Etrafımızda kara cehaleti gizlemeye çalışan yalanlardan örülmüş bir dünya var.
Herkesin kendine sorduğu soru aynı:
“Benim algım mı doğru, söylenenler mi?”
İnanılmaz bir hızla ötekileştirme, gergedan ilan etme becerisi, cehaleti haklı göstermek için kırk takla atan profesyonel yalancılar var.
Nasıl yapabiliyorlar bunu?
Etraflarında örülen cehaleti gizlemek için kurdukları yalan bir düzen var onların.
Nereye bakarlarsa baksınlar kendilerini görüyorlar. Cehaletin derin karanlığını gizlemek için etraflarına korku saçıyorlar. Korkanlar da olup biteni görmek istemiyorlar.
Kim ne konuşursa, ne söylerse söylesin yine de kendi seslerini duyuyorlar.
Her geçen gün şişiyor egoları, büyüyor cehaletin etki alanı.
İşin tuhafı en aklı başında olanlar bile bu yalanı yüzlerine vurmuyor onların..Cahaleti savunmak zorunda kalıyorlar.
Hep bir şeyler için. Cehalet geçerli olduğu için.
Ne olduğu da pek anlaşılmayan, nereden geldiği anlaşılmayan bazı kazançlar için.
Kişiliklerini sık sık yeni bir bakış açısıyla değiştirdikleri, cehaleti ve cahillerin kelimelerini övgülerle süsledikleri için ..
Git gide okunamaz oluyor gazeteler, seyredilemez oluyor TV kanalları…Cehaletin karanlığı yavaş yavaş kaplıyor her yeri.
Medyada boy gösterenlerin yalanları da giderek trajikomik sınırını geçti artık. karanlıklara gömüldüler.
Tahammül sınırlarının ötesine geçildi artık. Malesef 1984’ün zifiri karanlığının içindeyiz.

Yalanlar

Post navigation