Yine aynı fotoğraflar, yine aynı kelimeler, yine aynı maazeretler…

Bölgede 1976 yılında meydana gelen depremin yaraları daha sarılmadan bir yenisi daha yöre halkının kabusu oluyor. (*)

Elerini göğe kaldırmış gözü yaşlı insanlar yardım bekliyor. Bu bölgeyle alakalı ne biliyoruz?

Van gölü’nün bu bölgeye hayat verdiğini söylemek mümkündür. Bir yakasında Van diğer yakasında Tatvan ve Bitlis gibi illerin bulunduğu çetin bir coğrafya.

Sert doğa koşulları bir anlamda deprem fay hattı üzerinde olmasından da kaynaklanıyor olabilir…

Bir zamanlar Hurriler’in (MÖ: 2000) yaşadığı, sonra Asur ve Urartu( MÖ 900) uygarlıklarının hüküm sürdüğü  bu topraklarda deprem binlerce yıldır bilinen bir doğa felaketi. Kadim bilgeler bunu bildikleri için yapıları da bu felakete göre inşa ederlermiş. Bugün yöreye bakıldığında ayakta kalan tarihi binaların çoğu kadim bilge mimarlardan arta kalan yapılardır. Van Kalesi, Hoşap Kalesi ve diğer tarihi yapılar MÖ 800 lerde yaşayan  Urartu mimarların eserleridir.

Urartu’lar Tuşba (Van)  şehrini kurduklarında (MÖ 850 ) kraliçeleri için pagan tapınakları da inşa ettiler. Aktif volkan deliklerinin, ocult ayinlere konu olduğu da biliniyor…

Haldi, Teşşup ve Şivini tanrıları için inşa edilen kare biçimindeki tapınaklar günümüzde hala ayaktadır…

Aradan geçen üç bin yılda bilginin birikmediği nesilden nesile taşınamadığı çok acı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

Fay hattı üzerine bina ( Okul, hastane, hapishane,elektrik santrali,vb. gibi kamusal olanlar dahil) yapımına izin veren yerel ve merkezi yönetimlerin son yirmi, otuz ve hatta elli yılda nüfusun fay hatlarına toplanmasında ne kadar rolü olduğu hiç bir şekilde dile getirilmemiştir.

Bugün bu yanlışlıkların, mal ve can kayıplarının  hukuki anlamda davasını görecek bir mahkeme de yoktur.

Bölgede doğal felaketlerle mücadele etmesi gereken yerel ve merkezi yönetimler, bölge yaşayan etnik toplulukların aralarındaki gerilimleri tırmandıran uygulamalar içindedir. Bunun bilinçli olarak yapıldığını düşünmek bile korkunç.

Siyasi olarak çözülebilecek sorunların neden ve hangi gerekçeyle şiddetle çözülmeye çalışıldığı da bir muamma olarak karşımızda durmaktadır.

Sorular çoğalıyor?

Bölgede ne kadar kamu binası ihale edilmiştir? İhaleleri kimler kazanmıştır? Fay hattı üzerinde yapılaşmaya kim izin vermiştir?

Fay hatları üzerine kurulan fabrikalar, kamu binaları, nüfus yoğunlaşmalarının sorumluluğunu hangi siyasi organ üstlenecektir?

Bölgenin jeolojik yapısı 2007 yılında Kocaeli Üniversitesi deprem sempozyumunda ele alınmış ve bir de sempozyum raporu yayınlanmıştır. (**)

1935 yılında meydana gelen Erzincan Depremi hâlâ kuşaktan kuşağa anlatılır durur:  Cumhuriyet kurulduktan sonra bile moderniteyi savunan ve uygulayan  yerel ve merkezi yetkililer  bu doğal felakatleri  önlemek konusunda bir adım bile atmamışlardır. (***)

 

Urartu Kraliçesi Semiramis, her halde ışıkların içinden vatanına bakıp ağlıyordur….

——————

(*) VAN-ÇALDIRAN DEPREMİ(1976):
24 Kasım 1976’da Çaldıranda oluşan şiddetli deprem. Şiddeti Richter ölçeğine göre 7.5 olan ve Van iline bağlı Muradiye, Erçiş ve Özalp ilçeleri ile Ağrı iline bağlı Diyadin ve Taşlıçay ilçeleri dolaylarını da etkileyen deprem, 3.840 kişinin ölümüne, 497 kişinin yaralanmasına ve 9.232 konutun tümüyle yıkılmasına yada onarılamayacak düzeyde hasar görmesine yol açmıştır.

(**) http://kocaeli2007.kocaeli.edu.tr/kocaeli2005/deprem_sempozyumu_kocaeli_2005/8_deprem_ve_insan/d_49_deprem_tehlikesi_riski_ve_deprem_senaryolari/van_yerleskesinin_deprem_tehlikesi_ve_olasi_bir_depremin_sonuclari.pd

(***)  kaynak: Anadolu Ajansı

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünün verilerine göre,

Cumhuriyet tarihinin en büyük depremi 27 Aralık 1939’da Erzincan’da meydana geldi. 7,9 büyüklüğündeki bu depremde 32 bin 968 kişi öldü, yaklaşık 100 bin kişi yaralandı. Kışın en şiddetli günlerinde meydana gelen bu felaketin ardından yurt çapında yas ilan edildi. Yardım konvoyları, soğukla da mücadele eden depremzedelere ancak iki gün sonra ulaşabildi.

20 Aralık 1942’de Tokat’ın Niksar ve Erbaa ilçelerini etkileyen 7 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 3 bin kişi yaşamını yitirdi, 6 bin 300 kişi yaralandı.

26 Kasım 1943’te Samsun’un Ladik ilçesinde meydana gelen 4 bin kişinin hayatını kaybettiği depremin büyüklüğü de 7,2 olarak ölçüldü.

1 Şubat 1944’te Bolu’nun Gerede ilçesinde meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 959 kişi öldü, çok sayıda insan evsiz kaldı.

18 Mart 1953 yılında Çanakkale Yenice’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 265 kişi yaşamını yitirdi.

25 Nisan 1957’de Fethiye açıklarında, aynı yıl Mayıs ayında ise Bolu Abant’ta 7,1 büyüklüğünde depremler oldu. Fethiye’de 67, Abant’ta ise 52 kişi öldü.

19 Ağustos 1966’da Muş Varto’da meydana gelen depremde 2 bin 396 kişi öldü, bin 489 kişi yaralandı. Varto’nun karşılaştığı bu en şiddetli depremin büyüklüğü 6,9 olarak ölçüldü. Bir yıl sonra 22 Temmuz 1967’de Adapazarı Mudurnu’da meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremde de 89 kişi yaşamını yitirdi.

28 Mart 1970’de Kütahya Gediz’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde bin 86 kişi öldü, bin 260 kişi yaralandı.

6 Eylül 1975 yılında Diyarbakır Lice’de 2 bin 385 kişinin öldüğü depremin büyüklüğü ise 6,6 olarak ölçüldü.

24 Kasım 1976 Van’ın Muradiye ilçesinde meydana gelen depremin büyüklüğü 7,5 olarak ölçüldü. Bu depremde 3 bin 840 kişi yaşamını yitirdi, birçok kişi yaralandı.

30 Kasım 1983 yılında ise Erzurum ve Kars’ı etkileyen 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde bin 155 kişi öldü, bin 142 kişi yaralandı.

13 Mart 1992’deki Erzincan depremi bu ille birlikte Tunceli’yi de vurdu. 6,8 büyüklüğündeki bu depremde 653 kişi yaşamını yitirdi. Yaralı sayısıysa 3 bin 850 olarak belirlendi.

Dinar’da 1 Ekim 1995’te meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremde 90, 27 Haziran 1998’de Ceyhan’da meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremde ise 146 kişi yaşamını yitirdi.

17 Ağustos 1999’da Gölcük’te meydana gelen depremin büyüklüğü 7,8 olarak ölçüldü. Felakette resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi yaşamını yitirdi. Onbinlerce kişinin yaralandığı bu depremde 73 bin 342 ev hasar gördü.

12 Kasım 1999’da deprem bu kez Düzce’yi vurdu. 7,5 büyüklüğündeki bu depremde 763 kişi hayatını kaybetti.

3 Şubat 2002‘de Afyon-Sultandağı’nda meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde ise 44 kişi yaşamını yitirdi.

1 Mayıs 2003’te Bingöl’de meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde de 176 kişi hayatını kaybetti.

Deprem

Post navigation