Üç sütun

Likya coğrafyasında acaba kaç antik kent var?

(1) Antik kentler arasında Andriace adını hiç duymamıştım. Myra ya da bugünkü adıyla Demre yakınlarında Kekova adasının yani eski adıyla Dolichiste ‘nin de bulunduğu muammalar coğrafyasında bir liman Andriace. İlkçağda çok önemli bir ticaret limanı.

Andriake olarak da biliniyor. Şehir devleti. Rahip kralların yönettiği demokratik bir şehir devleti.Zeytin ağaçları arasındaki ince patikadan şehrin varoşlarına doğru  yürüyoruz. Ardıç kuşları çılgınca ötüyor.Çiğdemler bir halı gibi uzanıyor. Denizin kıyısını takip ederek ağır ağır ilerliyoruz.     

Yürüyerek gezmek çok daha farklı. Yürüyüş sırasında otomobille bir yerden diğerine giderken ne çok şey ıskaladığınızı anlıyorsunuz. Öncelikle hava ve güneşin tadını çıkarıyorsunuz: çiçekler, kuşlar ve bitkiler, toprak ve taşlar sonra denizin yarattığı irili ufaklı şahane koylar.Bütün bunları yürüyerek gezmek çok farklı.

Antik Çağ yaşamı ile bugünkü yaşam arasında o kadar büyük fark var ki? Zamanın günün doğumu ve batımıyla ölçüldüğü, mevsimlerin birbiri ardından gelişini izlediğiniz daha yavaş bir yaşam ile bir şehirden bir şehire uçan, otel odalarından restoranlara oradan toplantı salonlarına tıkılıp kalan bir avuç para kazanan insan olmak arasında bir seçim yapmak kolay değil.

Likya bölgesi tarihinin belgelenen kısmına göre, Likya Antik kentleri MS. 900 yıllarında birer birer terk ediliyor. Arap istilacıların Anadoluyu hedef seçmeleri ise MS.700’lü yıllara rastlıyor. Din savaşlarının başlangıcı tektanrılı dinlerle birlikte anılıyor. İslam dini de iktidarı ne pahasına olursa olsun elde etmek için her şeyi mübah görüyor. Hıristiyanlık da Yahudilik te farklı değil. Din adamları hep devleti idare etmeye yönelik çabalar içinde olmuşlar. Kaderci yoksul halk da körü körüne onların peşinden gidiyor.

Batı Roma İmparatorluğunun çöküşünden sonra askeri güç dengesi değişti. Barbar kabileler dört bir yandan zengin şehirlere saldırmaya başladılar. Yağmacılığın kol gezdiği  bu dönemde bir kaç yüz yıl huzursuzluk devam etti. Araplar her yöne saldırdılar. Arap korsanlar her önlerine gelen liman şehrine saldırdılar. Kan döktüler, yağmaladılar ve insanları köle olarak sattılar.Kılıç zoruyla din değiştirmeye zorladılar. Bizans yani Doğu Roma İmparatorluğu yeterince güçlü değildi. Halk sahil şehirlerinden ayrılarak daha korunaklı bölgelere göç etmeye başladı.  Likya şehirleri birer birer boşaldı. Göç eden insanlar çok geniş bir coğrafyaya dağıldı. Bugün antik şehirlerin oldukları yerlerdeki yerleşime bakıldığında buralarda yerleşik  insanların izini sürmek de çok zor.Çoğu nereden geldiğini bilmiyor. Kayıt tutan da yok. Göçerler diye tanımlanan Türkmen oymaklarının MS. onuncu asırdan sonra Moğolların önünden Anadoluya giriş yaptıkları söyleniyor. Bu göçmen Türkmen kabileleri yerel halkla karıştı mı? Zaten zamanlama olarak Likyalı, Lydialı ve Psidialı halkların Rumca konuşan halk olduğunu sanıyorum. Yaklaşık iki buçuk milyon nüfus Ege bölgesine doğru çekiliyor. Mübadele yılları ise Anadolu Rum köylerinin  boşaltıldığı yıllar. Yerli halk zorla yerlerinden kopartılıp Yunanistan’a göç etmeye zorlanıyor. Bu da ayrı bir trajedi ya. Şimdi antik kentleri gezerken o civarda kurulu köylerin hala bronz çağını yaşadığını gözlemliyorum. Cep telefonları var, arabaları var ama yiyim kuşamları yaşam tarzları hala göçebe. Şehirli olamamış bir türlü yerleşememiş kondurma bir halk.Hiç bir şeyin farkında olmayan sadece kendi menfaatini düşünen gözü komşusunun kazında olan lümpen bir halk.

Roma döneminde  Anadolu şehir krallıklarının en parlak dönemlerini yaşadıkları söylenir. MÖ:160 yılından MS.500 yıllarına kadar Roma askeri gücünün himayesinde şehirler gelişti. Özellikle de üretim,ticaret, sanat  alanlarında en parlak dönemlerini yaşadı.

Andriace bir liman kenti olarak bölgenin en önemli ticari merkezi haline geldi. Likya şehirleri arasında üç oya sahip olan altı şehirden biri de Andriace idi. Liman ağzında Hadrianius zamanında inşa edilen  çarşı (agora) iki yanı sütunlarla ve heykellerle süslenmişti. Şehirleri birbirine bağlayan Roma İmparatorlar ticaret yolu  Myra’ya oradan da diğer şehirlere kadar uzanıyordu. Roma yolları ağına Via Sebaste adının verildiğini biliyoruz. Tüm Anadoluyu saran bu döşeme yollar Roma hakimiyetinin ve ticari gücünün bir göstergesi olarak Kovanlık, Sarıhacılar köylerinde olduğu gibi hala bozulmadan durmaktadır.

Andriace’de bulunan Sinagog kalıntısı ve kabartmalar bölgede Yahudi dininin de kabul edilen dinler arasında olduğunu göstermektedir. Çok tanrılı dinlerin yerini tektanrılı dinlere bıraktığı dönemde tapınakların önce sinagoglara sonra da kiliselere dönüştüğü izlenebiliyor. Bölgede bulunan Zeus,Artemis ve Apollon tapınaklarının yanı sıra sinagoglara ve kiliselere  de rastlanması MS.300 yıllarından itibaren Hıristiyanlığın bölgede yayıldığını ve güçlendiğini gösteriyor. MS.400 yıllarından sonra  Hıristiyanlık MS.700 yıllarından sonra da İslam dini özellikle de Emevi akıncıları  bölgede etkili olmaya başlamıştır.

Bölgeyi gezerken MÖ.300 yılları ve öncesine  tarihlenen lahitlere rastlanmaktadır.Bu Likya lahitleri üzerindeki kabartmalardan kimlere ait oldukları da okunmaktadır. Lahitlerin özel şekilleri kendine has bir geometriyi yansıtmaktadır.  Turizm Bakanlığı geçtiğimiz yıl başladığı kazılarla alivyonlarla kapanan antik kenti ortaya çıkartmayı amaçlamaktadır. Kazılar 2005 yılında başlamış. Henüz ortaya çıkarıan şehir kalıntıları çok az. Zamanla çok iyi korunmuş antik kentin kalıntıları birer birer ortaya çıkacaktır.Öte yandan etnografi çalışmalarında ağırlık göçebe halka verilmiş. Rumca konuşan Anadolu halkının kültürü yok sayılıyor. Kaleköy, Şirince, Ayvalık gibi kasabalarda bir dönüşüm var ama yeterince araştırma yok. Likya halkı nereye gitti? sorusunun cevabı acaba bu yeni kurulan müzede cevaplanabilecek mi?

Gördüğüm kadarıyla “Likya Müzesi” inşaatı hızla ilerliyor.

———————————————————

(1)Alıntı: “Şarktan Toros dağlarının yamacını teşkil eden dağlık arazinin düzlenmiye
başladığı Attalia (Antalya) limanının şimali garbisinden başlıyarak
garpta Telraessos (Fethiye) koyuna küçük bir veterin meydana
getireceği bir daire kavsinin tatlı eğriliğini andıran münhani bîr çizgi
uzatırsak husule gelen yarım ada, Milyas adı ile anılan Elmalı yaylası
ve Solyma dağı, kıyılarında Tlos, Xanthos ve Pinara gibi şehirleri
sulayan Xanthos nehri (Esençay), Kragos ve Antikragos dağları vardır.” Dr. Zafer Taşlıklıoğlu.Lykia Kültleri

Andriace

Post navigation