İlk günlük gazetenin 1600 yıllarında Avrupa’da yayınlandığı bilinmektedir. (Almanya 1605) Modernitenin yani aydınlanmanın ana motorlarından biri olan kitap ve dergi yayınlarının ülkelere göre dağılımı ve kabul görmesi ise çok farklı olmuştur.
Ağızdan ağıza, kulaktan kulağa ve tellal yöntemini sürdürmeyi iki yüz yıl daha inatla sürdüren Osmanlı, halktan ve diğer ülkelerden gelen baskılara daha fazla dayanamayarak bir taviz olarak 1831 yılında Sultan II. Mahmud’un emriyle İstanbul’da önceleri haftalık, daha sonra düzensiz aralıklarla yayımlanan ilk Türkçe gazeteyi çıkarmaya mecbur kalmıştır.
Takvim-i Vekayi adlı gazete habercilik yapacak, halkı eğitecek ve devletin (padişahın) emirlerini duyurarak düzeni sağlayacaktı.Ana amacı iktidarın yani padişahın emirlerini duyurmak olan gazetenin yönetimi , Vakanüvis Esad Efendi ‘ye verildi. Esad Efendi de eline geçen bu gücü Babıali’den çeşitli kamu görevlilerinin oluşturduğu bir yazı kadrosuna taşıtma yoluna girdi.
Gazete dahiliye, hariciye, askeriye, fünun, ilmiye, ticaret konularını ihtiva eden altı bölümden oluşuyordu.
İmparatorluğun çok dilli halk yapısı gereği de Fransızca, Arapça, Rumca ve Ermenice dillerinde de yayınlanıyordu. Gazete 4 Kasım 1922 de yayın hayatını noktalamıştır. Takvim-i Vakayi olayı devletin özel ve sivil gazetelere bakışını oluşturması açısından ilginç bir olaydır.
Tanzimat,meşrutiyet ve daha sonra da cumhuriyet basını ile devlet ilişkilerinde ana kulvar hep Takvim-i vakayi tarzı olagelmiştir.
Özgür ve sivil basını bir türlü kabullenmeyen devlet bürokrasisi cumhuriyet döneminde de dönüşüme uğramasına rağmen, çizgisini yitirmemiştir.
Günümüzde hala devlet bürokrasisinin sivil medyadan beklentisi “takvim-i vekayi” tarzı gazetecilik yönündedir.
“TAKVİM-İ VEKAYİ” OLAYI

Post navigation