Kaç zamandır tartışılan bir konu var :Bireysel hukuk ve hukuk devleti :
Tarifine bakalım :
Hukuk devleti; insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayanan, insanlara hukuksal güvence veren, azınlık haklarının korunduğu, çoğunluğun iktidarının sınırlandığı, yargıçların bağımsızlık ve yansızlığının tam olarak sağlandığı, demokratik kuralların tam olarak sağlandığı devlettir.”
TV açık oturumlarında bu konu yerine daha farklı hukuki konular konuşuluyor.
  • Nedense “Laiklik” konusu daha moda bir kavram.Oysa bir hukuk devletinde AB normlarıyla uyum sürecinde ele alınması ve toplumun tüm katmanlarına yayılması gereken bilgilendirme kampanyasının bu eksen üzerinden yapılması gerekli. Medyadaki “adliye” haberlerine şöyle bir bakın ;

    Jandarmanın öldürdüğü masum insanlar,
    Devlet ihalelerinde fesat,
    Resmi dairelerin uyguladığı eziyetler,
    Suçsuz yere tutuklanıp hapsedilenler,
    İşkenceye maruz kalanlar,
    Otopark mafyasının kapattığı ara yollar,
    Yol ortasında aleni elle taciz edilen bayanlar,
    Sokak ortasında bıçaklanan turistler,
    Polislerin copladığı talebeler,
    Cinayet işleyip devlet güçlerince serbest bırakılan katiller…..

Öte yandan vergisini ödeyen normal cumhuriyet vatandaşı sürekli feryat ediyor. Ama duyan yok:

“Asayişimizden kendimiz sorumlu olacaksak devlet niye var? Diken üzerinde, sürekli kendimizi, evimizi malımızı nasıl koruyacağımızı düşünerek yaşayıp, yine hırsızların kurbanları arasına katılıyorsak huzurlu olabilir miyiz? Böylesi soruları çoğaltmakta neden hala gecikiyoruz?..Devlet vatandaşın güven ve huzur içerisinde yaşaması için var. Alnımızın teri ile kazandıklarımızı “başımızın gözümüzün sadakası olsun” diyerek harama el uzatanlara kaptırdıktan sonra kendimizi rahatlama yolunu seçecek yerde, hukuk devletinin işler hale getirilmesi için çabalara girişmek zorunda değil miyiz?Asayişin halkın kendisinde sorulduğu bir düzenekte huzur ve güven kavramından giderek uzaklaşırken, hırsızların kol gezdiği, kapanın elinde kaldığı bir anlayışta devlet kavramını tüm sıfatlarıyla sorgulamakta gecikişimizi haklı çıkaracak kaç neden sayabilirsiniz?”
Bizi kim koruyacak ? diye soruyorlar.
Bakıyoruz etrafımıza. Parası pulu mevkisi olanların korumaları var. Çifter çifter korumalar etraflarında cirit atıyor.
Sokakta yürüyen sade vatandaş tüm rüzgarlara açık.
İşin kuramsal yanı ne acaba ?
Temel hak ve özgürlükler alanındaki bilgileri teyiden Türk Hukuk sitesinden bir alıntı :
“Temel hak ve özgürlükler alanında kullanılan kavramların içinde en kapsamlı olanı “insan hakları”dır. İnsan hakları terimi; ayrımsız bütün insanların, yalnızca insan oluşlarından dolayı, insanlık onurunun gereği olarak sahip oldukları hakların bütünün kapsar (Soysal,1986,81). İnsan hakları kavramı, gerçekleşmiş durumdan çok, gerçekleştirilmesi gerekeni, bir ideali deyimler, olması gerekeni anlatır.. “İnsan hakları”, ırk, din, dil ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu haklardan yararlanmak bakımından vatandaş ve yabancı arasında ayrım yoktur. “
Uygar dünyada yaygın bir biçimde kullanılan “Hukuk devleti ” kavramını inceleyelim : Yine aynı siteden alıntı yapalım
“Hukuk devleti ilkesi ile hukukun genel ilkeleri kavramı önemli bir kavram olarak kabul edilmektedir. Bu ilke ile Anayasanın üstünde yer alan kuralların da varlığı kabul edilmekte, bu kuralların başında ise hukuk devleti ilkesi ve hukukun genel ilkesi kavramları gelmektedir (Kubalı,1964,250). Anayasa Mahkemesi de aynı görüşü paylaşmaktadır. Çeşitli kararlarında Hukuk devleti ilkesi ile hukukun genel ilkelerini birbiri ile ilişkilendirmiştir. Bir kararında ; “ Hukuk devleti; Anayasa ve hukukun üstün kuralları ile kendini bağıtlayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasanın bulunduğu bilincinden uzaklaştığında geçersiz kalacağını bilen devlettir ( ANMKD, Sayı:22, 120 ), görüşünü ileri sürerek hukuk devleti ilkesinin hukukun genel ilkeleri ile güçlü bir bağ içinde olduğunu anlatmak istemiştir. Hukuk devleti ilkesi Avrupa Birliği hukukunda önemli bir yer tutmaktadır. Hukuk devletinde temel hak ve özgürlükler güvence altına alınıp, devletin varlık sebebi olarak bu haklar kabul edilmekte, ayrıca bireylerin hukuki güvenliklerinin sağlanması da öncelikle benimsenmektedir. Hukukun genel ilkeleri ise Anayasa üstü normlar olarak kabul edilmektedir. Başka bir deyiş ile hukukun genel ilkeleri uygar ulusların temel normunun bir parçasıdır. Bu ilkeler toplumsal bir gereksinime, ortak adalet duygusuna dayanarak etkinliğini ve kaynağını ortaklaşa hukuk vicdanına uygunluğundan almaktadır (Kaboğlu,1991,292).Hukukun genel ilkeleri Hukuk ötesi alanlardan hukuksal alana doğru geçiş noktasında bulunmaktadır. Bu ilkeler hukuksal düşüncenin ana çatısını oluşturur ve hukuksal bir pozitif metnin yorumlanmasında önemli bir rol oynar (Kaboğlu,1991,296) .Anayasamızda da devletin temel nitelikleri arasında Hukuk devleti ilkesi sayılmıştır. Hukuk devleti ilkesi temel normun bir öğesi olarak bir toplumun hukuksal yaşamında önemli bir yere sahiptir. Hukuk devleti hukukun egemen olduğu devlet anlamına gelmektedir. Hukuku bağlı hukukun genel ilkeleri üzerinde yükselen, belirleyici özelliği temel hakların ve azınlığın çoğunluğa karşı korunduğu devlet olarak kabul edilmektedir. Hukuk devletinde devletin kaynağı ve devletin gücünün sınırı, insan hakları kavramıdır (Savcı,1980,7; Çağlar,1989,27 ).
Hukuk devletinde hukukun kaynağı insan hakları kavramıdır.
Devletin oluşumu ve devamlılığı bu kavrama dayanmaktadır (Soysal,1986,190 ).
Hukuk devleti; insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayanan, insanlara hukuksal güvence veren, azınlık haklarının korunduğu, çoğunluğun iktidarının sınırlandığı, yargıçların bağımsızlık ve yansızlığının tam olarak sağlandığı, demokratik kuralların tam olarak sağlandığı devlettir.”

Acaba biz bu oluşumun neresindeyiz ?

HUKUK DEVLETİ

Post navigation