Dün 23 Nisan “Çocuk Bayramı” resmen kutlandı. Aslında bu TBMM’nin kuruluş günü olarak biliniyordu, fakat tarihçiler 1923 deki meclisin yeni bir meclis olmadığını kapatılan Meclis- i Mebusan ‘ın Ankara’da yeniden açılışının yıldönümü olduğunu söylüyorlar. Aynı şekilde 19 Mayıs Gençlik bayramı da da tartışma konusu. Kutlamaların sönük geçtiği bildiriliyor. Bundan böyle de bu tür “tarihi anlamı tartışmalı” bayramların daha çok tartışılacağı söylenebilir.
Bu tür özel günlere ilgi her geçen güz azalıyor. Zaman değişiyor. Kemalist ideoloji eskiden olduğu kadar yaygın değil. Kamuoyu milliyetçilikten daha farklı konulara ilgi duyuyor. İnsan hakları, anti demokratik uygulamalar, söz hürriyeti seçme ve seçilme hakkı. Kısacası milliyetine, etnik kimliğine, cinsiyetine ve dini tercihine bakılmaksızın bireysel hak ve özgürlükler daha ilgi çekiyor.

Bugün 24 Nisan, ise matem günü olmalıydı. Bir buçuk milyon Ermeni vatandaşını göçe zorlayan devletin vereceği bir açıklama olmalıydı. Bazı kaynakların bildirdiğine göre kitle katliamları, kitle tecavüzlerine maruz kalan göç kafilelerinin geçtiği köylerde kadınların çocuklarını kurtarmaları için insanlara yalvardıkları da yazılıp çiziliyor. Bunlar gerçekten oldu mu? Gerçek ne ? Bir çok tarihi gerçek gibi, Sarıkamış, Dersim, 27 mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, faili mechul cinayetler, Hrand Dink, Sabahattin Ali, Uğur Mumcu ve Abdi İpekçi suikastlerinin gerçek yüzünü bilmediğimiz gibi bu konuları da bilemiyoruz. Elinde geniş imkanlar olan devlet bu konulara bir açıklama getirebilir. Halkın kendisine hizmet etmesi için vergileriyle yarattığı devlet en azından bunu yaparak yüreklere su serpmeliydi.
Bu topraklarda doğan ve binlerce yıldır yaşayan insanların kendi devletleri tarafından göç etmeye zorlandıkları acı günlerin ölümlerin ve zulmün yıldönümünü açıklayacak bir şeyler söylemeliydi. .
Bugün aradan geçen neredeyse yüz yıl sonra bile “devlet” bu konuyu halâ çocuk kandırır gibi açıklamamakta direnyor, konuşanlara da baskı uyguluyor. Oysa her geçen yıl konu kapanacağına daha da güçlü bir biçimde gündeme geliyor.
devlet bir çok şeyi yanlış yaptığı gibi, bu konuyu da dayatma yoluyla, baskıyla çözmeye çalışıyor.
Devletin eğer bir hatası varsa bunu araştırıp doğrusunu ortaya çıkarması görevidir.
ABD başkanı Obama yaptığı konuşmada “Meds Yeghern” tanımını kullanmış.
T.C. Cumhurbaşkanı ise sessiz.
Başbakan sessiz.
Muhalefet sessiz.
Medya sessiz.
Sanki “Meds Yeghern” olayı bu topraklarda hiç gerçekleşmedi.
Devletin hiç bir sorumluluğu yok.
Oysa devletin dedeleri, nineleri göç yollarında ölen Ermeni asılı vatandaşlarımıza söylenecek bir cümlesi olması gerekirdi.

“Meds Yeghern”

Post navigation