ycfu9564

 

Programda “Monopetra Kayalıkları Doğa Yürüyüşü” etkinliğini okuyunca ilgimi çekti. İstanbul’a günübirlik mesafede Kırklareli ili sınırlarında. İki saatlik otobüs yolculuğuyla ulaşılabilecek bir mesafede. Trakya bölgesinde bilinen Longoz Ormanları, İğneada ve Çilingöz tabiat parkı dışında farklı bir coğrafya; V ize kasabası sınırlarında bir kayın ormanı diye okuyorum. Kayın yani Fagus Orientalis sonbaharın en güzel renklerini taşıyan mucize ağaç. Yedigöller, Yenice, gibi ormanı bol coğrafyalarda bulunan ağaç. Fotoğraf için ideal.

İnternette yaptığım araştırmada çok fazla bilgi elde edemiyorum. Bazı doğa gruplarının yürüyüş yaptığı fakat bölge kültürel yapısıyla ilgili pek bilgi olmayan bol fotoğraflı makaleler buluyorum. Sonbahar fotoğrafları, ilkbahar fotoğrafları.

Özetle bu bilgileri derlersek:

Antik çağda adı BYZİA (Kaynak Perisi) olan bölge Istıranca Dağları eteklerinde yer alıyor.

Bir zamanlar Trak/Rum soyundan gelme Monopetra bu ormanda saklanırmış. Haydut mu, yoksa direnişçi mi kimse kesin olarak bilmiyor. Hangi devirde yaşadığı da bilinmiyor. Antik çağda diyen var, Birinci savaşta diyen de var. Istıranca ormanlarından şarap kervanları geçermiş. Bir başka rivayet de bu haydudun Bulgar olduğu ve Mono Petra’nın Bulgarca “Tek Kaya” anlamına geldiği. Bütün bunları teyit edecek belge elimizde yok. Türkiye’de her yerde olduğu gibi söylencelerle yetinmek zorundasınız.

ycfu9612

Ormanın en yüksek tepesindeki (825 m) kayalıklara Monopetra Kayalıkları adı veriliyor. Oraya kadar orman yolundan tırmanıyoruz. Çiseleyen yağmurun çamurlaştırdığı toprak yol kısa sürede balçık haline gelecek. Donacak sonra üzerine kar yağacak. Buralarda karda yürünür mü bilemem. Sis giderek artıyor. Tepeye geldiğimizde artık görüş mesafesi iki üç metreye kadar düşüyor.  Kayalıklardan kayın ormanının sonbahar renk cümbüşünü kesif sis ve bulutlu hava nedeniyle çekemiyorum. Artık bir başka sonbahara demekten başka çare yok.

Öğle yemeği molası veriliyor. Kayalıkların kuytu köşelerine soğuk esen rüzgardan saklanarak sandviçlerimizi yiyoruz. Termosla çay getirmediğime hayıflanıyorum. Aslında her daim almak gerek. Bu havada ve buralarda bir bardak çay çok değerli. Bardağınız varsa ikramlardan faydalanabilirsiniz. Bardağım yok. Buz gibi Munzur suyu içiyorum. Ağzımda uzun süre tutarak ısıta ısıta içiyorum. Artık inişe geçerek kayın ormanının derinliklerine dalacağız.

Belki de Türkiye’nin en mistik ormanında sisler ve yağmur çisentisi arasında,muhteşem bir derenin oyduğu vadide kayın yaprakları içinde yüzüyorsunuz. Faik Kayhan derenin adının “Bıçkı Deresi” olduğunu söylüyor. Bu derenin adını da ormancılar koymuş anlaşılan. Orman ve ağaç görünce onu biçmekten, kesmekten başka bir şey düşünmeyen ilkel bir beynin koyduğu bir isim. Oysa antik çağda buranın adını “Kaynak Perisi” Byzia koyanların kültürel yapısı ne kadar farklı olmalı. Bu şahane derenin adı daha farklı olmalı ben bu dereye Monopetra deresi diyeceğim. Kimse kusura bakmasın. Bu uyduruk isimlerden artık gına geldi.

Dağ Trek Grubu ile Faik Kayhan rehberliğinde bu muhteşem coğrafyayı görme fırsatım oldu. Doğada yürümeyi seven performanslı bir grup. Bu grupla geçen yıl da bir iki kez yürümüştüm.  Yaklaşık on sekiz km.lik parkuru altı saatte yürüyoruz. 655m. tırmanış ve 790 m. iniş gerçekleştiriyoruz.

GPS verilerini aşağıdaki linkten indirebilirsiniz:

http://tr.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=15619069

ycfu9613

Dönüşte akşam yemeği için Vize’ye uğruyoruz. Sadık Aykanat’ın sahibi olduğu lokantaya giriyoruz. Belediye meclisi üyesi Sadık Bey yakın ilgi gösteriyor. Vize tarihi ve coğrafyasından söz ediyor. Arkeolojik eserler arasında antik tiyatro ve agora kalıntılarını mutlaka ziyaret etmemizi önerdi. Paça çorbamızı içip meşhur Vize peynirleri  alışverişimizi de yaptıktan sonra dönüşe geçiyoruz.

Mono Petra Kayalıkları

Yavuz Çekirge


Freelancer


Post navigation