Bazı düşürler vardır ki ölümlerinden sonra da anımsanırlar ,çağa damgasını vurmuş , yaşadıkları yüzyılın ötesine geçebilmişlerdir . Bu düşünürlerden biri de ünlü Fransız düşünürü Voltaire ‘ dir .İşte bugün doğumundan 212 yıl sonra bu sabah onun düşünceleriyle uyanıyorum . Gazetelere şöyle bir göz attıktan sonra, Hilmi Ziya Ülgen ‘in ve Niyazi Berkes’in , ve Server Tanili’nin sık sık söyledikleri gibi , bizim toplumumuzda neden gerçek entelektüel bulmanın zor olduğunu düşünmeye devam ediyoruz.

Paris ‘ de hali vakti yerinde bir evde doğan düşünür , 18. Yüzyılının düşünce ve siyasi yaşamını derinden etkilemiştir . Düşünceleriyle önemli bir döneme ışık tutmuştur . Batı Aydınlanma çağının en önemli mimarlarından biri olarak kabul edilir .

Voltaire , ünlü eseri Felsefe Sözlüğü’nde düşünce maddesine şunları yazar :

“Düşünce dediğimiz,kimi zaman yeni bir karşılaştırmadır.İnce bir yollama da denebilir . Bir yerde , belli bir anlamda sunulan ,ve başka bir anlamda anlaşılmasının da kapıları açık tutulan bir kelimenin kötüye kullanışı;ötede,aralarında pek az ortaklık bulunan iki düşünce arasında nazik bir ilişki kurmaktır .
Birbirinden uzakta iki şeyi bir araya getirme, ya da birbiriyle uzlaşır görünen iki şeyi bölmek ya da birbirleriyle karşı karşıya getirme sanatıdır .
Düşündüğünün ancak yarısını söyleme , geri kalanı keşfedilmeye bırakma yeteneğidir söz konusu olan .”

Fransız İhtilalini ve daha sonra Cumhuriyetini besleyen Özgürlük ve eşitlik fikirleri , önce Paris’ i sonra Fransa’ yı daha sonra da tüm dünyayı sarar.

Reformcuolarak tanıdığımız Sultan III. Selim , tahta çıkar çıkmaz ilk işi bu konuyu araştırmak olur .. Kulağına Fransa’da kurulan Cumhuriyet ve özgürlük fikirleri gelmiştir. O yüzyılın en önemli olayı olan Fransız İhtilali ile ilgili bilgi toplaması için , zamanın Dışişleri Bakanı ( Reisülküttap) Atıf Efendi’ den bugünkü deyimle bir ‘Briefing ‘ yani muhtıra ister .

Metni bugün Osmanlı Arşivlerinde bulunan , Atıf Efendi muhtırasını Paris ‘ e kapsamlı bir ziyaret sonrasında kaleme alır .Bu zamana ışık tutması bakımından çok önemlidir.Atıf Efendi ‘ nin Sultan ‘ a sunduğu resmi muhtıra özetle şöyledir.

“Burada Voltaire , Rousseau adlı zındıklar ve onlardan beter ukalalar , peygambere sövmek , büyükleri zem etmek , bütün dinleri kaldırmak , Cumhuriyet ve eşitliği ima etmekten ibaret birtakım kışkırtıcıdüşünceler yaymışlardır . Aslında fitne ve fesattan başka bir şey olmayan bu düşünceler –frengi hastalığı gibi-halkın beyinlerine işlemiştir. İşin garip yanı , halk da bu düşüncelere rağbet etmektedir . İşte , bunların etkisinde kalanlar , birkaç yıl önce , bir fitne ve fesat ateşi tutuşturupçevreye yaymışlar . Allah korkusunu kaldırıp ar ve namusu mahvetmişler . fransa halkını vahşi hayvan kıyafetine sokmaya çalışmışlar . Her yerde İnsan Hakları dedikleri isyan bildirilerini her yere yaymışlar , yabancı dillere de çevirip , milletleri hükümdarları aleyhine kışkırtmışlardır . Burada olup bitenler budur aslında .“
Cevdet Paşa Tarihinden seçmeler . Cilt 1 s. 464-466.

İşte Osmanlı Devleti ‘ nin en üst makamında görev yapan bir bakanın resmi , belgeli raporu.

Onlar Voltaire ‘ i 1791 yılında öyle anlamışlar .

Aslında bugün 2007 yılında Fransa hakkında yine bir rapor istense acaba yazılacak rapor ne kadar farklı olurdu ?

Söylediklerinizin hiçbirinde sizinle aynı görüşte değilim;ancak,onları söyleme hakkınızı ölünceye değin savunacağım.”

Ne müthiş bir cümle . Aslında ömrünü mücadele içinde geçiren bir aydın.Ne uğruna mı ?
Başta inanç ve düşünce özgürlüğü olmak üzere ,özgürlükler için mücadele,
Akıl,adalet,insan hakları ve hoşgörü için mücadele,
Karanlıkçılığa,bağnazlığa ve yobazlığa karşı mücadele .

HOŞGÖRÜ ÜZERİNE


1500 ‘ lü yıllardan başlayarak Fransa korkunç din savaşlarının içine çekiliyordu;,Katoliklerle Protestanların kanlı savaşları tüm Avrupayı kan gölüne döndürüyordu.Özellikle Fransa ‘ da Katolikler büyük bir kıyıma neden olmuşlardı. Calvinci Protestanların oluşturduğu küçük bir grup ,Huguenot topluluğu bu saldırılardan büyük zarar görmüş , küçülmüş ve zaman içinde Toulouse bölgesine sıkışıp kalmıştı. İşte burada Jean Calas adlı bir tüccarın idama mahkum edilmesi üzerine Voltaire bu haksız kararı protesto etmek için gerçek bir mücadele örneği vermiştir.

Protestanların tüm Avrupa’da düşünce ve vicdan özgürlüğü, mal ve can emniyeti kalmamıştı. İşte tam bu dönemde dinlerin bahane edilerek İnsanlararası hoşgörünün ortadan kalktığı 1760 yılarında ünlü düşünürün hoşgörü konusunda yazdıkları çok ilginç :

“Bir yönetimin,insanların yanlışlarını cezalandırma hakkına sahip olmaması için,bu yanlışların suç olmamaları gerekir;bu yanlışlar,ancak topluma karışıklık getirdiklerinde suçturlar;bağnazlıktan esinlendikleri andan başlayarak bu toplumu karıştırırlar;böylece, hoşgörüye layık olmaları için , insanların bağnaz olmamaları gerekir .”

TÜRKİYE VE TÜRKLER

Voltaire yalnızca Fransa ile sınırlı kalmaz . Tüm dünya ülkeleri üzerine düşüncelerini eserlerinde okuyucusuyla paylaşır .
Örneğin ,ünlü eseri Kandid (ya da İyimserlik ) de Türkiye’ den söz eder . Türklerden söz eder.
Kitapta bir İstanbul yolculuğunda üç arkadaşın karşılaştıkları olaylara yer verilir . Kandid’ le beraberindekiler İstanbul’ u ziyaretlerinde halk arasında pek ünlü bir düşünür olduğunu öğrenirler. Çevresinde bilgin bir kişi olarak bilinen ve büyük saygı gören bir derviştir bu kişi. Hemen dervişi görmeye giderler.Huzura kabul edilirler :

Pangloss sorar.
“Üstat, size insan denen şu şaşırtıcı yaratığın niçin yaratıldığını sormaya geldik.”
Derviş cevap verir:
“Ne karışıyorsun sen ? Senin işin mi bu ? “
Kandid cevap verir:
“Ama saygıdeğer efendim,yeryüzünde korkunç derecede kötülük var. “
Derviş :
“Kötülük olmuş ya da iyilik olmuş , ne önemi var ? Padişahımız efendimizMısır ‘ a bir gemi yolladığında ,içindeki, farelerin rahat olup olmadığını düşünüyor mu ? “
Pangloss:
“Peki , ne yapmalı öyleyse ? “
Derviş:
“Susmalı”
Pangloss Derviş ‘ e ukalaca bir yanıt verir. Sonunda Derviş onları kapı dışarı eder .Huzurdan kovulurlar.

Daha sonra bir vezirin ve bir müftünün idam edildiğini duyarlar .Bunun nedenini öğrenmeye çalışırlar. Yolda yürürken , bir ağaç gölgesinde sakin sakin oturan yaşlı bir adama rastlarlar. Yaşlı bir adama nedenini sorarlar . Yaşlı adam onlara şöyle der :

“….. Olup biteni kesinlikle sorup öğrenmem, bahçemin yemişlerini satmakla yetinirim ben . “

Kitapta Kandid,Pangaloss ve Marten arasında geçen konuşmalar, onların gözlemleri sade bir dille anlatılır . ‘Orient’ ,farklı bir kültür , ‘ öteki ‘ olma ve sarayın uyguladığı baskıyla hiç oluşmamış düşünce hayatı anlatılmaya çalışılır. Voltaire, Osmanlı toplumunun düşünce yapısı hakkında oldukça iyi bilgi sahibidir . Kurduğu allegoriyle Derviş ‘ le devleti , yaşlı adamla da hiçbir şeyi umursamayan halkı simgeler. Bu doğrudur da .

İMPARATORLUKLAR VE DEMOKRASİ

On sekizinci yüzyılda artık Avrupa Protestan ve Katolik din çatışmalarını bitirmiş aydınlanma çağına girmiştir:Kanunlar çıkarılmış.Hoşgörü , yani tahammül yasalarla güvence altına alınmış.

Siyasetle atbaşı giden din savaşları, bir çok masum insanın ölmesine neden olmuştur . Tarihde hiçbir imparatorluk halkına,ve işgal ettiği topraklara sonsuz özgürlük tanımamıştır . İmparatorluk olmanın temel koşulu ,özgürlükleri ve demokrasiyi , imparatorluğun çıkarları doğrultusunda kontrol etmektir .Bunun sancıları hemen hemen tüm imparatorluklarda görülmüştür.Hitit, Sasani,Mısır,Roma İmparatorluklarında , özgürlükler mücadelesi çok ilginçtir .

Osmanlı İmparatorluğu ‘ da büyük fikir ve din mücadelelerine sahne olmuştur . Hala da bu mücadele süregitmektedir . İsyanlar ,kıyımlar eksik olmamıştır ..Padişahlar ve bürokratlar halkın özgürlük ve demokrasi çabalarını görmezden geliyorlar , o devasa imparatorluğun kaba güçle ayakta durabileceğini biliyorlardı.

Avrupa ise artık başka bir oluşuma giriyordu. Özgürlüğün ve hoşgörünün mücadelesini veriyordu.Bugün aradan geçen zaman yeni bir oluşum ortaya çıkarmıştır :

Avrupa Birliği.

Bu birliğe katılmak için beklerken, Avrupa kültürü ile aramızda oluşan zaman farkını en azından anlamaya çalışmamız gerek. Voltaire ‘ i anlamadan zamanı yakalamamız çok güç. Tahammülün sınırlarını bilmeyen insanların ezici çoğunluğu korkutucu. Bir Mayıs günü eşiyle Beyoğlu’nda kebab yerken gaz maskeli polisin tokat attığı vatandaş görüntüsü bizde de bir yasa çıkarılmasını zorunlu kılıyor .

Bizde bu mücadelenin başlaması 200 yıl kadar gecikmiştir.Tanzimat düşüncelerinin başlangıcına kadar . Bugün bu kadar yıl geçtikten sonra bile Voltaire ‘ in sözlerini anlamakta zorlananlarımızın adedi korkutucu boyutta .

Voltaire ‘ i okudukça hep bunları düşünüp üzüldüm. Bence hoşgörü yasası çıkarılmalı . Devletten vatandaşı korumak için bir yasa olmalı .

HOŞGÖRÜ YASASI VOLTAIRE VE ZAMAN

Post navigation