Bugün “Balyoz Harekatı ” üzerine ne düşündüğümü yazmak istiyordum .

İçinde yaşadığımız ülkenin geçmişini ve geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda bir şeyler yazmak istedim .

Yazmaya da başladım .

Bir müddet sonra yazdıklarımı okurken bu olayın benim “anlama sınırı” mın dışına çıktığını fark ettim.

Birden üniversite yıllarımı anımsadım .

Notlarımı aradım neden sonra aradığımı buldum ..

“Esse est Percepti “, “to be is to be perceived”

İrlandalı düşünür George Berkeley (1685-1753) ‘in kuramı .

İrlandalı Samuel Beckett de bu kavram üzerine bir film senaryosu yazmış.

Bu filmi Ankara ‘da 1971 yılının soğuk bir gecesinde Kavaklıdere’de bir enstütüde bir grup felsefeci ile birlikte izlediğimi hatırlıyorum .

22 dakikalık filmde hiç dialog yoktu.

Üç bölümlü filmin sokak,merdiven ve oda adlı üç bölümü üzerine saatlerce tartışılmıştı.

Angilikan rahibi Bishop Berkeley ‘in idealist kuramı aslında gerçeklerin artık kavranamadığı zamanlarda algılananla kavranan gerçekliğin üzzerine kurulu.

Bir kaç dilde uzun uzun notlar almışım .

It is evident to any one who takes a survey of the objects of human
knowledge, that they are either ideas actually imprinted on the senses, or else
such as are perceived by attending to the passions and operations of the mind,
or lastly ideas formed by help of memory and imagination, either compounding,
dividing, or barely representing those originally perceived in the aforesaid
ways. (PHK §1).

İnsanın bilgisi ve anlama sınırı bir yerde algıladığıyla sınırlı . Bu algılama sınırının ötesi farklı bir dünya .idealize edilen bir dünya …

Bugün birileri tarafından idealize edilen bir dünyayı benim algılamam için benim de idealist olmam gerekiyor.

Oysa ben de bir çok sınıf arkadaşım gibi idealistliği 5 Mart 1971 yılında ODTÜ yurtları baskınında makinalı tüfek kurşunları kaldığımız odanın duvarlarında patlarken yitirmiştim..

Esse est Percepti

Post navigation