da var. Antik Yunan mitolojisine göre Chimera babası canavar tanrıların en güçlüsü Typhoeus annesi ise yine canavarlar tanrıçası Echidna idi. Lycia kralı Lobates’in korkulu rüyası. Bu mitolojik metaforun arkasında hangi gerçeklerin yattığını da tahmin edebiliriz. Alev püsküren dağ denince akla volkanik oluşumlar geliyor. Belki de antik çağda bugünkü Olympos dağı (Tahtalı) volkanik bir dağdı. Bu gerçeğin algılanması o devirde kolay değildi. Doğal olaylar mutlaka doğa üstü varlıklara (Hakikatlere) bağlanmalıydı. Chimera alev püskürmeyi ne zaman bıraktı? Büyük bir olasılıkla zamanla volkan söndü ve etkisini kaybetti. Yani Pegasus’a binmiş Bellersphon onu yeraltına gömdü. Olamaz mı? Nietzsche’nin de dediği gibi “Gerçek dünyayı bertaraf ettiğimizde geriye kalana ne dememiz gerekiyor?” Eğer gerçek ve hakikat farklı şeyleri gösteriyorsa artık gerçek dünyadan söz edemeyiz.   

Gerçek neden olan “küresel ısınma” bir türlü bulanık zihinlerde karşılığını bulmuyor. Büyük bir çoğunluk buna “yüce varlığın işi” olarak bakmayı tercih ediyor. Kendi dışında olan, güçlerinin erişemeyeceği, çözülemeyecek kadar karmaşık bir sorun olarak görülüyor. Yüce varlık isterse kar yağıyor, istemezse yağmıyor. Düşüncenin sınırı buraya kadar. Gerçekle hakikat arasındaki makas giderek açılıyor.

Artık gerçeklerle ilgilenmiyor insanlar. Gerçek olmayan şeyler daha çok ilgi çekiyor. Küresel ısınma gibi çok ciddi bir gerçekle nasıl baş edebileceğini kestiremiyor sokaktaki insan. Onu kendisinden çok uzakta, erişemeyeceği bir yerde duran, çok tehlikeli  bir gerçek olarak kabul ediyor. Ama bu gerçeği etkileyecek bir eylemin kendisi tarafından gerçekleştirilemeyeceğini de  düşünüyor. Daha doğrusu eğer bir “aktivist” olarak direnirse başına korkunç şeylerin geleceğini düşünüyor. Çevre ve doğa konusunda hiç bir hassasiyet göstermeyen yerel idareler, birilerinin çıkarlarını gözeterek doğa katliamlarına izin veriyor. Maden ocakları, HES, termik santral, yol yapımı, vb.

Sokaktaki insan küresel ısınmanın sonuçlarını görmesine, yaşamasına rağmen kabullenmekte zorlanıyor. Birdenbire boşalan sağanaklar, ceviz büyüklüğünde dolular, karada ve denizde hortumlar, sel suları derken “muktedirlerin” deyişiyle “afet”.

Afet devlet tarafından nasıl tarif ediliyor?

En geniş anlamı ile insanlara zarar veren olaylara Doğal Afet denir. Başka bir ifade ile can ve mal kaybına yol açan doğal olaylardır. Afetin ilk özelliği doğal olması, ikincisi can ve mal kaybına neden olması bir diğeri ise çok kısa zamanda meydana gelmesi ve son olarak da başladıktan sonra insanlar tarafından engellenememesidir. Bazı afetlerin yeryüzünün nerelerinde daha çok olduğu bilinmektedir. Örneğin deprem, heyelan, çığ, sel, don ve bazı afetlerin sonuçları depremde olduğu gibi doğrudan ve hemen ortaya çıkar. Ama kuraklıkta olduğu gibi bazılarının sonuçları ise uzun bir zaman sonra ve dolaylı olarak görülür.”(1)

Doğal olaylar afet kapsamına sokulmuş. Açıklamalar bölümünde çarpık kentleşme, dere yatakları gibi önemli göstergelere de değinilmiş ama önemle üzerinde durulmuyor. Daha doğrusu küresel ısınmanın ana sebebi olarak göze batmıyor.

Antik çağda gerçekler ve hakikatler farklılık gösteriyordu. Nedenini ise insanların doğa olaylarını kavrama bilincine sahip olmamalarında aramak gerekir. Oysa şimdi öyle mi? Bilim bu kadar gelişmişken insanların doğa olaylarını kavrayamaması düşünülebilir mi?   Her ne kadar günlük dilde gerçek ve hakikat eş anlamlı olarak kullanılıyorsa da aslında farklı şeyler olduklarını söylemek gerekir. Gerçek,göz gibi, dokunma ve işitme gibi  algı organlarıyla kavranabilen elle tutulur bir nesne olurken hakikat bu gerçeğin zihindeki yansıması olarak kabul edilmektedir.

Hakikat felsefenin ana konusudur. Burada bunun detayına girmeyi düşünmüyorum. Nihayetinde konumuz felsefi bir tartışma yapmak değil. Küresel ısınma gerçeğinin bazı insanlar için hakikate dönüşüp dönüşmediği üzerinde durmalıyız.

Chimera ‘yı hiç görmeden yani gerçek olarak görmeden onun bir hakikat olduğuna inanan düşünce yapısı, bugün geniş anlamda inanç bağlamında bir dizi yapma hakikatlere göre yaşamını sürdürmektedir. Somut kanıtlarıyla küresel ısınmayı yaşayan birey onun bir hakikat olduğunu kabullenmek istemez. Öte yandan aynı birey nesnel anlamda görmediği bir yüce varlığı hakikat olarak kabul edebilmektedir. Dahası bu inanç gereği olan bir dizi ritüeli de yerine getirmekte tereddüt etmez.  Bu da bizim konumuza girmiyor. İnanç konusu göründüğünden çok daha karmaşık bir konu. Gerçek ve hakikat kavramlarını inanç kavramları dışında felsefi olarak tartışmak gerekir.

Olympos sahili yöre  esnafı tarafından iki farklı kavram (onların deyimiyle konsept) taşıyor:  Çıralı ( Chimera ) tarafı ve Olympos tarafı. Aslında Olympos Koyu Musa Dağı (Sepet Dağı) tarafındaki antik kent ile ve Alakır’ın bir kolu olan ve şimdilerde suyu neredeyse yok olmuş olan dere yatağı boyunca uzanan “New Age” pansiyonlarıyla türünün farklı bir örneği. Buradaki fiyatlar ne ucuz ne de pahalı. Özellikle sırt çantalı genç kuşak için biçilmiş kaftan. Konfor yerine atmosfer var. “New Age ” atmosferi. “Kadir’in Ağaç Evleri” ilk örneklerden. Tümüyle ahşap malzemeyle yapılmış iki katlı pansiyon çok revaçta. Chimera tarafında da pansiyonlar var. Bunlar çok daha konforlu ve fiyatlar iki misli yüksek. Orta yaş yüksek gelirli kuşağı için yapılmış tesisler. sakin bir hafta sonu geçirmek isteyenler için ideal.

Küresel ısınmanın etkilerini Olympos’da çok net bir biçimde görüyorsunuz. Birinci ve en önemlisi: dağda kar yok. Olympos dağının karı yoksa Ulupınar’deresinin  suyu da yok. Çandır deresi de yok, Alakır da yok.  Bölgenin tüm suları bu dağa yağacak kara bağlı. Üç dört yıl önce pansiyoncular dere müşterilere geçit vermiyor diye şikayet ediyorlardı. Bu şikayetleri de anlamak mümkün değil. O kadar pansiyon sahibi aralarında para toplayıp bir köprü yapamıyorlar.  Şimdi dere yatağında bile su yok. Ne diyelim artık. Chimera tüm suyu içip bitirdi mi acaba?

Benim umudum yok ama küresel ısınma hakikatini en azından bölge insanı kavrarsa bir şeyleri değiştirebilirler. Böylesine çıplak bir gerçeği kabullenmek kolay değil.

Chimera efsanesine geri dönelim. Glaukos’un oğlu kardeş katili Bellerophontes babası tarafından Argos’a sürgün edilir. Argos kralının karısı Anteia, yakışıklı  Bellerophontes’e aşık olur ve sürekli onu taciz eder.(Nedense kraliçeler hep çapkın olur) Bellerophontes Anteia’ya yüz vermez. Sürekli ondan kaçar, kaçmak için bahaneler icat eder. Bir süre sonra sabrı tükenen Anteia bu kez iftiraya baş vurur. Bellerophontes’in kendisini sürekli  taciz ettiğini yalanını kocası krala söyler. Argos kralı önce buna inanmak istemez. Ama sonunda çaresiz kalır ve onu bir mektupla Lykia’ya kralı Lobates’e Xanthos ‘a (Kınık)  gönderir. Bu hikaye (kraliçe ve onu reddeden aşığa iftira)  aslında bir çok efsanede tekrar edilir. İftira atılan aşık teması tarih boyunca çok ilgi çeken bir hikayedir. Sonrası malum. Yukarda anlattık. Bir daha tekrar etmeyelim. Bugün Yanartaş’da geceleri de son derece net görünen alevlerin kimyasal bileşkesi bire bir bilinmektedir ama yine de toprağın altında yatan Chimera’nın nefesi olduğunu düşünmek daha cazip gelir. Aynen küresel ısınmanın nedenlerini ve sonuçlarını düşünüp kabuslar görmek yerine o gerçeği ortadan kaldıran farklı bir hakikate yönelmek gibi. Şimdi Olympos bölgesinde bulunan pansiyon, otel, restoran ve her türlü turistik işletmenin küresel ısınmanın ve doğa tahribatının yarattığı iklim dengesizliklerinden kaçamayacaklarını söylemek gerekir. Bir iki saatlik bir sağanak yağışla bölgeyi sel götürünce ne yapacak bu esnaf? Neye inanacak? Bildik manzaralar. Sel sularının mahvettiği seralar, ürünler, çamur içinde kalan yapılar ve ağlayan sızlayan devletten yardım bekleyen halk. Devleti kuran halk yardım bekliyor ama yardım eden yok. Olmayacak. O bölgede büyük çapta çevre katliamı yapan devlet sözüm ona “afet”lere de davetiye çıkarmış oluyor. Gerçek bu iken hakikat mistik bir yüce varlığın suçlu bulunmasıyla çarpıtılıyor. Devlet kendini suçlu olarak gösteremez. Dolayısıyla gerçeği çarpıtmak zorundadır. “Küresel Isınma vardır ama sonucu bu değildir.” Tarzı açıklamaları  kiralık/satılık sahte diplomalı  profesörlerine  yandaş medya organlarından duyururlar. Yerel idarenin parselleyip sattığı ve yapımına izin verdiği dere içi sitelerde kaybolan canlar ve mallar ne olacak? Kimin umurunda. Dünya bizim bildiğimiz dünya değildir artık. Antik çağdaki dünya hiç değildir.

 

 

Küresel ısınmanın ne olduğu konusunu derinlemesine araştırmak isteyenler aşağıda verdiğim linklerden geniş bilgi alabilirler:

 

(1)http://www.icisleriafad.gov.tr/dogal-afet-nedir-ve-afetlerin-zellikleri

 

Chimera ve Küresel Isınma

Yavuz Çekirge


Freelancer


Post navigation