Perulu yazar Mario Vargas Llosa   2010 yılı Nobel Edebiyat Ödülünün sahibi oldu.

Neden Llosa ?

“For his cartography of structures of power and his trenchant images of the individual’s resistance, revolt and defeat.”

Türkçesini yorumlayalım:

“Güç dengelerinin arasında direnen, isyan eden ve  mağlup olan bireylerin yaşam alanlarının  topoğrafyasını çıkaran bir yazar olduğu için …”

Veya  :

“İktidar yapılarının haritasını çıkarması ve bireysel direniş, isyan ve yenilginin etkili tasvirini yapması….”

Nobel Komitesinin bu yıl vurgu yaptığı  iki ana konu var:

  • Birey, (İsyan,direniş,yenilgi)
  • İktidar,(Güç dengeleri,baskı)

Devlet ve birey ilişkileri….. Gılgamış’tan ,Platon’da bu yana çözüm aranıyor..

Krallar  ve din adamlarının iktidarlarının kanlı savaşlarla sona erdiği dönemin sonunda  Modernitenin insanlara ne vaad ettiği düşünülürse, yeni toplumunartık ulusal veya federal  hukukla korunan bireyi,  kendi yarattığı devletin giderek kurbanı durumuna düştüğünün farkına varıyordu.

Modernitenin bireye vaad ettiği “idealar dünyası” dünyaların yani, “ütopya” ve “heterotopya” arasında gidip gelen  bireyin kafası çok karışıktır:  şiddet tekelini elinde tutan, kendi yarattığı devletin işkence ederek kölesi durumuna geldiğini görmek bireyde bir şok yaratmıştır.( Bak:http://yavuzcekirge.com/?p=938)

Devletle çeliştiği noktalarda tek ya da örgütlü olarak verdiği mücadele çok ağır bir cezalandırmaya dönüşebilmekte, giderek geniş halk kitlelerini köleleştiren hukuk dışı bir siyasi rejime doğru hızla kayan örnekler oluşabilmektedir.

Bireyin serüveni değişmeden sürüp gidiyor.  Hayal kırıklığı, kan, nefret ve gözyaşı toplumun çoğunluğuna hakim olurken bir azınlık magazinlerde ve tabloidlerde görünen zenginliği ve  refahı yaşamaktadır.

Her yazar isyanı ve yenilgiyi yazacak diye bir kural da yok..

Olmamalı da.

Yazar nihayetinde bir metin yaratıp  kitaplaştıran bireydir. Yazarın yaşadığı çevreyi yeniden kurgulaması ve bir metin kalıbına dökmesi bazıları tarafından ilginç bulunabilir, bazıları tarafından da bulunmayabilir….Nitekim Nobel Edebiyat Ödülü seçiciler kurulu her yıl farklı bir mercekten bakarak yazar arıyorlar:

Jean-Marie Gustave Le Clézio  2008 Nobel Ödülü

“author of new departures, poetic adventure and sensual ecstasy, explorer of a humanity beyond and below the reigning civilization”.

Orhan Pamuk: 2006 Nobel Ödülü

“who in the quest for the melancholic soul of his native city has discovered new symbols for the clash and interlacing of cultures”.

“Yaşadığı kentin melankolik ruhunu arayışında, kültürlerin çatışması ve birleşmesinde yeni semboller bulan yazar ..”

José Saramago 1998 Nobel Ödülü

“who with parables sustained by imagination, compassion and irony continually enables us once again to apprehend an elusory reality”.

Yazarın Latin Amerika kökenli olması  “birey ve isyan” , “darbe ve kan ” ,”Viva Zapata” kalıbına uydurulacaksa bunda da bir tuhaflık sezilmelidir.

Nitekim,

Gabriel García Márquez  1982 Nobel Ödülü :

“for his novels and short stories, in which the fantastic and the realistic are combined in a richly composed world of imagination, reflecting a continent’s life and conflicts”.

Nihayetinde  Ortadoğuda Türkiye, Lübnan, Irak, Filistin, Gazze, Afganistan bölgelerinde şiddet tekelleri ve savaş lordları tarafından öldürülen milyonlarca insanın bir birey olarak dünyaya söylenecek sözleri de vardır. Bunları anlatan yazarlar ve şairler de vardır.

Bu sözleri  yazan ve yazacakların  hikayesi de önümüzdeki yıllarda ödüllendirilecek midir ?

Modernitenin iki yüz yıllık yalanı artık her geçen gün biraz daha bariz bir biçimde dile getirilmektedir. Ulusalcılık, milliyetçilik ve ırkçılık temelinde üçüncü büyük taravmasını yaşayan medeniyet bir çıkış yolu aramaktadır.

Umutsuzluğa kapılan bireylerin olanakları ise her geçen gün azalmaktadır.

İşte Nobel Edebiyat Ödülü bir yerde  bireyi ön plana alan ve  batı medeniyetinin moderniteden hızla kopuşunu gören bazı kişilerin dünyaya vermek istedikleri bir mesaj olarak da algılanabilir.

Nobel 2010 : Mario Vargas Llosa

Post navigation