Bu sabah erkenden uyandım.
Havada bahar kokusu. Soğuk ama sağlam bir hava var dışarıda. Beni çağırıyor. Sokaklar bomboş. Taksiler müşteri avında. Her yayaya korna çalıyorlar. Tacize varan bir tutumları var.
Sabah 06:30.
Gazete alınacak bir de taze ekmek.
Gazete de ekmek de henüz gelmemiş.
Şehir henüz uyanmamış.
Uyanacağı da pek yok.
En iyisi eve geri dönmek ve hafif bir kahvaltı yaparak haberleri taramak.

Türkiyede günün ağırlıklı konusu tutuklanan gazeteciler.
Bu tutuklamaların basın özgürlüğünü zedelediği görüşü dile getiriliyor.
Başbakan yargıya karışmak istemediğini vurguluyor.
Cumhurbaşkanı endişe duyduğunu söylüyor.
Muhalefet partilerinin sesi kısık.
Neresinden bakılırsa bakılsın bu ülkede hemen hemen her kurumda reforma ihtiyaç duyulduğu görülüyor.
Seksen yıllık cumhuriyet kurumları tüm çabalara rağmen “çağdaş seviye” ye ulaşmış değil.
Trafiğimiz nasılsa kurumlardaki işleyiş de öyle.
Yargı reformu gerekiyor mu?
Medya reformu gerekiyor mu?
Siyasi partilerde reform gerekiyor mu?
TSK ‘de reform gerekiyor mu?
Cevaplar belli.
Her alanda reform gerekiyor.
Coğrafyamızda tüm sistemler reform çığlıklarıyla çalkalanıyor.
Meydanları dolduran gençlik reform istiyor.
Bizim meydanlarımız boş.
Reform isteyen yok.
Şehirlerdeki meydanların halk toplanmasın diye küçültüldüğü bir ülkede yaşıyoruz.
Bizde öğrenci ve halk hareketlerinin faturası çok ağır oldu.
Yetmişlerde yüz binlerce işçi meydanları doldurmuştu.
Sonra darbeler dönemine girildi.
Reform talepleri durduruldu. Yargı siyasallaştı.
Masum öğrenciler asıldılar.
Meydanlar boşaldı.
Demokrasinin işleyişinde ciddi hasarlar meydana geldi.
Siyasi atamalar dönemine girildi. Devlet siyasallaştı. Kurumlar siyasallaştı.
Osmanlı dönemine geri dönüldü. Gelen bir öncekini kovdu. Dışladı.
Medya siyasallaştı. Ana görevinden uzaklaştı. Tarafsız habercilik yerine başka bir söylem geliştirildi.
Cumhuriyet tarihinde medyanın bağımsız ve tarafsız kalma çabası vardır ama hep engellenmiştir.
Diğer kurumlarda olduğu gibi medya kurumları da tarafsız kalamamışlardır.
Cumhuriyet kurumlarının köhnemiş yapısının yeniden kurgulanması gerektiğini söyleyenler az değil.
“Bize yeterli oyu verirseniz bunu yaparız” söylemi her olayda daha da güçlü bir biçimde yankılanıyor.
Çoğunluğun kanaati giderek değişiyor. Bu değişimi savunan ve kolaylaştıran medya yazarları ve öğretim görevlileri birden irkildiler. Medya çalışanlarının tutuklanması şok yarattı. Korku yarattı. Bu korku refleksini göreceğiz şimdi. Cumhuriyet tarihinde bir çok yargılama dönemleri olmuştur.Devlet Güvenlik Mahkemeleri uygulamaları hafızalarda hala tazedir. Siyasi rüzgar nereden esiyorsa yelkenlerin oraya doğru dönmediği bir demokrasi anlayışı bir gecede olacak bir şey değil. Takvim-i Vakayi geleneğinden gelen medyanın da, siyasi iktidarların etkisinde bocalayan yargının da diğer kurumlar gibi ciddi reformlara ihtiyaç duyduğu bir dönemi yaşıyoruz.
Bu mümkün mü?
AB projesiyle mümkündü. Şimdi rüzgâr değişti. Artık batıdan esmiyor.
Okyanusda rüzgâr bekleyen bir gemideyiz artık.

Reform

Post navigation