6 Şubat 2015 Kuzguncuk 090

Bu Şubat ayını İstanbul’da geçirmek istedim. Özlediğim şeylerden biri de balık çorbası idi. Tarihi şehrin keşfetmediğim yörelerini adım adım gezerken fotoğraf çekecek, esnaf ve   balık lokantalarını yoklayacaktım. İlk etapta Kadıköy çarşısı içinde balık çorbası içilecek yerleri soruşturmaya başladım. Kadıköy çarşısı Osman Ağa Camii ile başlayan Mühürdar Caddesi ve Güneşli Bahçe sokak ile Üzellik sokağın arasında yoğunlaşan şarküteri, balıkçı ve manavların çoğunlukta olduğu dükkanların birbiri ardına sıralanışıyla oluşuyor. Manavlar ve balıkçılar zaten üç dört metre kadar olan dar sokaklara tezgahlarını taşırarak  geçiş yerini yarı yarıya azaltmışlar. Sabahtan akşama kadar buradan yoğun bir kalabalık akıyor.

Ara sokaklarda Mukadderhane Caddesi ve Serasker sokağında  ise  balık ekmek, midye, kokoreç, lahmacun gibi hızlı servis lokantaları var. Meyhaneler ve Pub’ların tüm Kadıköy ara sokaklarına yayıldığı, Moda Caddesi, Reks Sineması çevresinde hemen hemen tüm sokakları dolduran kafeler, meyhaneler ve publarla İstanbul’un hiçbir semtinde görülmeyen yoğunluğa ulaşıyor.  Mühürdar Caddesi üzerinde “Közde Kahve” adı altında Türk kahvesi servisi yapan cep  kafeleri çoğunlukta. Hemen hemen her türlü yiyeceğin satıldığı bu yüzlerce lokantada en yaygın tür ise  kebap ve meze  türü. Dünyanın en verimli balık alanlarından biri olan İstanbul Boğazı ve Marmara denizine  açılan  Kadıköy lokantaları zaman içinde ahalinin değişimine paralel olarak  balık ağırlıklı değil et ve tavuk ağırlıklı yemeklerle dolu.

Çarşı yüzlerce yıllık eski geleneğinin yanı sıra göçlerle başlayan değişim sürecinin de odağı haline gelmiş. Eskiden çok talep olan Yahudi, Rum ve Ermeni ahalinin tercih ettiği yiyeceklere artık  nadiren rastlanıyor. Çarşının ara sokakları akşamcıların ve Fenerbahçe taraftarlarının  içki ve yemek ihtiyaçlarına göre yarı Pub yarı meyhane yarı bistro tarzı dekore edilmiş lokantalarla dolu. Sokağa konan masalar iki metre geçiş yeri ya bırakıyor ya da bırakmıyor. Bu lokantalarda tavana yerleştirilen büyük ekranlarda futbol maçları yayınlanıyor. Özellikle de Fenerbahçea takımının maçlarının olduğu  akşamlarda iğne atılsa yere düşmeyecek şekilde taraftarlarla doluyor bu lokantalar. Kadıköy semtinde yaşayanların  Fenerbahçe tutkusu o kadar  derin ki Fenerbahçeli olmak Kadıköylü olmakla eş anlamlı kullanılıyor. Galatasaray taraftarının  Nevizade Sokağın’da, Beşiktaş taraftarının Beşiktaş Çarşı’sında oluşturduğu Sports Bar, meyhane tarzı İstanbul gençliğinin yaşam tarzının önemli bir yanını yansıtıyor.

Lokantaların menüleri meze ağırlıklı. Çoğu da bir iki günlük. Bu mekanlarda balık çorbası bulmak imkansız. İki büyük balık lokantası var çarşıda. Boğaz balık lokantalarına benzeyen beyaz örtülü, bol  meze çeşidi çıkaran ızgara  balık yenen içkili eski İstanbul tarzı lokantalar. Bu lokantaların menüsünde de yok balık çorbası.

Dicle Balık

Sora sora Bağdat bulunurmuş. Sonunda balık çorbası yapan bir lokanta buldum. Dicle balık lokantası. Safran kullandıkları için çorbanın rengi sarı. İçinde özellikle küçük  balık filetosu  parçaları var. Fransız usulü kırlangıç çorbası diye yazmışlar menüye. Kırlangıç balığı olup olmadığını anlamak zor. Bana kırlangıç gibi gelmedi. İnce kıyılmış sebzeler ve unla terbiye edilmiş çorba lezzetli. Her gün saat on ikide çıkarmış çorba. Çorbanın fiyatı yedi Türk Lirası. Hamsiyi ayıklayarak fileto halinde servis ediyorlar. Lezzetinden Karadeniz hamsisi olduğu anlaşılıyor.

 

Halikarnas Balıkçısı

Balık çorbası arayışımı bir tanıdığın tavsiyesine uyarak Üsküdar’da sürdürmeye karar veriyorum. Üsküdarlılar  Kadıköy’den çok farklı bir yaşam tarzına sahip. Anadolu’dan gelen daha muhafazakâr bir kitlenin yerleştiği Üsküdar’da Kadıköy’ün aksine bir tane bile içkili lokanta yok. Ünlü Kanaat lokantası bulunduğu binanın yanındaki binayı da alarak iyice genişlemiş. Kanaat lokantası İç Anadolu ve Karadeniz  tarzı et ağırlıklı yemekler sunuyor. Menüsünde balık yok. Balıkçılar çarşısına girince sol tarafta Halikarnas Balıkçısı var. Balık tezgâhında balık satıyor ve içeride yeni dekore ettiği iki katlı balık lokantasında balık çorbası var. Beyaz renkli yoğun bir çorba. Bol un kullandıkları belli. Sebze ağırlıklı balık fileto parçalarının da bulunduğu çorba altı Türk Lirası. Çorbanın pek lezzetli olduğunu söyleyemeyeceğim. Terbiyesi biraz yoğun, kullandıkları sebzeler de pek lezzet vermemiş. Her halde doyurucu olması için patates ağırlıklı bir tarif kullanıyorlar. Hamsi tavasını da farklı buldum. Dicle Balık’ın aksine kılçıklarıyla bütün halde tavasını yapmışlar. Kılçıklar da oldukça sert. Ayıklayarak yemek gerekiyor.

 

Kuzguncuk Balıkçısı

İstanbul’un mahalle hayatını yaşayan  semtlerinden biri olan Kuzguncuk’ta Perihan Abla Sokağı’nda bulunan lokanta dekoruyla dikkat çekiyor. Hafta arası olduğu için olsa gerek sokaklar tenhaydı. Kuzguncuk Balıkçısını kolaylıkla buldum. Zaten internet araştırması yaparken burayla ilgili bir çok bilgiye de eriştim. Fransız usulü kırlangıç balığı çorbası çok meşhurmuş. Çorbayı daha ilk kaşığında beğendim. İçine konan sebze ve baharatlardan olsa gerek çok hoş bir kokusu hafif bir tadı vardı. İçindeki balık parçaları diğer balık çorbalarının aksine çok küçüktü. Belli ki balık filetolarını ince ince doğrayarak ayrı bir tat yaratmak istemişlerdi. Burada balık çorbası fiyatı altı Türk Lirası. Kış mevsiminde olmanın gereği dışarıda sokakta oturamadım. İçeride oldukça dar bir alanda yemek zorunda kaldım. Ama çorbasını ve fiyatını beğendim. Üsküdar’da Halikarnas Balıkçısına gitmektense buraya Kuzguncuk’a gelmeyi tercih ederim. Zaten giderek ahalisinin Arap yaşam tarzına dönüştüğünü gördüğüm  Üsküdar’a gitmek hiç içimden gelmiyor. Kuzguncuk hem balık çorbasıyla hem de atmosferiyle balık çorbasına çok daha uygun bir semt.

 

Tarihi Karaköy Balıkçısı

Bir dostumla balık çorbası mekanları üzerine  konuşurken  o hatırlattı. Tarihi Karaköy Balıkçısını. Perşembe Pazarı’nın ara sokaklarında Grifin Han’da iki katlı küçük bir aile işletmesi. 1923 yılından  bu yana hizmet verdiği söyleniyor. Sadece öğle yemeği saatlerinde açık. Cumartesi kapalı. Acaba sahibi Yahudi olduğu için olabilir mi?  Bir zamanlar Sık sık gittiğim bir yerdi. Annemle ablamla da birkaç kez gidip balık çorbasını, kağıtta levreğini  denemiştik. Çok az sayıda balık alıp onlar bitince de lokantayı kapatan bir işletme anlayışı var. On ikide açılıyor saat üç civarında da balıklar bitiyormuş. Çorba kırmızı renkli. Küçük balık parçaları  hoş kokulu sebzelerle tatlandırılmış. Havuç rendelenmiş sanırım. İçimi çok rahat, yoğun değil. Bu çorbanın da mükemmel olduğunu söylemeliyim.

Böylelikle Üsküdar’ı saymazsak çok kısa bir yolculukla ulaşılacak üç farklı mekanda balık çorbası içilebileceğini  anlamış oldum. Doğal olarak duymadığım, gözden kaçırdığım bir çok mekan vardır. Örneğin Yeniköy, Sarıyer, Kanlıca, Beykoz,   Kumkapı, Samatya, Balat, Fatih  Yeşilköy, Bakırköy  gibi semtlerin balık lokantalarında da balık çorbası yapıldığını sanıyorum.

Araştırmaya devam…

11 Şubat 2015, Yel değirmeni

İstanbul’da  Balık Çorbası Aramak

Post navigation