Suriye’de artık bombanın pimi çekildi. Ülke bir iç savaşın eşiğine geldi.

Ekonomik ve siyasi anlamda sert rüzgârlar esiyor.

Mezhepler arası çelişkiler en üst düzeye çıktı.

Sünni- Şia farklılığının ötesinde Beşar  Esad yanlısı memurlarla (Buna ordu mensupları ve aileleri de dahil) nüfusun  çoğunluğunu teşkil eden gruplar arasındaki sosyal uçurum giderek krizi  tırmandırıyor.

Esad rejiminin sonu çok yakın…

Son perde oynanırken. Suriye Bass rejiminin çöküşü de bariz bir hale gelmiş bulunuyor. Kendisine  karşı direnen grupların üzerine şiddet tekelini acımasızca süren  Esad rejimi,  kent merkezlerinde rejim  yanlısı gösteriler düzenliyor.

İçine doğru kapanan ve her tür muhalefeti lanetleyen aşırı milliyetçi, kendi halkının kanını  döken ve gerekçe olarak da sadece “itaat” ölçüsünü  kullanan çağdışı bir yönetim.

Baas Arap Milliyetçiliği Sovyetlerin çözülmesiyle birlikte çürüme sürecine girdi:

19. yüzyılın başlarında koloniyalizmin sona ermesini müteakip  bir “uyanış” olarak ortaya çıkan  Arap milliyetçiliği düşüncesi, 20. yüzyılın başlarında siyasal bir anlam kazandı. Baas Partisi, Osmanlı İmparatorluğu çöküş sürecinde, Mısır ve Suriye başta olmak üzere;  Irak, Libya, Tunus gibi İngiliz ve Fransız işgali altındaki sömürgelerde giderek  güçlendi.  Baasçı düşüncenin önemli ideolojik unsurları Arap milliyetçiliği, Arap sosyalizmi ve hürriyet olarak kitlelere yaygınlaştırıldı.

Bu ideolojik söylem, Mısır ve Suriye’de yeni gelişmekte olan post koloniyal ekonomik dengelerde ortaya çıkan ve devletin maaş bağladığı orta sınıflara ve sınıfsal konumlarıyla etnik kimlikleri örtüşen kırsal bölgede yaşayan azınlıklara hitap etmekteydi. Bu azınlıkların Parti’de ve orduda artan oranda kabul görmeleri ve örgütlenmeleri , Parti’nin ideolojik oluşumunu hızlandırdı.

Ülkede liberal ekonominin kurulamayışı, parti’nin iktidara geliş sürecinde ve sonrasında yaşanan parti içi iktidar mücadelesinde soğuk savaş detant politikasının yarattığı  ekonomik ve silahlı güçlerin  eylemlerinin yanı sıra, azınlıklara özgü mezhep, bölge ve aşiret bağları çok önemli rol oynadı.

Sivil toplum kuruluşları oluşmadı. Baas’ türü Liderlik kültü mutlak itaat talebini öngörmesi itibariyle Batı türü  Liberal düşünce yapılanmasını şiddetle bastırdı. Ekonomik enstrümanların devlet eliyle yönlendirilmesinin Orta Doğu ‘nun siyasi gelişimine engel olan ana unsur olduğu söylenebilir.

Siyasal anlamda sivilleşemeyen, ekonomik anlamda liberalleşemeyen kapalı bir sisteme dönüşen Suriye, Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden sonra desteksiz kaldı. Körfez sermayesinin giderek azalması Suriye’yi İran ‘a yaklaştırdı. İsrail ile olan ilişkiler, Lübnan krizi, Suriye’nin giderek uluslararası siyasette yalnız kalmaya başladığı zamanlardır. Bugün gelinen noktada Esad liderlik kültünün içine kapanarak kendi halkına zulüm etmesinin arkasında bu yabancılaşma vardır.

Suriye’nin etnik yapısı :

  • % 88 Arap,
  • % 6 Kürt,
  • % 2.8 Ermeni,
  • % 1 Türk,
  • % 1 Rum.

Suriye halkının dini kimliği de şöyledir:

  • % 74’ü sünni Müslüman,
  • % 11’i Nusayri. (Gulatu’ş-Şi’a -Şiilerin taşkınları) dedikleri , Hz. Ali ‘nin ilâh olduğuna inanan bir kitledir. Hıristiyan inancındaki teslise (üçlemeye) benzer bir inanç sistemleri vardır. Lazkiye bölgesinde çoğunluğu oluştururlar.
  • Nüfusun % 3’ü Dürzidir ve es-Suveyde (Cebelu Duruz) bölgesinde yoğundurlar.
  • % 0.8 oranında İsmaili vardır.
  • Nüfusun % 10’a yakın bir kısmı da Hıristiyandır.
  • Binde bir oranında Yahudi mevcuttur.
  • Bunların yanı sıra az sayıda da Yezidi bulunmaktadır.
Esad rejiminin sonu yakın…Bugünden başlamak kaydıyla Suriye gökleri savaş bulutlarıyla kaplanacak. masum insanlar ölmeye devam edecek. Baas Liderlik Kültü kan dökmeye devam edecek. Esad diğer diktatörlerin yaptığı hatayı yapıp kendisinin ve  yakınlarının canını kurtarma imkanını da heba etti. Ama tünelin sonunda uzun bir süredir acı çeken Suriye halkının layık olduğu hürriyet ışığı göründü…
———————————————————————————-
Yararlanılan Kaynaklar:

Suriye’de Savaş Rüzgârları…

Post navigation