Tebdil-i kıyafet gezme konusunda en önemli ve en sosyal içerikli çalışmayı hiç kuşkusuz araştırmacı Alman yazar Günter Wallraff yapmıştır. İki yıl süreyle Türk işçisi Ali Levent Sığırlıoğlu’nun kılığına ve kimliğine girerek bir ilki başarmış,gazetecilik alanında hatırı sayılır bir ün ve saygı kazanmıştır.
21 Ekim 1985’te de “Ganz Unten ,En Alttakiler” reportaj kitabı yayınlanan Wallraff ,siyah peruk ve koyu renk lenslerle bir Türk işçisi kılığında çok zor koşullarda çalışılan ağır sanayi montaj fabrikasının kanun ve yönetmelikleri ne şekilde esnettiğini de ortaya çıkararak ciddi siyasi bir malzemeyi de gözler önüne sermiştir.
Alman gazeteci Dirk Bitzer, Wallraff ‘ın kitabının tanıtım yazısında şunları söylüyor:
“O dönem, “işçi kiralama firması ” olarak bilinen bazı kuruluşlar, bünyelerinde bulunan işçileri başka firmalara kiralıyorlardı. Wallraff ve mesai arkadaşları bir çok firmanın yanısıra Thyssen’in fabrikalarını da temizliyorlardı. Çoğu yabancı olan işçiler için 24 saatlik vardiyalarda, insan sağlığı için çok gerekli olan kask ve maske gibi sağlık araç ve gereçlerin olmaması hiç de yadırganacak bir olay değildi. Thyssen’in temizlik firmasına ödediği 52 Marklık saat ücretinin 25 Mark’ı kiralık firmaya ödeniyordu. Zincirin son halkası olan ‘Ali’ bu paranın sadece 9 Mark’ını alabiliyor, üstelik ‘Ali’nin sağlık ve sosyal sigortası da ödenmiyordu. Sizin anlayacağınız Modern köle ticareti! “
Bugün aradan geçen 24 yıl sonra farklı bir tabloya baktığımızı Hürriyet Gazetesi’nden Yalçın Doğan özetliyor:
“AB’deki her altı yabancıdan biri Türk. AB dışından gelen her dört yabancıdan biri Türk. AB ülkelerinde halen 3.9 milyon Türk yaşıyor. Bunların yüzde 37’si yaşadığı ülkenin vatandaşlığına geçmiş bulunuyor.AB’de yaşayan Türklerin yıllık toplam geliri 24.6 milyar Euro. Bunun 4.7 milyarı tasarruf ediliyor, 19.9 milyarı tüketime gidiyor.”
Bütün bu bilgilerin ışığında artık iki farklı tablo görüyoruz.Alman toplumunun kanun ve yönetmenliklerine tabii olarak yaşayan Türkler’in Türkiye Siyasetiyle bağlantılı olarak yürüttükleri kampanyalar kanun denetimine girmiştir: “Jetpa”,”Deniz Feneri “,”Radikal islami tarikat” bağlantıları Alman makamlarınca yakından takip edilmektedir.
Artık Almanya’da “Saf Türk işcisi Ali” dönemi kapanmış, şark kurnazı “Jet Fadıl ” ve “Deniz Feneri ” ve bilinmeyen dolaplar dönemi açılmıştır. Türkiye ‘ye akan 4.7 Milyar Eouronun izi de sürülmeye çalışılmaktadır.
Wallraff gazeteciliği ne yazık ki artık Türkiye’de karşılığı olmayan bir kurdur.Apti İpekçi,Uğur Mumcu ve Çetin Emeç tarzı tamamiyle yok olmuş,onun yerine ,medya sahipleri ve onların çıkarlarını korumakla görevli editöryal kadroların karakteri gereği çamur atma, cinayet, seks ve rüşvet ağırlıklı magazin haber gazeteciliği kuruna geçilmiştir..
Bu anlamda günümüz medya idarecileri de 15-20 dakikalık kostüm değişikliğiyle yapılan “Şark usulü Empati Kurnazlığı” reportajlarını yeterli bularak yayınlamaktan çekinmemişler,bu tarzın da çağdaş Türk gazeteciliği’nin çok önemli bir devrimi olduğunu ifade etmişlerdir.Siyasi olarak cepheleşen medya artık habercilik görevini “Sahibinin Sesi ” makamında yayınlamaktadır.
Türkiye’de artık gazetecilik bu dengeler üzerinde yapılmaktadır.
Günter Wallraff

Post navigation