6 Ocak 2014 Perge Blues 032

Tuhaf bir sabah. Seçim sabahı. Zaman hem ilerde hem geride. Geçmişle gelecek arasında mekik dokuyan düşüncelerimi sakinleştirmeye çalışıyorum. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları sandıklara gidip yerel seçimler için oy kullanacak.  Son altı aydır her derde deva olarak takdim edilen çözüm. Sandık. Her sorunu çözecek olan sihirli sandık sürekli gündemde tutuldu.  Burada da yerel yöneticilerden ziyade partilerin üst yönetimi tarafından atanan gözde partililer için oy kullanılıyor. Bu nasıl bir yerel seçimse. Garabet de burada. Seçmen yerel yöneticiyi değil de siyasi partiyi seçmek zorunda. Demokrasinin bir başka garabet noktası.

Mecliste, meydanlarda internette yayınlanan ses kayıtlarıyla şaşkına dönen bir kamu oyu var. Kimse bu ses kayıtlarının kimler tarafından , nasıl kayıt edildiğini ve nasıl servis edildiğini bilmiyor. Yabancı güçler deniyor, paralel yapı deniyo, cemaat deniyor. Kimin servis ettiği, kimlere servis edildiği   önemli ama; o  ses kayıtlarında cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk örnekleri yayınlanıyor.

Bu topraklarda üç bin yıldır süren demokrasi ve cumhuriyet mücadelesinin  ne kadar gerçekleştiğine ve ölçüsünün ne olduğuna ilişkin sürekli tartışma yapılıyor. Demokrasinin bir kültür olduğu ve aileden başlaması gerektiği bir çok sosyolog tarafından vurgulandı. Ataerkil ailelerde hakim olan otokratik hatta şiddet içeren faşist sistem çoğunluğun geçmişinde önemli bir yer tutuyor. Öteki olana duyulan nefret ve dışlama bir davranış biçimi olarak sistemleşmiş durumda.  Böylesine bir geleneğin yaygınlaştığı bir coığrafyadan söz ediyoruz.

Sihirli sandık neyi çözecek?

Bir günde çoğunluğun farkında olmadan paylaştığı çağ dışı anti demokratik eğilimleri, trafikteki bencillikleri, öteki olana şiddet uygulama, kadını her türlü aşağılayıp şiddetle cezalandırma, kadını cinsel bir obje olarak görme, din istismarı, adaletin sulandırılması, çifte standart uygulamalara ses çıkarmama, her sorunun  dini inançla çözüleceğine  inanış, çalışmadan köşe dönme, yalan, hırsızlık, iftira, ayak kaydırma, altını oyma, göz koyma, dışlama, v. b. gibi son derece yaygın davranış biçimlerini sihirli sandık mı değiştirecek?

6 Ocak 2014 Perge Blues 051

Oy kullanmaya giden elli iki küsur milyon seçmenin profilini  çıkarmak gerekiyor. Bu kitlenin ne kadarı demokrasi ve özgürlüklerden yana? Ne kadarının hiç bir şeyden haberi yok? Ne kadarının umurunda değil? Ne kadarı zengin? Ne kadarı fakir? Ne kadarı devlet memuru? Ne  kadarı belediye çalışanı? Ne kadarı mevcut iktidar değişirse zarar görecek? Ne kadarının Avrupa Birliği demokratik kriterlerinden haberi var?

Bu sorulara cevap vermeden sihirli sandıktan ne çıkacağını tahmin etmek kolay değil. Sadece trafiğe bakarak söylenirse,  geleneksel düzen yani mevcut iktidar aynı oyu alarak devam edeceğe benziyor. Şark tipi hiç bir kurala uymayan sürücülerin oluşturduğu trafik kabulleniliyor. Kimse çözmek istemiyor.  Devlet memuru , belediye çalışanı analizine göre de mevcut iktidar devam eder. Medyaya bakarak da bir şeyler söylenebilir.

Medya zaten hiç bir zaman demokrasi ve özgürlüklerden yana olmadı. Şişkin egolu cebini düşünen köşe yazarları, yandaşlıkla yalakalıkla kendine yer sağlayan  sözüm ona liberaller ile yandaş olup ta  yeterli nemalanmayı yapamayan ve yandaşlıktan vaz geçen diğer liberaller, iktidarın desteğiyle köşe ve ünvan elde eden bazı gazeteciler,  ortada gezenler, muhalif olanlar, şu ya da bu sebeple yeterli para ve ilgi görmeyenlere bakılırsa mevcut iktidar yine çoğunluğun oylarını kazanır.

İş dünyasına gelince orada da yandaş işadamları ile yandaş olmayanların ayırımı  var. Mevcut iktidarın nimetlerinden faydalanan yeni gruplar, yeni zenginler , ihale alan, iş kotaran, köşe dönen yeni işadamlarının mevcut iktidarın devamından yana olduklarını söylemek zor değil. Bir de geçmiş iktidarların zengin ettiği iş adamları var. Onlar ne düşünüyor belli değil. Her dvrin adamı olanlar için zaten sorun yok.

Geriye ne kalıyor? Yarı batılılaşmış seksen ve doksan kuşağı, Gezi Parkı gençliği, sanatçılar, yazar çizerler, azınlıklar. Bu kesimin oy oranı da belli. Bu kesimin seçmenlerin yüzde onunu  oluşturduğu söylenebilir. Sokağa çıkıp protesto edenler de onlar biber gazı yiyenler de.

Mevcut iktidarın oyların minimum yüzde kırkını alacağına kesin gözüyle bakabiliriz. Bu ortaya saçılan  hırsızlık suçlamalarına, yolsuzluk iddaalarına, her türlü rezaleti içeren ses bantlarına ve itibar zedeleyici skandala rağmen hiç bir şeyin farkında olmayan çoğunluk götürüp oyunu yine mevcut iktidara verecektir.

Ayrışan toplumsaL katmanların   artık bir daha bir araya gelemeyecek kadar koptuğunu göreceğiz.   Asker, polis, öğrenci, öğretmen, doktor, avukat gibi meslek grupları arasında artık dayanışma yok. Yandaşlık kriteri daha geçerli. Yandaşlık artık yeni ideolojik eğilim olarak ülkeye hakim oluyor. Oportunizm de hedonizm de ne dersen de.

Yaklaşık olarak sekiz milyon seçmen zaten oy kullanmıyor. Bu küskün, aldırmaz, sorumsuz grubun tanımını yapmak kolay değil. Nitekim bu yerel seçimlerde oy kullanmayana uygulanan cezanın uygulanmayacağının söylenmesi de oy kullanmayanların sayısını artırabilecektir. Bunun kime faydası olur? Bir milyon seçmen de daha oy kullanmasını bile beceremiyor. On on beş milyon kadar seçmen de başkasının etkisinde kalarak oy kullanıyor. Geriye yirmi , yirmi beş beş milyon seçmen kalıyor. Bu yirmi beş milyon kendi hür iradesini kullanarak oy kullanacak. Bu şartlarda sihirli sandık  ancak seçnemin yarısının oyuyla siihirlenecek. Sandık sihirli olmaktan çıkıp bu coğrafyada kurulmuş olan hukuken adına cumhuriyet denen  demokrasi garabetiyle özdeşleşiyor. Hukuk skandallarıyla inim inim inleyen ülkede hukuk madurlarının sayısı milyonları buluyor. Kimsenin kimseye güveninin olmadığı bir bilim kurgu ülkesi oldu bu topraklar.

Şimdi bugünkü  saate göre 07:20  yarınki  saate göre de  08:20 .

Seçimin sonucunu merak bile etmiyorum. Boyalı otöbüslerin, minibüslerin üzerine monte edilen hoparlörlerle seçmeni taciz eden siyasilerin beceriksizliği aymazlığı anlatılır gibi değil.

Sandığın sihirli olduğunu da düşünmüyorum.

Seçmenin yarısı hiç bir şeyin farkında değil. Diğer yarısı şöyle böyle farkında ama yandaş taraf  ağır basıyor.

Bu durumda önümüzdeki cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler sürecinde eğer ağır kopmalar, parçalanmalar toplumsal olaylar  olmazsa belki demokrasi yolunda önemli bir iki adım atılabilir.

Benim çoğunluktan hiç umudum yok. Bu seçimlerde iktidar partisinin oy kaybına uğrayacağı, CHP ve MHP ‘nin oylarını artıracağını söyleyebiliriz. Eğer iktidar partisi %40’ın altına düşerse büyük süpriz olur.

Bu seçimlere fesat karışır mı? “Merkator projeksiyonu”na göre bakarsak:

Umut olabilir mi? Twitter’in Youtube’un yasaklandığı bu coğrafyada demokrasinin kırıntısını görme umudu olabilir mi? Olabilir.

Artık bu topraklarda her an her şey olabilir.

19 Mart 2014 Cymeria 041

Sihirli Sandık

Post navigation