Aradan geçen bunca zaman neyi değiştirdi?

Ölenler geri gelmiyor. Devlet haksız yere idam ettiği insanlar için özür dilemiyor.
İktidarı elinde tutanların uyguladığı şiddet unutulmuyor. Acısı yüreklerde duruyor.
Osmanlı geleneği sürüp gidiyor. Kelle uçurma geleneği sürüyor. Bu geleneği durduracak anayasal düzen ve yargı sistemi kurumsallaşamıyor bir türlü.
Aradan geçen bunca zamana ve şiddet kurbanı binlerce kişiye rağmen kurumsallaşamamış bir “Doğu Demokrasisi” kurban almaya devam ediyor.
Devletin şiddet tekelini ve yargı gücünü elinde tutan kurumsallaşmamış iktidarlar “adalet” terazisini yeterince kullanmak istemiyor.
Bugün belki de bir çok yerde “ilk askeri darbe olarak “nitelendirilen 27 Mayıs darbesinin nedenleri ve sonuçları kamusal alanda yeterince anlaşıldı mı?
Söylemek zor.
Zaten seçim sürecinin son dönemecine giren Türkiye’nin gündeminde bugün 27 mayıs 1960 darbesinden çok farklı konular var.
“Etilerde Patlama”
“İptal edilen Tatbikat”
“Kaset Depremi”
“General ve amirallerin cumhuriyet savcılığına ifade vermek üzere çağrılmaları”
” Srebrenika katliamının suçlusu Ratko Myladic yakalandı”

Gündem çok dolu.
Askeri darbeler zaten “Ergenekon” kapsamında soruşturuluyor. Ama hangi dönem soruşturuluyor? Belli değil.
Kenan Evren ve silah arkadaşlarının savcılığa ifade vermeleri için çağrılmasını bekleyen 15. maddeye oy verenler boşuna bekliyor.
Bu soruşturmaların 27 Mayıs darbesine kadar uzanacağını hiç sanmam.

Kamusal vicdanlarda idam edilen başbakan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan hiç unutulmuyor.

27 Mayıs denince iki şeyi anımsıyorum.

İdamları ve iktidarı elinde tutanların ve işbirlikçilerinin pişkinliğini.

Bugün bu dengeler ne kadar değişti?

Esas cevabı düşünülmesi gereken soru bu.

“Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır.
Yeryüzündeki kötü insanlar ise,kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar”

GIORDANO BRUNO ( 1548-1600 İtalya, Roma)

27 Mayıs 1960

Post navigation