Bu sabah haberlerde içim burkularak okudum :

“Öykü ve roman yazarı Erhan Bener , Ankara ‘da bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Bener’in cenaze namazına, eşi Neşe Can, oğlu Yiğit ile kızı Yaprak Beren’in yanı sıra, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, yazar-şair Mustafa Şerif Onaran, hikaye yazarı Cemil Kavukçu ile Ayşe Sarısayan, Ezginin Günlüğü grubundan Hüsnü Arkan, Bener’in hayat hikayesini yazdığı ressam Cemil Eren, ressam Turan Erol ile yazarlar Emin Özdemir, Birsen Ferahlı, Ahmet Özer ve Remzi İnanç katıldı.”
Bener’in tabutunun üzerine “Yalnızlar” adlı kitabının kapak afişinin örtüldüğü dikkat çekti. Yazarın oğlu Yiğit Bener, örtünün, yazarın tabutunun üzerine “yeşil örtü örtülmesini istemediği için konulduğunu” belirterek, “yazarların kitaplarıyla doğduğu için kitaplarıyla gömülmesinin uygun olacağını” ifade etti.”

Erhan Bener bir söyleşisinde şunları söylüyordu :

Edebiyatın ve özellikle romanın ereği nedir, ne olmalıdır tartışmasına girmeden; yazmanın, her şeyden önce, yazarın kendisi için bir doyum aracı olduğu gerçeği, kim ne derse desin yadsınamaz.”

Yazarın “Aynanın Arkası” adlı metni şöyle sona erer :

“Karşıya geçmek için ışıkta durup bekledi. Saatine baktı, randevusunu kaçırmak üzereydi. Keşke bir taksiye binseydi. Yeşil ışık yanar yanmaz atıldı, yola indi. Sonrasını bir daha hiç hatırlamadı. Tam o sırada hızla dönüş yapan bir araba sol tarafından kalçasına çarpıp devirmiş, bir süre de sürüklemişti onu. Sağdan soldan koşanlar güçlükle çıkardılar onu arabanın altından. Az sonra da bir ambulansın siren sesi duyuldu.”

Bir paragrafla yaşamının son saatleri anlatılan bir roman kahramanı gibi, aramızdan ayrıldı gitti.
Geriye ne kaldı ?

“Hadi uyan… Boğulacaksın…
Bulanık suların içinde çırpınırken görünmeyen bir el kolundan tutup çekiyor,güçlükle soluk alıyor,ağzına dolan suları dışarı fışkırtırken,yardım isteyenkendi sesini duyuyor,duyduğunu
sanıyor,…..”Erhan Bener -İlişkiler

“Genç kız, daha önce bir dergide fotoğrafını gördüğü ressamın sergisine gitmiş ve bir resmini satın almıştı. Sonrasında ise kendisini yaşlı ressamın evine davet ettirmişti. Bu davetin gerekçesi ise ressama modellik yapmaktadır.Hiç umulmadık vakitte ve zoraki bir davet üzerine genç kızın çıkagelmesi yaşlı ressamı epey şaşırtmıştı.Başına buyruk ama aynı zamanda çekici olan genç kız yaşlı ressamı kaygılandırıyordu.

Genç kız tüm çekiciliği ile yaşlı ressamın kalbini fethetmişti. Ama ressam mantıklı bir iş yapmadığını düşünüyordu. Ne de olsa aralarında en az kırk yaş fark vardı. Mantığı ile sevgisi arasında kala kalmıştı. Ama buna son vermeliydi. Her ne kadar genç kız istemese de onu gönderdi. Bu ayrılış sırasında yaşlı ressam yol kenarındaki bitkileri göstererek :“Bunlara yalnızca Bodrum’da rastlayabilirsin. İsmi “Sabırlık” tır. Kaktüsler iyice yaşlanıp kurumaya yüz tutarken göbeklerinden bu tür bitkiler çıkar. Bunlar kaktüsün ölümünün işaretidir. Ama bunu yeniden güç kazandığının belirtisi sanarak kendisini avutur” der.Bu sözlerden genç kız hiçbir şey anlamamıştır.”

Sabırlık -Erhan Bener

Erhan Bener

Post navigation