Dersim konusu tam anlamıyla “patladı”.

Gündeme bir “bomba” gibi düştü. Yankıları hâlâ sürüyor.

Gün batarken sığırcık sürülerini izleyenler bilir. Milyonlarca sığırcık kuşu bir arada, dalgalanarak, göklerde helezonlar çizerek uçarlar.

Batan günün ışıkları kanatlarına vurdukça onların ateşten kuşlar oldukları duygusuna kapılırsınız.

Türkiye medyası da böyle, sığırcık kuşları gibi hareket ediyor.

Bir konuyu ele alıp onu bir süre işliyor, siyasileştiriyorlar.

Dersim konusu da, Van depremi haberlerini bir aydır yazıp çizen ve gerçekleri bir türlü yazamayan ve siyasileştiremeyen  medyanın havada helezon çizerek oluşturduğu bir başka fotoğraf oluverdi.

Orada, Dersim’de  1930 yılları ve öncesinde  insanların yaşadığı trajedyi incelemekten çok “Katil Kim” soruşturmasına dönüştürüldü.

“Tedip” ve “tenkilde” sertliğin yüksek dozu…

Elli bin kişinin katilinin kim olduğu sorusuna cevap da bulundu. İş yargıya kaldı…

Başbakan medyanın araladığı kapıdan içeriye süzülüp, siyasi alanda çok az siyasi  lidere nasip olacak öldürücü bir hamle gerçekleştirdi.

Rakibinin tüm hareket kabiliyetini paralize edebilecek bir vuruş…

Dersim katliamının faturasını CHP’ye çıkardı. Tüm medya organları da bu hamleyi naklen yayınladı.

Bu darbeden CHP’nin ciddi bir hasar göreceği yorumu yapılıyor.

Sığırcık kuşlarının Van depremden zarar gören binlerce kişinin  karlar altında kuyruklarda titreşirken görüntülerini yayınlayarak kamuoyu baskısı oluşturacağını beklerken yön değiştirip Dersim göklerine yöneliyorlar.

Dersim konusunda belgeleri ortaya koyan en belirgin yazıyı Hasan Cemal  yazmış:

Yıl 1925.    Şark Islahat Planı’ndan:  “Vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve pazarlarda Türkçeden başka dil kullananlar cezalandırılacaktır. Dersim bir an evvel Kürtlüğe karışmaktan kurtarılmalıdır.”
Yıl 1930. Mahmut Esat Bozkurt der ki:“Benim fikrim ve kanaatim şudur ki, memleketin kendisi Türk’tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır. O da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır.”Yıl 1925.Meclis Başkanı Abdülhalik Renda’nın Doğu Raporu’ndan:“Fırat’ın batısındaki vilayetlerin bir kısmında dağınık vaziyette yerleşmiş olan Kürtleri Türk yapmak… On sene müddetle bölgede sıkıyönetim ilan etmek…”Yıl 1926.Mülkiye müfettişi Hamdi Bey Raporu’ndan:“Dersim gittikçe Kürtleşiyor. Tehlike büyüyor. Dersim, cumhuriyet için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliyat yaparak acı sonuç ihtimali önlenmelidir.”Yıl 1930.Başvekil İsmet Paşa, 31 Ağustos 1930 tarihli Milliyet’e der ki:

“Bu ülkede sadece Türk ulusu ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur.”
Yıl 1931.Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın raporundan:


“Dersim cahildir. Zorunlu iskan uygulanmalıdır. Yüksek memurlara koloni (sömürge) yönetimlerindeki yetkiler verilmeli. Türklük telkini yapılmalı. Kürt kökenli yerli memurlar tümüyle bölgeden çıkarılmalı. Dersimli okşanmakla kazanılmaz. Silahlı kuvvetlerin müdahalesi, Dersimliye daha çok tesir yapar ve iyileştirmenin esasını oluşturur. Türk toplumu içinde Kürtlük eritilmelidir.”
Yıl 1932.
İçişleri Bakanı Şükrü Kaya raporunda der ki:
“Kuzey Dersim halkı batıya göç ettirilmelidir. Askeri Harekat  başlamadan önce tüm silahlar toplanmalıdır. Yerli memurlar, (yani Kürtler) casustur. Dersimlilere kendilerinin aslen Türk olduklarını öğretmek lazımdır. Uçakların talim uçuşları Dersim üzerinde yapılmalıdır.”
Yıl 1940.
Bir CHP raporundan:
“Kürtler Türkleştirilmelidir! Kürt meselesi Türkiye ’nin en mühim meselesidir. Asimilasyonun ilk şartı dil öğretmektir.”
Yıl 1961.
27 Mayıs Darbesi’nin lideri Orgeneral Cemal Gürsel Diyarbakır’da der ki:
“Bu memlekette Kürt yoktur. Kürdüm diyenin yüzüne tükürürüm.”
Yıl 1986.
Demirel döneminin dışişleri bakanlarından, yıllar yılı valilik,  yapmış olan İhsan Sabri Çağlayangil, kendisi de Dersimli olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun teybine der ki:
“Dersim’de mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu, zehirli gaz kullandı, mağaraların kapısının içinden… Bunları fare gibi zehirledi. Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler.”
http://siyaset.milliyet.com.tr/-dersimli-oksanmakla-kazanilmaz-/siyaset/siyasetyazardetay/20.11.2011/1464969/default.htm

Sonuç olarak “Pandora” nın kutusu açılmıştır.

Cumhuriyet Tarihi dersleri artık başlayabilir: Kimler yazdı kimler : Cemil Koçak ve Mete Tunçay’ın yıllardır yazdıkları cilt cilt kitaplar sığırcık kuşlarının yönünü değiştirmeye yetmedi ama, ne olduysa Van Depremi Faciası İktidarın kucağından fırlayıp Dersim faciası’na dönüşüp muhalefetin kucağına düşüverdi…

İşte siyaset dersleri ….

Son olarak Tunceli Üniversitesi’nin 2010 yılında düzenlemiş olduğu “Dersim hakikat Sempozyumu” notlarına da bakılmasında sonsuz yararlar var:

http://bianet.org/biamag/biamag/125318-devrim-yapan-universitede-hakikat-sempozyumu

Meraklısına Kaynakça:

Dersim Kampanyası

Post navigation