Bu kelimeyi ilk duyduğumda bende sanki kutsal bir kelime çağrışımı yapmıştı.

“El Mağrip El Arabi”……

Osmanlı idaresindeki ünlü Kuzey afrika vilayetleri ..

Fas, Tunus, Cezayir ve Libya….ve uçsuz bucaksız çöl…. Sahara…

Karmaşık din, ırk,nüfus ve kabile yapısıyla anlaşılması ve idare edilmesi çok zor vilayetler . Tam anlamıyle şövalye mottosu gerektiren içgüdüsel bir idare tarzı gerektiriyor her halde.

“Ordo Ab Chao”.

Tarihleri boyunca bu barışçı insanlar uzaklardan gelen gemilerden inen zırhlı atlara binen ve silahlı yabancı güçlerin istilasına uğradı.

Deniz ticaretinin ustaları Fenikelilerden bu yana değişmeyen kural.Kıyıya yakın zengin şehirler kurarsan istilaya da hazırlıklı olmalısın…

Ticaret kolonilerinin kurulduğu,acımasız korsanların iki gümüş akçe için birbirini bıçakladıkları meyhaneleriyle (batakhane de diyen vardır) Mağrip limanları….
Dünyada ne kadar gözü pek,kanun dışı, sert ve acımasız insan varsa, buralarda yuvalanmışlardı.

Kilikya korsanları Doğu Akdeniz kıyılarında,Tarsus’da ve Beyrut’da neyse; Mağrip korsanları da Kuzey Arfika’da, Trablusgarp ve İskenderiye de oydu…

Önce Yuna daha sonra da Romalıların korkulu rüyası “Barbar”, yani Berberi kabileleri, çölden gelen, güzel atlara binen, şahinleri ve altın işlemeli maslahları, ceylan bakışlı kadınları ve ayışığında parıldayan yatağanlarıyla kum tepelerinden aşağıya uçarak inip istilacılara saldıran çöl savaşçıları….

Mağrip’in yerli halkı. Berberiler…. Ne Arap ne Afrikalı … Çölde çadırlarda yaşayan, kız çocuklarını kumlara gömerek öldüren, sert ve siyah erkekler. Hangi dine mensup oldukları çok iyi bilinmeyen, kendine özgü töreleri olan insanlar…

Yavuz Sultan Selim Han’ın fethinden bu yana bu coğrafyaya hakim olan Osmanlı’nın hangi matbuatında bu halkı konu eden yazı vardır bilinmez.

Kahire,ya da Trablusgarp valisinin okuma yazma bilen eşlerinin,oğullarının, kızlarının olmadığını mı düşünmeliyiz? Yoksa Osmanlı’nın yazmak eyleminden duyduğu içgüdüsel korkuya mı bahane bulmalıyız.

Bugün Mağrip ülkeleriyle alakalı hiç bir şey bilmiyoruz. Kaç kabile olduğunu, hangi dilleri konuştuklarını, örf ve adetlerini de bilmiyoruz. Osmanlı resmi kayıtlarında 400 yılda ne yazıldı ben şahsen çok merak ediyorum…

Cumhuriyet döneminde bilgi kapıları bize kapatılan Doğu’nun keşfi yakındır….

Mağrip

Post navigation