MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin şu üç günlük dönemi demokrasi açısından utanç, siyasi ahlak açısından ayıp, yargı açısından rezalettir” demiş. Bravo..

Bu cumhuriyetin hangi dönemi demokrasi açısından, insan hakları ve sosyal hukuk normları açısından utanç verici değil ki?

Yüksek Seçim Kurulu’nun kararıyla , “seçimin meşruiyeti” tartışması ortaya belirgin bir biçimde çıkmış oldu. İki gergin gün yaşandı; bir kişi öldü, onlarca kişi yaralandı, “medya” haber sıkıntısı hiç çekmedi.

Cumhurbaşkanı Gül gerilimin azalması için devreye girerken Başbakan Tayyip Erdoğan nedense sessiz kaldı. AK Parti sözcüsü ve AB sözcüsü konuştu.

Medyada bir alım satım heyecanı başladı. Daha önce Ülker grubuna satıldığı söylenen “Milliyet” ve “Vatan” gazetelerinin “Demirören” ve “Karacan” ailelerine satılacağı konuşuluyor. Sözlü mutabakata varıldı deniyor. Bu haber ne kadar doğru olabilir? Bu iki aile hangi alanda işbirliği yapıyor ki böyle bir ortaklığa gittiler?

Hasan Cemal konuya ilişkin önemli bir şey söylüyor: Buzdolabı metaforu da çok ilginç:

“Bendeki burukluk ya da rahatsızlığın nedeni başka yerdeydi.
Gazeteci milleti olarak satış sürecinde yine seyirci kalmış, pasif davranmıştık.
Sonuç olarak bir buzdolabı fabrikası gibi içindekilerle satılıp gitmiştik.
İlk kez de olmuyordu bu. Patronlar karşısında, bazen de patronlara rağmen kendi mesleğimizin temel ilkelerini savunmuyorduk.Bağımsızlığımızı korumuyorduk.Geçmişte benim de bu konuda yanlışlarım elbette oldu. Kendimi pirüpak sayanlardan değilim.Şimdi bir satış daha yaşanmış ve eskiden olduğu gibi gazeteci milleti olarak ‘Fransız kalmış’tık.
Bendeki burukluğun nedeni buydu.”

Bu alım satımların perde arkasını kim analiz edecek acaba?

Yüz yıllardır “Takvim-i vakayi ” uslubunun geçerli olduğu bu toprakların medyasında oto-sansür uygulamayan gazeteciyi yaşatmıyorlar. Oto sansür bir tür “profesyonellik” ölçüsü olmuş.

Yaklaşan seçimlerle ve seçim sonrası dönemde oluşacak dengelerle bu satışın bir bağlantısı olabilir mi, diye düşünenler de hiç az değil. Sabah grubunun satışı ve satış süreci hafızalarda hala taze. Bilgin grubundan sonra Doğan Grubu’nun çözülüşü de adım adım gerçekleşiyor.

Siyasi partiler seçim bildirgelerini yayınladılar. Geriye dönüp bakıldığında 2002 ve öncesi giderek 2007 seçimlerinde yayınlanan bildirgelerde verilen sözler ve vaadler acaba yerine getirildi mi?
Asli görevleri arasında olan kamu adına bu bilgileri toplamak ve karşılaştırmaları yapmak olan “medya” sessiz.

Oy vermeden önce vatandaş geriye dönüp bu muhasebeyi yapmak zorunda.

Hiç de kolay bir iş değil doğrusu..

Seçimler

Post navigation