18 Ocak 2014 Sagalassos 089

Yıl 1885. Polonyalı Kont Karol Lanckoronski, Psidia’ya Sagalassos’a gelir ve fotoğraf çekmeye başlar. 1892 yılına kadar tüm antik kentlerin fotoğrafını çeker. Dönüşünde iki ciltlik bir kitap yayınlar: “Städte Pamphyliens und Pisidiens”. O yıl Osmanlı İmparatorluğu bürokrasisi Mısır Eyaletini tüm toprakları ve tebaasıyla İngilizlere verdiğine ilişkin anlaşmaya imza atar. İstanbul Anlaşması yıl 1885.

 

1907 yılının Nisan ayında ünlü İngiliz Casus/Arkeolog Gertrude Bell Sagalassos’u ziyaret eder. O tarihte antik kent kar altındadır. Antik tiyatronun 16 fotoğrafını çeker. O tarihte İstanbul’da Osmanlı bürokrasisi Babıali’de birbirini yemektedir.

 

18 Ocak 2014 Sagalassos 196

İlk kez 8 Nisan 2013’de ziyaret ettiğim Sagalassos’da kar filan yoktu. Aksine bahar günü gibiydi. Kente 7 kilometre mesafede kurulmuş olan Türkmen köyü, zamanla kasabaya dönüşmüş.  Ağlasun adı verilen kasabaya neden bu adın verildiği bilinmiyor. Antik kentte  Helen-Roma mimarisi şaheserlerinden sonra kasabanın derme çatma yapıları iç karartmaya yeterli. Kasabanın tam ortasında yer alan yaşlı çınar ağacı zamana tanıklık ediyor.

Anadolu’nun yazılı olmayan tarihi her türlü yoruma açık. Antik kent hakkında bulunan ilk belgeler MÖ.333 yılından kalma. Makedonyalı İskender’in Anadolu seferinden. Termessos’u aldıktan sonra İskender ordusunun  yönünü Sagalassos’a çeviriyor. Akdağlar üzerinden gelerek kenti kuşatıyor. Kenti aldıktan sonra adını değiştirmiyor. Bronz Çağı’ndan bu yana var olan kentin gerçek ahalisinin kimler olduğu hep tartışmalı. Kuruluşundan on ikinci asırda terk edilişine kadar geçen süre içinde Pisidia’nın en önemli şehirleri arasında saygın bir yere sahip oluyor.

18 Ocak 2014 Sagalassos 215

Belçika Leuven Katolik Üniversitesi öğretim üyelerinden Marc Waelkens ‘in birinci Burdur Sempozyumunda sunduğu bildiride bölgede kazı yapan  bilim adamlarıyla ilgili referanslar var. Kenti ilk keşfeden arkeologun Paul Lucas olduğu bilgisi var. Kazı yapanlar arasında Van Neel, F Arundell, Stephen Mitchell sayılıyor.

Kentin tarihçesi işgallerle dolu. Kent sürekli el değiştiriyor. Helenleşme döneminden sonra sırasıyla Seleukoslar, M.Ö. 281, Attaloslar ve Bergama Kırallığı M.Ö. 188-133, Roma Galatya Eyaleti M.Ö: 39 siyasi yapının önemli dönüm noktaları. Değişmeyen şey kent meclisi. Her dönemde kent meclisi ve monarşi varlığını koruyor. Bu da kentin asillerinin hakim güçlerle işbirliği yaparak kentin yağmalanmasını önlediklerini gösteriyor.

18 Ocak 2014 Sagalassos 215

Bugün belirgin şekilde ayakta kalan yapılar var. İki buçuk kilometreye yayılan kenti gezmek zaman alıyor. Kentin önemli yapıları sırasıyla meclis binası,aşağı ve yukarı  agora,stadyum, kütüphane, çeşmeler, hamam,Zeus tapınağı,Kiliseler ve diğer yapılar olarak özetlenebilir. Tüm Roma şehirlerinde görülen döşeme taş döşeli Agora dikkat çekici. Görkemli sütun ve heykellerle iki yanı süslenmiş bu blok taş döşeme yollar iki bin yıllık görkeminden hiç bir şey kaybetmemiş.

Günümüzde Pisidia  bölgesinin en  iyi durumda kalmayı başaran tarihi yapıları bence İmparator Augustus zamanında yapılan döşeme yollar. Latince adıyla Via Sebaste. Bu döşeme yolların bazı bölümleri tahrip olmamış. Özellikle de Akseki Sarıhacılar bölgesindeki döşeme yol üç kilometre kadar var. Bu yolun büyük bir bölümünün köylüler tarafından asfalt dökülerek tahrip edildiği söyleniyor.

Sagalassos  en zengin ve görkemli dönemini Roma Galatya Eyaletine dahil olduğu zaman yaşamıştır. Mısır başta olmak üzere tüm Akdeniz bölgesinde kereste, zeytinyağı, seramik, çeşitli madenler ticareti yapmışlardır.  Şehir yedinci asırda meydana gelen büyük depremde büyük zara görmüştür. Nüfusu azalmaya başlayan şehir on ikinci yüzyıldan sonra  terk edilmiştir. Günümüze kalan eserler heyelan altında kaldıkları için korunmuşlardır. Kentte yapılan kazılarda yeni yapılar ve heykeller bulunmaktadır.

Sagalassos’u ikinci kez karlar altında gezerken içimi bir hüzün kapladı. Üstün bir medeniyetin izlerini taşıyan yapılara baktıkça kafamdaki sorular çoğalıyordu. Bu en az elli bin nüfusun yaşadığı, dokuz bin kişilik antik tiyatrosu ve stadyumu olan antik şehrin, su ve kanalizasyon teşkilatı, muntazam yolları ve planlı yapıları vardı. Şehri Akdağ eteklerine kuranlar aşağıdaki ovayı da tarım için kullanıyorlardı. Oysa bugün o ova baştan aşağıya çarpık betonlaşmayla tarım yapılamayacak hale getirilmiş. Sarnıç sistemi tahrip edildiği için ova yağmur sularıyla bir bataklık gibi örtülmüş. İki bin yıl önce o coğrafyada var olan medeniyet şimdi yok. Ağlasun ve Mamak belediyelerinin aldığı  acemi tedbirler iflas etmiş durumda. Çirkin yapılar, viraneye dönmüş yapılar, evlerin arasından akan kanalizasyon karışan dere yeterince hüzün verici.

18 Ocak 2014 Sagalassos 199

Bir zamanlar seramik atölyeleriyle dolu olan Mamak’ta tek bir usta kalmış. O da zar zor geçiniyor. Kasabayı gezerken başları takkeli elleri tespihli erkek kalabalığın kötü bakışlarıyla karşılaşıyorsunuz. Çocuklar saldırgan ve eğitimsiz. Sagalassos’dan geriye sadece taşlar kalmış. Taşlara kazınan medeniyet orada duruyor ama yerli halkın buna aldırdığı yok. Ülkeyi yavaş yavaş saran kara cehalet burayı da demir pençelerine almış. Sıkıyor da sıkıyor.

 

 

Sagalassos

Post navigation