Bu geziye çıkmadan önce araştırma notlarımı topladığım “Düğmeli Ev” adlı yazımdan  geniş ölçüde yararlandığım doğa yürüyüşü gerçek anlamda bir doğa ve kültür  harikası deneyimine dönüştü. Gezi notlarıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. 

http://yavuzcekirge.com/?paged=2

Patika grubu ile 6 Nisan 2014 Pazar günü  grup başkanı sayın Nusret Yakışıklı’nın “Anadolu Kervan Yolları ” olarak adlandırdığı etabı onun rehberliğinde yürüdük.  Her anı heyecan verici manzaralar, kuş cıvıltıları  ve bahar çiçeklerinin kokularıyla dolu geçen yürüyüş “seçkin anılar”  sınavını tam not alarak  geçti.

Akseki’nin Fakıllar Mahallesi ‘nden başlayan antik yol, yedi yüz metrelik bir tırmanışla   Sarıhacılar Köyüne  daha sonra Belenalan köyünden sonra yine yedi yüz metre inişle   son etabı Hüsamettin Köyü’nde sona eriyor. Yaklaşık on üç buçuk  kilometrelik  etabın tamamı bozulmamış taş döşeme antik yoldan oluşuyor. İzlediğimiz GPS koordinatlarını  aşağıda bağlantısını verdiğim “Wikiloc” kayıtlarında bulabilirsiniz:

http://tr.wikiloc.com/wikiloc/spatialArtifacts.do?event=search

Yürüdüğümüz “Anadolu  Kervan Yolu” olarak adlandırılan antik yolun M.Ö. 69 yılında yapımına başlanan Roma Asya vilayetinin Anadolu’yu fethetmek için yaptırdığı  “Via Sebaste” adı verilen stratejik taş yollarının bir kolu olup olmadığını tartışma konusu oldu. Güzergah kırmızı beyaz  iki şeritle işaretlenmişti. Yolu işaretleyen seyahat acentesi “Patika Tour” belirli yerlere  işaret levhaları da dikmiş. Yola verdiği ad : “Kervan Yolları”.Bu yola verilen bir diğer ad ise “St. Paul Yolu”.   Bu yolun Selçuklular tarafından inşa edildiğini iddia edenler de var. Bu iddiaya M.S. 1200 yıllarından itibaren bölgede görülen Selçuklu varlığı kanıt olarak ileri sürülüyor. Varsayımları gözden geçirmekte fayda var:

 

  • Bu yol Selçuklular tarafından inşa edilmiştir,
  • Bu yol Roma ve Bizans tarafından inşa edilmiştir.
  • Bu yol İpek Yolu denen kervan yolunun bir parçasıdır.
  • Bu yol Likya, Pers ve Hellen uygarlıkları zamanında kronolojik olarak kullanılan kervan yoludur.

Bu ihtimallerin hangisi  doğru?  Kesin olan şey şu: Yürüdüğümüz yol, sanki yeni yapılmış kadar düzgün ve bakımlı idi. İkinci olarak Klimax (Döşeme Boğazı) geçidindeki antik yolla benzerlikleri çok. Kaynakları taradığımda yürüdüğümüz döşeme yolun bir çok medeniyet tarafından kullanılan ve değişik adlar verilen yol ağı olduğunu söyleyebilirim. Eski kayıtlarda örneğin, Likya, Helen, Pers dönemlerinde bu yola ne ad verildiğine ilişkin bir kayıt bulamadım.  Via Sebaste’nin  Antiokhea’dan ( Yalvaç) çıkan, Neapolis( Karaağaç), Mishia( Beyşehir) , Erymna ( Ormana),Seleukeia ve  Side’de limana ulaşan bölümü M. Özsait’in 2006 yılında çizdiği ve 1. Burdur Sempozyumunda sunulan Hellenistik ve Roma Döneminde Pisidia haritasında   Kuzey hattı olarak işaretlenmiş. İkinci kol ise Anabura (Enevre) , Tynada (Mirahor), Adada( Karabavlu) Pamukova üzerinden Selge ve Pednelissos antik kentlerinin batısından geçen Klimax yani Döşeme Boğazı (Kovanlık Köyü) hattı.  Klimax hattını daha önce yürümüştüm. İki yol arasında yol yapım tekniği  olarak çok büyük benzerlikler var. Dikine çakılmış taşlar ve basamaklara döşenen taş ocağı çıkışlı yontulmuş plaka halinde iri taşlar, tepelere ulaşmak için enine açılmış ve kıvrıla kıvrıla yükselen merdivene benzeyen basamaklı, kavisli yol tekniği Romalıların Etrüsklerden öğrendiği döşeme yol tekniğiyle benzerlikler gösteriyor. Bu benzerlikleri de kanıt olarak ileri sürebiliriz.

 

Taranan literatürde D.H: French’in 1980, 1990, 1991, 1992, 1993, 1995 yıllarında yayınladığı “Roma Yollar, miltaşları araştırma raporları öne çıkıyor. Bu raporlara göre yolların taş döşemelerinin bölgede görevli Roma valileri tarafından yapıldığı biliniyor. Ticaret yollarının binlerce yıldır kullanıldığı düşünülürse en kuvvetli ihtimal Roma valilerinin eski yolları tamir ederek geliştirdikleri ve bugünkü duruma getirdikleri ihtimali üzerinde durulmalıdır.

D.H. French’in döşeme yollar ile ilgili özet makalesinde bir hipotez olarak Roma Valileri’nin yeni yol açmadıklarını, Anadoludaki Achaemenid yani Pers yol sistemini geliştirerek taş döşediklerinden söz etmektedir. Asya Vilayeti valisi Manius Aquillius’un M.Ö: 129-126 yıllarında bu konuda bir kayıt tutmadığı anlaşılmaktadır. Mil taşları üzerindeki yazılar başvurulacak tek belge niteliğini taşımaktadır.[1]

French’in tespitlerine katılmamak elde değil. Nitekim bazı eski miltaşlarının zamanla yenileriyle değiştirildikleri de biliniyor. Klimax yolunda halen yerinde bulunan miltaşının üzerinde tespitlerde bulunan French yazıyı şöyle deşifre ediyor:

 

Fotoğraf : Bülent Özkan (Klimax, Döşeme Boğazı,Kovanlık) 

Bu taşın orada öylesine koruma altına alınmadan durması da ayrı bir muamma: Miltaşının üzerindeki yazıların tercümesini Burak Takmer ve Nihal Tüner Önen’in  ve D.H. French’in makalelerinden okuyoruz:

“Başrahip 11. Kez consul ve 12. Consul’lüğüne aday 15. Kez imparator olarak selamlanan halk idaresi yetkisini 18 yıldır elinde tutan, Tanrı’nın (Julius Caesar’ın) oğlu imparator Caesar Augustus, Via Sebaste olarak bilinen bu yolu yaptırdı. İnşaatı valisi Cormutus Aquila denetledi 139 mil.”

” Imp Caesar Divi f Augustus pont maxim sebasten cuarte Cornuto Aquila leg suo pro praetore CXXXVIIII[2]

Bir diğer kaynak: Batı Pamphylia Antik Yol Araştırmaları adlı makalede ise Perge-Klimax arasındaki yol kalıntılarından söz ediliyor.[3]  Yol güzergahlarını gösteren bir çok sayıda harita mevcut. Haritaları incelediğimde bazı yolların daha geniş ve sağlam diğer yolların ise daha dar ve engebeli araziler için tasarlandığı sonucuna vardım. Nitekim askeri teçhizatın öküz ve katırların çektiği arabalarla yapıldığı düşünüldüğünde “on iki levha kanunları”nda da söz edilen yol standartları  düz yerlerde 8 ayak (2,48 m) ve virajlarda ise 16 ayak (4, 96 m) genişliği belirtiliyor. Yürüdüğümüz yolun 2,48 den daha dar olduğunu söylemek gerekir. Tam olarak ölçüsünü almadığıma üzülüyorum şimdi. Yürüdüğümüz yol güzergahı üzerinde virajların 16 ayak yani 4,96 m olmadığını söyleyebilirim. Bu da yürüdüğümüz Sarıhacılar etabının en azından ana yol yani Via Sebaste olmadığı kuşkusunu doğuruyor. Bir diğer hipotez ise yol ağının farklı genişlikte yollardan oluşabileceğidir. Dağlık bölgelerde genişlik standartlarına uyulamayacağı son derece aşikâr. Bu da düzlük yerlerde daha geniş   dağlık bölgelerde ise daha dar yolların yapıldığını düşündürüyor. Bazı kayıtlarda Anadolu Roma yollarının diğer Avrupa bölgelerindeki yollardan daha az itinayla yapılmış olabileceği varsayımını ileri sürülüyor.

 

Yürüdüğümüz güzergâhta tekerlekli bir arabanın hareket etmesi, virajları dönmesi o basamakları tırmanması  hemen hemen imkansız. Öte yandan bu tür dağ yollarında deve ve/veya katır kervanlarının geçebileceği varsayımı daha kuvvetli. D.H. French’in raporlarındaSarıhacılar köyünde bir mil taşı bulunduğu bilgisi de doğru fakat bu Akseki Sarıhacılar köyü için değil, Bilecik Sarıhacılar köyü için geçerli. Bu varsayıma göre  bizim yürüdüğümüz yol Via Sebaste olamaz.

Sarıhacılar köyü konusunda yaptığım kaynak taramasında köyün tarihi konusunda şu bilgiye ulaştım:

“Sarıhacı: Kırgızların sağ şubesinden Sultu, Edigene ve Çerik boylarının bir oymağının adı Sarı’dır. Sarıhacı Köyü Aladağ Nahiyesi’ne bağlıdır. 1905 yılında Sarıhacı Köyü hâlâ Aladağ Nahiyesi’ne bağlı idi ve köyde 47 hane vardı. Nüfusu ise o yıl 127 idi. 1922 yılında ise nüfus 199 ve hane sayısı 40’tır.Günümüz kaynaklarına baktığımızda Sarıhacı Köyü’nün Konya’nın Güneysınır İlçesi’ne bağlı olduğunu görmekteyiz. Nüfusu ise 241’dir”[4]

Böylelikle köyün eski bir yerleşim yeri olup olmadığı konusunda elimizde yeterli bilgi de yok. Köyü gördükten sonra yapıların mimari stilinin Türkmenistan ya da Kırgızistan değil,  Toroslarda bir çok yerde görülen  geleneksel Likya taş yapı tekniğiyle  akrabalığı olduğu söylenebilir. Binaların ahşap aksamındaki oyma sanatı ise gerek işçilik gerekse de kullanılan semboller açısından  çok zengin. Bu da Anadolunun karmaşık kültürel yapısını yansıtıyor. Tek bir kültür ile izah etmek mümkün değil.

Hiç bozulmamış antik yolun üzerinde yürürken tarih ayaklarınızın altından akıp gidiyor sanki. Sihirli bir köprüyle antik çağa bağlanıyorsunuz. Yanınızdan deve ve katır kervanları geçiyor. At üzerinde hızla ilerleyen askerler, siyah cüppeleriyle rahipler, köleler, eşkıyalar ve çocuklar.  Kervan yollarında zaman hızla akıyor.

Bu yolu yürürken heyecanlanıyorsunuz. Çok  farklı duygular çıkıp geliyor bir yerlerden. Ruhunuz sakinleşiyor.  Sanki bir  tür büyü bu.

[1] Pre and Early Roman Roads of Asia Minor, D.H. French

[2]Roma Yolları ve Via Sebaste adlı makaleden alındı.

3] Burak Takmer, Nihal Tüner Önen:

[4]1917 Tarihli Karaman-Konya-Ereğli Haritası ve Değerlendirilmesi, ISSN: 1309 4173 (Online) 1309 – 4688 (Print)

Volume 5 Issue 2, A Tribute to Prof. Dr. Halil INALCIK p. 443-470, March, 2013

 

Antik Yollar

Post navigation