Bu yaz çok sıcak geçti. Bu coğrafyada  (Bu aralar Antalya’dayım)bariz  bir ısı artışı yaşanıyor. Nem oranı da kayda değer bir rahatsızlık kaynağı. İklim değişiminin yaşandığı artık çok bariz. Buna aldıran var mı? Bir önlem alan var mı? Sivil toplum kuruluşlarından duyarlı mesajlar geliyor mu?  Cevabı çok açık…

Önümüzdeki yıllarda giderek  ısının artacağı tahmininde bulunanyerli yabancı bilim adamlarının sayısı da  az değil.

Akıp giden enerji dalgaları, alçalıp yükselen  değerler.  Bilim kurguya ve mühendislik hesabı yapmaktan  hoşlananlar için söylemek gerekirse ,:

100 metrekarelik bir apartman dairesini ısıtmak için ödenen bedele bakarak (Doğal Gaz faturalarında bu vei var) bir hesap yaparsak, acaba yaz mevsiminde 800 bin kilometrekareyi ısıtma maliyeti ne olur ? sorunun cevabı her halde üniversite giriş sınavlarında sorulmaz.

Bu coğrafyada ve bu mevsimde ayılıp bayılarak aynı metrekareyi soğutmaya çalışmak da ayrı bir hesap gerektiriyor.

Antalya’daki dairemi yaz mevsiminde soğutuyorum, kış mevsiminde ısıtıyorum.

Isıtma için ayrı, soğutma için ayrı para ödüyorum. Oldukça da yüklü bir para..

Oysa yaz mevsimininde dilediğim kadar sıcak hava, kış mevsiminde de dilediğim kadar soğuk hava bedava olarak doğada mevcut. Bu bedava enerjiyi kullanamıyorum. “Gün Isı” sistemiyle evlerin üzerinde bulunan güneş peteklerinden yalnızca sıcak su elde edilebiliyor. Enerji üretip klimalarda kullanamıyorum. Güneşin enerjisini kullanamıyorum. Güneş bana dost değil. Cezalandıran bir düşman haline dönüşüyor. Güneşi yani “Helos” u yeterince öğrenemeyen bir uygarlık içinde yaşıyoruz. Likya Uygarlığı tanrı “Soros” u ve “Hellos” u tanımlarken ısıtma ve yakma özelliklerine göre belirlemiş. Uygarlıkların dilsiz abidelerine baktığımızda bu “ısıtma” ve “yakma” söylemleri gözümüze çarpıyor.

Kadim dinsel ayinlerde adak taşlarına kazınan mesajlar okunuyor.  Antalya Müzesi’ni gezerken bu geçmişin dilsiz abidelerini görüyoruz. Tek yapmamız gereken mesajları algılamak.

Nasıl oluyor da günümüzdeki gelişmiş uygarlık yüzünü “Hellos” un ışıltılı dünyasına dönmüyor da “Hades”in kötü ruhların kanı olarak nitelendirilen siyah sıvısından medet umuyor ?

Geçmişin dilsiz abideleri…

Post navigation