Yeni yıla girdiğimizden bu yana açılımlar yerini “hukuk ” temelli kavramların havada uçuştuğu, “Hukuk Devleti” , “Sosyal Devlet ” ,”Adalet” vb. gibi son derece soyut, herkes için farklı açılımlar yaratan söylemlere bıraktı. Bu söylemleri daha iyi kavramak adına paralel okumalar gerekli oldu.Amatör hukukçuluğumuz bir yerde değerli bilim adamı gerçek insan , “Rona Aybay Hocamın “, ODTÜ ‘de 1971 yılında verdiği “Homo Homini Lupus ” dersinde beynimde çaktırdığı şimşekle izah edilebilse bile yine de empirik bir yaklaşımla liberal hukuk kavramının ana teması olan “Adalet Mülkün Temelidir ” sloganına her yerde rastladığımı ve inanılmaz derecede meraklandığımı itiraf etmeliyim. Zaman içerisinde bu sloganın üzerinde derinlemesine düşündüğümde, uygarlık tarihinde krallar ve feodalitenin yavaş yavaş çökmeye başladığı 17.yüzyıldan itibaren modernitenin ana sosyal sınıfı olan burjuvazinin ortaya çıktığını, vb. gibi klişeleşmiş bir söyleme saplandığımın da farkındayım . Her zaman değerli bilim adamlarının kıymetli makalelerinin yer aldığı “Doğu Batı ” dergisinin 2000-2001 yılı 13. sayısında” hukuk” temel kavramları üzerine bir derleme yaptığını görmek beni çok mutlu etti.Doğan Özlem Hocanın analizi (1) gerçekten aradan 10 yıl geçmesine karşın ,içinde bulunduğumuz yapma “hukuk karmaşası”na ışık tutacak seviyede:”Burjuvazi sosyal bir sınıf olarak güçlenirken “devlet” kavramı da bazı değişikliklere uğrar. Burjuvazinin giderek hakim olduğu devlet bürokrasisi kendi hukuk sistemini de yaratır” İnanılmaz …. Teşekkürler Hocam…Düşüncelerimi ve bilgilerimi bir araya toplayacak cesareti buldum : bana göre artık kesin olan bir şey varsa o da Cumhuriyetin 88. yılında hukuk sisteminin değişmeye muhtaç olduğu sinyallerinin kuvvtle alındığı bir dönemi yaşıyoruz.Batı uygarlığının temel felsefi kavramlarını adapte ettiği “Helen ” kültünün iki ana tanrıçası Zeus panteonunda adaleti temsil ettiği bilinen “Themis” ve “Nemesis ” tanrıçaları giderek bu yeni hukuk düzeninde yerini alır .Gözleri bağlı Themis heykeli Avrupa’nın başkent meydanlarında boy göstermeye başlar.Themis bir elinde terazi öbüründe kılıç tutar.(Bizde heykel ve kılıç yok olmuş sadece terazi sembolü kalmıştır)Kimdir Themis ?Helen mitolojisinde adalet ve düzenin tanrıçası olarak tanıtılan Themis Uranüs ve Gaia ‘nın kızıdır.İlahi adaletin temsilcisidir. Themis değişmeyen ve hiç bir zaman bozulmayan doğal dengenin evrenin varoluşunu sağlayan ilahi sistemi simgeler.Themis’in öfkesi yoktur.Adaletsizlikler karşısında öfke göstermez. Yani şiddet uygulamaz. Cezalandırıcı değildir. Bir kahindir . Şiddet uygulamaz.Oysa Nemesis öfkesini hiç saklamaz. Tersine kıyıcıdır.Cezalandırıcıdır.İnsanların adalete uygun olmayan davranışlarını aşırı şiddet uygulayarak cezalandırır.Roma Uygarlığına geçişte “Themis ” “Justitia” ‘ya dönüşür ,”Nemesis” de “Invidia” ya.Roma hukuku “corpus luris civilis ” oluşum sürecinde adalet kavramı bu temeller üzerine inşa edilir. Bu inşaat da İstanbul ‘da yapılır. Batı Roma imparatorluğu diktalarla sarsılırken Doğu Roma imparatoru Justinyanus bugünkü “hukuk ” biliminin temellerini atacak olan “codex” ‘i oluşturuyordu.Batı burjuvazisi “modernite” kavramı içinde güçlü “ulus devlet ” modelini yaratarak sanayileşme hamlesine geçerken kendisine gerekli olan hukuk sistemini de yaratmıştır.Liberal Hukuk,aydınlanma felsefesi içinde hukukla sınırlanan devlet kavramını da geliştirerek sistematize ediyordu. Devlet bu hukuk sistemini uygulamak için “şiddet tekeli “olarak tabir edilen bugünkü düzenli bürokratik “emniyet güçleri ” ya da “Silahlı Kuvvetler ” olarak tanımlayacağımız gücü de yaratıyordu.Devlet artık kendi idare ettiği “ordu ” ve “polis” gücüyle kendi hukuk düzenini içerde ve dışarıda sağlıyacaktı.Burjuvazi sınıfının çıkarları içerisinde en önemli olan kavram “mülk” kavramı da hukuk sistemi içerisine yerleşiyordu. Amaç mülkü korumaktı.Hukuk devleti kavramı aslında binlerce yıldır varolan bir kavramdır.Devlet gücünün yani bu şiddet tekelini sınırlandırmaya dayandırılan hukuk sistemidir. Thamis in elinde tuttuğu kılıç bir anlamda bu şiddet tekelini simgeler.Terazi ise bu şiddetin dengesini .Devleti idare eden “despot kral” tarihsel gelişme içinde, “Tanrı” adına , “din” adına sınırlandırılmak da istenmiştir. Bu belirli ölçülerde başarılmıştır da . Magna _Carta belgesi de kıralın yetkilerini dengeleyen bir akittir.Bireysel özgürlükler,insan hakları ise aydınlanma felsefesinin getirdiği ve hukuk devleti kavramına ilave edilen modern kavramlardır.İktidarda olan güçler devletin şiddet tekelini bireysel özgürlükleri ve insan haklarını sağlamak konusunda yönlendirmektense kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanma eğiliminde olmuşlardır.Son üç yüz yıllık batı siyasal tarihi bu örneklerle doludur.Liberalizmin iki yüzü de bu süreç içinde ortaya çıkmıştır.”Siyasal Liberalizm” ve “Ekonomik Liberalizm (Kapitalizm)”Giderek batıdaki hukuk sistemleri Themis’in değil de Nemesis ‘in ağırlıklı olarak cezalandırdığı halkları idare etmeyi amaçlayan hukuk devletlerini ,yani ulusal devletleri yaratmışlardır.Esas itibariyle halkın seçerek devleti idare etmesi için görevlendirdiği siyasal iktidarlar ,bireysel özgürlükler,tam isdihdam,iş garantisi temelinde çalışmak yerine “mülk ” ü koruma ve kollama ,üretilen artık değerlerin belirli bir sınıfın çıkarları doğrultusunda kullanılması yönünde gidişat göstermektedir.Sosyal devlet kavramı çoğunlukla ütopik bir amaç gibi sessiz ve fakir çoğunluğun rüyalarını süslemekten başka bir yerde görülmemektedir.Devletin kurumları arasında süregiden iktidar mücadelesi şiddet tekelinin kimin tarafından idare edileceğine endekslidir.Themis ‘in gözlerinin bağlanmasıyla simgeleştirilen bu umutsuzluk giderek terazininin öbür kefesine konan kılıcın ağırlığıyla tek yöne doğru eğilmektedir.Themis ‘in kehaneti doğruysa , Nemesis öfkesini kusmaya devam edecektir.——————————————-(1) Prof. Dr. Doğan Özlem : “Hukuk devletini sosyal devlet içinde düşünmek” . Doğu Batı Dergisi sayı 13 ,2000-2001

Hukuk : Themis ve Nemesis

Post navigation