Elimdeki üç yüz sayfalık kitabın kapağına bakıyorum.

Geçen yıl dostum Ersin Alok hediye etmişti.

Çamlıca konusu da kuş gözlemciliği ve göçmen kuşlar sohbetimiz sırasında gündeme gelmişti.

“ Çamlıca: İstanbul’da Kalan Yaban Yaşamın Son Bahçesi”   Dr. Ali R. Bilginer ve Ersin Alok’un ortak çalışması.

Bir Çamlıca yaban yaşam belgeseli.

2009 yılında yayınlanan kitap Çamlıca’nın doğal yaşamını fotoğraflarla anlatmayı ve belgelemeyi amaçlıyor. Kitabın önsözünde  iki binin üzerinde bitki çeşitliliğiyle dünya sıralamasında çok müstesna bir yere sahip olan İstanbul’un Ömerli Havzası’ndan sonra ikinci öneme sahip yaban yaşam alanı olduğunu belirtmektedir.

Yirmi beş yıl çalışarak kitabı hazırlayan Dr. Ali. R.  Bilginer’in tüm fotoğrafları da bizzat çektiğini belirtelim. Tıp alanında faaliyet gösteren bir doktorun doğaya ilgi duyarak böylesine kapsamlı bir çalışma hazırlaması da ayrıca vurgulanması gereken  bir yön. Prof. Dr. Tuna Ekim yazdığı önsözde “doktorum” diye hitap ettiği Bilginer’in nasıl yıllar boyunca boş vakitlerinde bitki resimleri çekip biriktirdiğini anlatıyor.

Ersin Alok da önsözünde kitaba “Çamlıcanın Gizemleri” adını vermek istediğini söylüyor. Alok 2500’den fazla bitki çeşitliliği barındıran bölgenin korunmasının insanlık görevi olduğunu söylüyor. Kitabın ilerleyen bölümlerinde fotoğraflarıyla bitki türleri, mantar türleri, hayvanlar inceleniyor.

Bu kadar zengin bir çeşitliliğe her halde başka bir yerde rastlamak mümkün değildir. Ayrıca Çamlıca’da başka bölgelerden gelen bitkilerin de bulunduğu göze çarpıyor. İlkbahar ve sonbahar aylarında yoğun bir göç yaşayan kuşların ayaklarıyla ve gagalarıyla Güneyden ve Kuzeyden tohumlarını taşıdıkları yeni türlere de rastlamak mümkün. Çamlıca tepesi son günlerde bir cami projesiyle yeniden gündeme geldi.

Cami ya da başka bir beton yapı hiç fark etmez. Bu bölgedeki ekolojik yaşamı olumsuz yönde değiştirecektir.

Oysa Çamlıca tepesinin doğal koruma alanı olarak ilan edilmesi gerekir. Bunun gerçekleşmesi için yeterli kamuoyu oluşmuş değil. Bu bilincin oluşması için daha çok yolumuz var. Bugün İstanbul’un en önemli doğal havzalarına yönelik yapılaşma canlı hayatı ciddi derecede tehdit etmektedir.

Çamlıca Cami projesi, Taksim Meydanı Projesi, Yeni Havaalanı Projesi, Ömerli Havzası Projeleri , Ağaoğlu Projeleri, vb. büyük ölçüde İstanbul’un yirmi milyona yaklaşan nüfusunun ihtiyaçları için oluşturulmuş olsa da yaban hayatın ortadan yok olacağı büyük riskleri de ihtiva etmektedir.

Doğayı ve yaban hayatı korumak bir insanlık görevidir.

Yapılması gereken STK’lerin bu bölgeleri doğal koruma alanları olarak ilan ettirip yapılaşmayı durdurmaktan ibarettir.

Değer biçilmesi mümkün olmayan bu doğal  hazinelerin yerel idarelerin ve siyasi rant peşinde koşanların elinde talan edilmesine izin veriliyor olması, medyanın ve STK’larının sesini çıkartmamaları da çok acı bir gerçek olarak önümüzde duruyor.

Değerler sıralamasında doğa artık yok galiba.

Bu da bizim önce Çamlıca’ya sonra da diğer doğal hazinelere veda etmemize neden olacakmış gibi görünüyor.

Elveda Çamlıca

Post navigation