Bu fotoğrafı Antalya Fener Parkı’nda çektim. Antalya Körfezi’nin Batı ucunda Tahtalı dağı (Olympos),  sonra Merkezi Beydağları (Soliyma), ardında Akdağlar (Massicytus, Cragus) )  adı verilen  bu sıradağlara kar yağınca manzara doyumsuz oluyor. Antalya (Lykia) bölgesinin bir özelliği bu. Fethiye’ye kadar tüm kıyı boyunca bu sıradağlar hep sizinle gelir.  Üç ay bu dağlar karla kaplı olacak. Su biriktirecek. Fotoğrafta tam karşıda görülen dağın adı Tunç Dağı, bir diğer adı da Bereket Dağı. Eski adı Solyma,  2649 metre yükseklikte bir dağ. Üç zirvesi var. Yeni yılın ilk gününde güneşli bir havada bu fotoğrafı çekmek çok keyifliydi.

Yeni yıla hızlı girdik.

Bütün dünya medyalarında  birinci haber İstanbul’daki katliam.

Otuz dokuz ölü altmış beş  yaralı. Ölenler ve yaralılar arasında farklı milletlerden yabancıların da olduğu bildiriliyor.

Yılbaşı gecesi saat sıfır bir otuz civarında elinde otomatik tüfekle bir terörist Ortaköy’deki eğlence mekanı Reina’ya giriyor, gelişigüzel ateş ederek katliam yapıyor sonra da çıkıp gidiyor.

Yetkililerin açıklamalarına göre kim olduğu heniz bilinmiyor. Araştırmalar sürüyor.

Katliamın yapıldığı yer polis karakoluna yüz metrede. Mekan sahibinin yaptığı açıklamalara göre güvenlik tedbirleri son bir haftadır maksimum düzeye çıkarılmış. Mekan karadan ve denizden korunuyormuş. Tedbirlerle ilgili İstanbul valiliğinin yaptığı açıklama şöyle :

25 Bin Polis. 

Yılbaşı kutlamaları kapsamında alınan önemler hakkında sorulan bir soru üzerine Vali Şahin, şunları söylüyor: “Yeni yılda vatandaşlarımızın herhangi bir sorun yaşamaması adına bütün muhtemel riskler değerlendirerek normalde 10 bin polis görev yaparken buna 15 bin polis daha takviye ederek, toplam 25 bin polisle yılbaşı tedbirlerini İstanbul’da almaya çalıştık. Her yerde polislerimiz değişik şekillerde, değişik noktalarda görev alacaklar. Yine aynı şekilde jandarma kendi bölgesi içerisinde yaklaşık olarak bin personelle görev ifa edecek, bunun yanında sahil güvenlik komutanlığımızın ekipleri de kendi bölgelerinde görev yapmaya devam edecekler. Sadece aldığımız tedbirler güvenlikle ilgili değil, aynı zamanda hastanelerimiz, acil servislerimiz tam kapasite ile görev yapacaklar. Diğer kuruluşlarımız da belediyeden,ulaşıma kadar herkes kendi konusu ve sahasında azami tedbirleri aldılar” 

Akıllara şu soru geliyor? Nasıl oluyor da en az on beş bin polisin görev yaptığı bir bölgede bu katliam yapılabiliyor.

Daha da tuhafı nasıl oluyor da katil elini kolunu sallayarak kayıplara karışıyor?

Bu saldırının arkasında kimlerin olduğu ve hangi amaçla bu eylemin yapıldığı önümüzdeki günlerde her halde aydınlanacak.

Yılbaşı kutlamaları kapsamında “dindar” çevrelerde bazı demeçlerin verildiği bildiriliyor.

Bu çevrelerin kutlama yapılmamasına ilişkin yayınladıkları bildiriler ve sembolik eylemler  dikkat çekiyor.

Vatandaşların yaşam biçimine yönelik bu ağır saldırının arkasında kimlerin bulunduğu büyük bir merak konusu.

Siyasi çevrelerde çok yoğun bir tartışma var.

İktidar partisi  savunmada muhalefet ise güvenlik zafiyetinden söz ediyor. Artık değerlendirmek için bilgi sahibi olmak lazım. Bizde de bilgi yok. Onun için bir şey söylemek zor.

Yeni yıla 2017’ye girilen ilk saatlerde meydana gelen bu vahim katliam yeni yılın terör saldırılarıyla ve huzursuzluklarla dolu olacağı ihtimalini akla getiriyor.

Sivil halkın artık hiç bir yerde ve hiç bir zaman güvende olmadığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Gerçekten durum böyle mi?

Güvenlik güçleri bu canice saldırıların kaç tanesini önleyebilecek? Kaç saldırı daha olacak? Bu saldırılar önlenebilir mi?

Bir yandan bu saldırılar olurken öbür yandan “dindar” bir kesim katliamı meşrulaştırmak için “din” faktörünü ileri sürüyor. Saldırganlara alkış tutuyor. Yılbaşı kutlamaları ile ilgili diyanet dahil bir çok çevre olumsuz şeyler söyledi. Müslümanlıkla alakalı yaşam tarzına vurgu yapıldı. Terör saldırısından sonra diyanet demecini değiştirdi, diğer din çevreleri ölenlerle ilgili korkunç şeyler söylüyorlar. Bu kadar hoşgörüsüz, düşmanca ve hatta canice düşünebilen beyinlerin tedaviye ihtiyacı olduğu kesin. Bu hastalıklı kafaların İŞİD sempatizanı olduğu su götürmez.

Bütün bu olanlar bana doksanlı yılların Lübnan’ını hatırlatıyor. İstihbarat servislerinin gövde gösterisi yaptığı ülkede gün geçmiyordu ki patlamalar olmasın, siviller ölmesin. Türkiye dış politikada yaptığı vahim hataların şimdi  bedelini ödüyor. Ödemeye de devam edecek gibi görünüyor. Suriye politikası, Irak politikası  belirsizliklerle dolu bir ülkenin sivil vatandaşları kadar Suriye ve Irak topraklarında savaşan birliklerin de ağır kayıplar verdiğini biliyoruz. Orta Doğu politikası başından beri hatalı olan iktidar partisi şimdi ateşkes sürecinde hatalarından dönmeye çalışıyor. IŞID, DAİŞ, gibi Selefi grupların ağır silahlarla cirit attığı bölgelerde ciddi kayıplar söz konusu. Terörist eylemlerine hız veren bu gruplar şimdi büyük kentlerde katliamlara girişmiş durumdalar. Büyük bir olasılıkla bu katliamın arkasından da IŞID çıkabilir.

Son bir ayda meydana gelen üçüncü terör eylemi bu. Demek ki bu terör eylemlerini önlemek için polis sayısından ziyade kaliteli istihbaratçıların çalışması gerekli. On beş bin polisin arasından sıyrılarak eylem gerçekleştiren teröristi nasıl önleyeceksiniz? Neyle önleyeceksiniz?

Bütün bu sorular yeni yılda cevaplanması gereken sorular. Bir sivil olarak benim yapabileceğim şeyler kısıtlı.

Kendimi korumak için tavsiyelere uyarak kalabalıklardan, alışveriş merkezlerinden, restoranlardan, sinemalardan, konserlerden, fuarlardan, vapurlardan, otobüslerden uzak durmam gerekir.

Eğer çözüm buysa mesele yok. Bir süre dışarı çıkmayalım.

Eğer bu uzun sürer de terörist eylemler önlenemezse korkudan kapı dışarı çıkmayan sivillerin yaşadığı bir ülkeye dönüşmemiz kaçınılmaz. . Bir korku imparatorluğu.

Bu duyguyu yaratanlar, sahneye koyanlar ve oynayanlar hep aynı kişiler. Tarih boyunca bu çok sık görüldü.

Sanki bugün gelinen nokta itibariyle  yabancı elçiliklerin vatandaşlarına gönderdikleri bildirilerde vurgulandığı üzere çok yakında başka terör  dalgalarının da  gelme ihtimalinin yüksek olduğunu söylemek mümkün.

Orta Doğu ve Türkiye uzmanı The Guardian yazarı Simon Tisdall’ın makalesi de 2017 yılının Türkiye açısından kötü geçeceği tahmininde bulunuyor.

Tisdall, özetle Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü askeri harekatın bu terör dalgalarını yarattığı kuşkusunu taşıyor. Giderek hükümetin Suriye’deki Kürt güçlerini (YPG)  hedef alan askeri manevralarının sonucunun belirleyici olacağını düşünüyor. Türkiye kamuoyunun giderek terör olaylarının nedenlerini Erdoğan’ın dış politikasından kaynaklandığını düşündüğünü belirtiyor. Makale aşağıdaki linkten okunabilir.

https://www.theguardian.com/world/2017/jan/01/istanbul-nightclub-attack-dreadful-year-for-turkey

New York Times yazarı Tim Arango da aşağı yukarı Tisdall’ın görüşlerine paralel çıkarımlarda bulunuyor makalesinde. Yakınlarını kaybeden bir kaç kişiyle yaptığı reportajlarda ortaya çıkan gerçek de daha korkutucu. Aşağıdaki linkten okunabilir.

http://www.nytimes.com/2017/01/01/world/europe/turkey-istanbul-attack.html?hp&action=click&pgtype=Homepage&clickSource=story-heading&module=first-column-region&region=top-news&WT.nav=top-news&_r=0  

Türkiye medyasından alıntı yapmak istemiyorum. Hükümet bildirilerini yayınlamaktan başka ortaya gazetecilik adına hiç bir şey koyamayan Türkiye medyasından alıntı yapmaya değer bir fikir yok.

2017 yılına merhaba dediğimiz bugün ne yazık ki iyiye, güzele ilişkin bir şey söylemek mümkün değil.

Akdeniz ve karlı Tunç Dağı manzarası hariç.

 

 

 

 

 

 

Merhaba 2017

Yavuz Çekirge


Freelancer


Post navigation