Bugün 17 Mart .

İrlandalı dostlarımın “Kelt” ya da “Gelik “ dilinde söyledikleri “Lá Fhéile Pádraig” günü .

Dublin ‘de yaşadığım yıllarda İrlanda’ya özgü bir çok şey arasında bu festival de vardı. “Kelt” kültürünün çok derin “pagan” kökleri var.

Örneğin festivaller ve mevsimler ekinoks zamanlamasına göre odaklanmış. Bana kalırsa Saint Patrick günü de bir yerde “pagan “ geleneğin “katolik” uyarlaması gibi görünüyor.

Yemyeşil dekore edilen sokaklar, limandaki gemiler ,tramvaylar ve pubların görüntüsü çok farklı. Sokağa çıkartılan bira fıçıları ve sel gibi akan Guiness birası 5-6 litre bira içmelerine rağmen sanki hiç içmemiş gibi eğlenmeye devam eden İrlandalılara imrenmemek elde değil.

Ben orada yaşadığım sürede burnu iri bir bostan patlıcanı rengine dönmüş çok kişi gördüm ama asla kendini bilmez bir sarhoşa rastlamadım.

Keltlerin kendilerini kovalayan Gotlar ve Vizigotlardan kurtulmak için sığındıkları bu büyülü ada denizcilerin rüzgarları beklerken uğradıkları limanlardan biri olarak biliniyor.Saint Patrick ‘in Hıristiyanlığı yaymak için ilk kez ayak bastığı tarih ise 17 Mart 445 olarak biliniyor.

Vikingler ‘in adayı keşfetme tarihi ise 841 yılı .Norveçli Vikinglerin “ Dyffin” adını verdikleri bu ileri karakol limanı surlarla çevrilerek bir liman kentine Olaf De White yönetiminde yerleşen savaşçılar bugünkü kentin çizgilerini belirliyorlar.

Stockholm ‘de de yaşamış biri olarak her iki kentin birbirine ne kadar benzediğini söyleyebilirim.

Liffey Irmağı şehri tam ortadan ikiye bölüyor.Kuzey surları ve Güney surları ve kale bugün bile çok iyi durumda muhafaza ediliyor. Bir zamanlar İstanbul ‘da da bulunan ama şimdi bir kaç yerde rastlanan (Perşembe Pazarı ) yıkıntılarıyla Pera bölgesini çevreleyen Ceneviz surları gibi.

Dublin çok kanlı bir iç savaş sonrasında bağımsız bir devlet olarak 1922 yılında bağımsızlığına kavuşana kadar sürekli işgal ediliyor.Dublin halkı sürekli kılıç altında yaşamak zorunda kalan fakir bir halk olarak çok büyük acılar çekiyor.

St: Patrick Günü resmi tatil günü olarak kutlanıyor.Sadece İrlanda ‘da değil , İrlanda diasporasının bulunduğu her yerde kutlanıyor.”Shamrock” adı verilen ve İrlanda ‘nın sembolü olan üç yapraklı yonca her yerde karşınıza çıkıyor. İstanbul’da da Beyoğlu’ndaki “Irish Pub “ da kutlamalar yapılıyor.Geçen yıl oraya gittik ama kalabalıktan içeri giremedik.

Bence İrlanda bayrağını “Shamrock”[1] olarak değiştirmeli.Bugünkü bayrağın İrlandalılar için pek anlamı olduğunu söylemek mümkün değil.Üç yapraklı yoncanın İrlanda ‘nın sembolü olarak patentinin alındığını, gerek güney gerekse de Kuzey İrlandalıların ortak etnik aidiyeti olan “Kelt “ bağlantılı olduğu da biliniyor.

Kanada’nın bazı vilayetlerinin bayrak ve amblemlerinde de Shamrock sembolü görülebiliyor.[2] Bu üç yapraklı yoncanın dört yapraklı yonca ile bir bağlantısı olmadığı söyleniyor.

Dublin ‘de limana yakın bir mahallede Ballsbridge , Anglesea Road ‘da iki katlı, kırmızı tuğlalı şirin bir evde oturuyoruz.Saint Patrick günü sabah erkenden limana doğu yürüyoruz. “Tall Ships“ adı verilen yelkenli gemiler filosu Dublin limanını ziyaret ediyormuş.Gemilerin gösterisini izleyeceğiz. Gemiler öğlene doğru demir alacak Dublin limanında bir gösteri turu atarken Dublin kalesinden tarihi toplar ateşlenecekmiş.İnanılmaz bir gösteri bizleri bekliyor.Shamrock bayraklarımız ve yeşil silindir şapkalarımızla bizde İrlanda’nın bu neşeli bayramına katılıyoruz.Öğle yemeğimizi limanı yukarıdan gören Dun Laoghaire ‘tepelerindeki küçük bir aile restoranında yiyecek dürbünlerimizle gemileri izleyeceğiz , daha sonra akşam Astons adlı mahalle Pub’ımıza davetliyiz.İrlandalı dostlarımızla buluşup pubda düzenlenen gösterileri izleyeceğiz.Kırk büyük yelkenli geminin oluşurduğu bu muazzam gösteri 40 metreden 120 metreye kadar değişen üç ve dört direkli tarihi teknelerden oluşuyor.Şili bandralı Esmeralda ,ABD bandralı “Gazela” en ilgi çeken tekneler.Önlerinde kuyruklar oluşuyor.Beyaz denizci kıyafetleriyle tayfalar güvertede misafirlerine egzotik meşrubat ve ananas sulu şampanya servisi yapıyorlar.

İrlanda Edebiyatı ve irlandalı yazarlar kültürlerinin bu vazgeçilmez olayını kitaplarında yansıtmışlar. Bu yazarların kitaplarını okumadım ama bir gün okurum belki diye not almışım:

Trinity by Leon Uris,A Star Called Henry by Roddy Doyle,Ireland: A Novel by Frank Delaney,1916: A Novel of Irish Rebellion by Morgan Llywelyn,The Princes of Ireland by Edward Rutherford,Consumed in Freedom’s Flame by Cathal Liam,Patric’s Saga by Leticia Remauro,Lake of Sorrows by Erin Hart,Another Kind of Life by Catherine Dunne,Death and Nightingales by Eugene McCabe,

O gece Astons ‘da Secret Garden grubu keman virtiyozu İrlandalı Sherry Fioniualla ile tanıştım.İstanbul ‘dan yeni dönmüş. Oradaki ve diğer kentlerdeki konserlerini anlattı.Çok başarılı genç bir müzisyen .İrlanda Dublin Trinity Müzik akademisini birincilikle bitirmiş.O akşam Saint patrick festivalinde bize Fionnuala rehberlik etti. Müzisyenleri tanıttı,Keltce okunan şiirleri İngilizce ‘ye çevirdi.

Kimbilir belki bir gün yeniden 17 Mart ‘da Dublin ‘e giderim. Temple bar bölgesindeki Publarda ve Astons ‘da şiirler okuyan halk ozanlarını,kemanlarından her türlü sesi çıkaran müzisyenleri dinlerken İrlandalıların yıllar sonra çok hak ettikleri huzur ve barış dolu neşelerinden bir parça da ben nasiplenirim.

İrlandalı dostlarımın Saint Patrick gününü kutluyorum.


[1] Kelt dilinde “seamair bhuí” ya da “ seamróg . Giderek Anglo Sakson diline “Shamrock “olarak uyarlanıyor.

[2] Montreal,Quebec,

17 Mart Saint Patrick Günü

Post navigation