Eylül, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 9. ayı olup 30 gün çeker.

Arapça eylûl, Süryanice “üzüm” anlamındaki aylûl’den (üzüm ayı) gelmektedir.

Hristiyan Türkler bu aya “İstavroz ayı”, “Haç ayı” ya da Karadeniz’de değiştirilerek “İstavrit ayı” derler.

Akadlıların altınca ayı olduğunu ve sevinçten haykırmak anlamına geldiğini savunan araştırmacılar da vardır .

Eylül adının İngilizce karşılığı olan “September”, Latince 7 anlamına gelen “septem” den gelir. Eylül, M.Ö. 153 e kadar, eski Roma takviminde 7. ay idi.

Eylül denince bazılarımızın aklına Mehmet Rauf ‘un ünlü romanı da gelebilir .

Bu Romanın özetini yapan bir eleştirmen şöyle söylüyor :

Bu romanında kişisel duyguları ile insanlık düşünceleri arasında çırpınan ve bunun savaşını veren bir erkek ve bir kadının dramını dile getirmektedir.

Bahsedilen romanın kahramanları Suat, Necip ve Suat’ın kocası Süreyya Beydir.

Süreyya Bey ve Suat Hanım birkaç yıldır evli çifttir. Süreyya Bey memurdur.
Fazla zengin olmadığı için babasının yardımıyla geçinmektedirler.

Yazları genç çift; babasının çiftlik evinde yaşarlar. Babasından defalarca başka bir ev almalarını, kendilerini yalnız bırakmalarını istese de babası, oğlu Süreyya Beyin sözlerini dinlemez ve yeni bir ev satın almaz.

Süreyya ve Suat’ın evine, Süreyya’nın akrabası olan ve Süreyya’nın çok sevdiği, güvendiği Necip gelip gitmektedir.

Necip’in eve geliş gidişlerinde yine akrabalarından olan Hacer de eve gelir. Hacer, Necip’le ilgilenir, fakat Necip Hacer’e karşı ilgili değildir.

Suat; yaz aylarında yazlıkta bulunmayı çok ister. Suat, babasından yazlık kiralamak için para ister. Babası parayı gönderir. Necip ve Suat bir yalı kiralar eşyalarını oraya taşırlar.
Bununla Sürayya’ya sürpriz yaparlar. Yalıda herkes hayatından mennundur.

Necip, kış ayını da yalıda geçirmek istese de Süreyya buna izin vermez, konağa inilir.

Artık; Suat ve Necip birbirlerini çok sık görmezler. Hacer ve diğer komşuların dedikoduları iyiden iyiye yayılır. Bu konuşma ve dedikodular Suat ve Necip’in görüşmelerinin azalmasına sebep olur.

Mutsuz günlerin devam ettiği günlerden bir gün Necip, konağa ziyarete gider. O gün konakta yangın çıkar, herkes dışarı fırlar.

Suat, bilerek yangında dışarı çıkmaz. Bunun üzerine Süreyya ve Necip, Suat’ın odasına dalarlar.

Süreyya da tam odaya girmek üzereyken tavan alevlenir, odanın içindeki genç kadın ve genç erkeğin üstüne tavan çöker. Sonunda olanlar olur ve her ikisi de bu yangında ölür.

Eylül

Post navigation