Yeni bir yıla girerken nedense her yönden gelen felaket haberlerinde bir artış var gibime geliyor. Türkiyeden verilen  iki tür felaket haberi var. Birincisi cahil ve aç gözlü yerel yönetimlerin  yol açtığı büyük ve onarılmaz doğa katliamları. İkincisi ise basiretsiz nobran yönetimin yol açtığı  sosyal katliamlar.

Toros dağlarında sedir ormanları arasında yaptığım doğa yürüyüşlerinde gördüğüm kaçak ağaç kesimlerinin yarattığı erozyon giderek belirgin hale geliyor. Antik çağın Solyma Dağlarının kadim sedir ve ardıç ağaçları cahil yerel yönetimler tarafından gözden çıkarılmış durumda. STK’ları katliamları durdurma konusunda  sonuç alamıyor.Gereken siyasi destek yok. Çıkar sarmalı her şeyin üstünü örtüyor.

Kuruyan ve suyu azalan göller, dereler giderek kuraklık ve çölleşme tehlikesini beraberinde getiriyor. İdarede bir hamaset edebiyatıdır gidiyor. Hukuki yollar kapalı. STK’larının yürütmeyi durdurma talepleri hasır altı ediliyor. Çıkar çeteleri yerel idarelerle ortak ve gizli kapaklı paravan şirketler kuruyor, doğal kaynakları talan ediyorlar. Avam olup bitenin farkında değil. Açlık sınırının altında yaşayan çoğunluk yerel yönetimlerin dağıtacağı yardımların yüzü suyu hürmetine susuyor.

Medya uzun bir süredir “Penguen Modu”nda. Sözüm ona sanatçı,yazar, düşünür ve akademik personel iktidara yaranmak için yarışıyor. Her  geçen gün nedamet getirerek kervana katılan yeni güvercinleri ibretle izliyoruz.

Yeni bir yıla girerken karamsar olmak için her türlü neden var.Enflasyon hızlandı. Dolar 2,50’ye doğru koşuyor. Güney Doğu şehirleri teker teker düşüyor, oralarda iktidar el değiştiriyor. Polis ve jandarma güçleri çaresiz. Yeni yılda büyük süprizlerin  o bölgeden gelmesi bekleniyor.Açılım adı verilen demokratikleşme hareketinin iktidarın 2015 seçimleri için bir yatırımı olduğu düşüncesi yaygın. Sayıları üç milyona varan Suriyeli göçmen ordusu büyük şehirlerin sokaklarında alenen dileniyor. İdare bu konuda sessiz. Kültür çatışmaları, seks cinayetleri, adam kaçırmalar, kaçakçılık türleri ve diğer suçlar  giderek  artıyor.Çocuklar bu karmaşada en zarar gören grup olarak gözler önünde.

 

İktidar sessiz. Tek adam projesi topluma dayatılıyor. Güvenlik güçleri tek adam iktidarı için alarma geçmiş durumda. Biber gazsız tek bir gün bile geçmiyor. Toplumun demokratik güçleri şimdiden yenilmiş durumda. Lümpen kültürü sosyal yaşamın tüm öğelerine sızmış durumda. Yeni nesil AVM’lerde dekadansı yaşıyor. Eğitim kurumları siyasallaşmış durumda. Artık her eğitim kurumu iktidara endeksli bir idari yapılanma içine girmiş durumda.

Yeni bir yıldan ne beklenir? Beklentiler malesef artık sadece mesajlarda var. Gerçekleşme imkanı hemen hemen yok. Muazzam bir göç dalgası geliyor.Mali durumu müsait olanlar kitleler halinde güvenli bölgelere göç ediyor. Cumhuriyet Toplumu bir kez daha kabuk değiştiriyor.1923, 1926, 1956, 1967 yıllarında yaşanan göçlere benzer göç yolları açılmış durumda.

 

Anadolunun kaderi bu. Binlerce yıldır hep aynı senaryo. Kaba güç, avam medeniyeti yok ediyor, göçe zorluyor. Bomboş antik kentlere bakınca bunu görüyorum. İleri bir medeniyetin kaba güç tarafından yıkıldığı yok edildiği şehirler. Şimdi de boşalan köyler, kuruyan tarlalar yok edilen ormanlar yeni bir göç dalgasının habercisi.

Terk edilen canım konaklar, yıllarca verilen emek artık viraneye dönmüş durumda. Hasta ve yaşlı insanların içinde yaşam savaşı verdikleri tarihi evler yavaş yavaş yıkılıp gidiyor. Gençler iki nesil önce işsizlikten ve geçim sıkıntısından bıkıp büyük şehirlere göç edip gitmişler. Çocukları geri dönmek istemiyor. Konaklar içlerinde yaşayan yaşlı insanlarla birlikte öleüp gidiyor. Bir zamanlar dünyanın en verimli yaylaları olan bu yerlerde artık bir tek ot bile bitmiyor.

 

Yeni yılı beklerken içimi ısıtacak tek şey yeni güneşin doğumu. Sanki artık daha parlak ve daha dost. Yılın son gününde esen bu fırtına da yağan yağmur da bir şeyler anlatmak istiyor gibi. Yine de ne varsa doğada var.

Doğanın kucağında saklanıp fırtınanın geçmesini beklemekten başka çare yok.

Taşları okuyarak, rüzgârın sesini dinleyerek, denize ve ağaçlara dokunarak bekleyeceğiz.

 

© Copyright, 2015 Yavuz Çekirge. All Rights Reserved


2015 “Penguen Modu”

Post navigation