“Hıdırellez Kutlamaları”

Hermes-İdris-Hızır-İlyas-İbrahim-İliya -Yahya


Anadolu, İran, Mezapotamya,Yunanistan ve hatta bütün doğu Akdeniz çevresi ülkelerinde yazın gelişiyle ilgili dini ayin ve törenlerin yapıldığı görülmektedir.Bu ayinlere çeşitli adlar verilmiştir . Yaşanan dönem,bölgedeki din ve iktidarın gelenekleri doğrultusunda ayinler değişiklik göstererek günümüze kadar gelmiştir . Bugün kutlanan dini bayramlar İslamiyetin kabulünden sonra kültürümüze yerleşmiştir . Anadolunun 10 bin yıllık tarihinden günümüze kadar gelen bahar ayinidir ‘Hıdırellez’. Bu coğrafyanın kültürü birbiri içine senkretize olmuş kültler zaman ekseninde dillerde değişik adlarla aynı mitolojik öğeleri taşımışlardır . Hermes Hızır ‘ mıdır ? İdris İlyas’ mıdır ? Yoksa hepsi aynı mijolojik öykü müdür ?

Bu konuda ortaya atılan değişik savlar mevcuttur . Kısaca değinmek gerekirse :

Tabiatın, adeta ölü olduğu uzun kıştan kurtulup baharla birlikte yeniden hayat bulmasının kutlanması;

Birtakım hoşa gidici, coşkulu kutlama faaliyetleri ile bazı etkili varlıkların gönlünü hoş ederek bolluk, bereket bulma inancıdır.

Tam olarak ne zaman dan bu yana kutlandığı bilinmemekle birlikte bu ayinlerin en eskilerinden birinin M.Ö. III binin sonlarında Mezopotamya’da Ur şehrinde yapıldığını anlatan belgeler mevcuttur. Söz konusu ayin, kış mevsiminin sonunda Mezopotamya ovasını sulayarak etrafını yeşilliğe boğan Fırat ve Dicle’nin canlandırıcı gücünü temsil eden Tommuz adına yapılıyordu. Dumuzi diye de bilinen bu tanrının adına baharın gelişiyle yeniden canlanışı ve etrafına bolluk, bereket saçışını kutlamak için törenler yapılıyordu. Tommuz kültünün İbrâniler kanalıyla Suriye ve Mısır üzerinden eski Yunanistan’a ve Anadolu’ya geçtiği bilinmektedir.

Doğanın canlanması ve tekrar yaşamaya başlaması demek olan bahar yada yaz mevsimimin gelişi dünyanın neresinde olursa olsun insan yaşamında önemli bir olaydır. Hıdırellez geleneği ile ilgili olarak yaygın olan inanç, Hızır ile İlyas’ın bir araya geldiği günün anısına tören yapılmasıdır.

Hıdırellez günü genellikle 6 Mayıs’ta kutlanmaktadır. Bazı yörelerde 5 Mayıs bayram günü, 6 Mayıs Hıdırellez günü olarak kabul edilmekte ve ona göre törenler düzenlenmektedir.

Hıdırellez günü (Rüz-ı Hızır) halk takviminde yazın başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Türkler arasındaki halk takvimine göre bir yıl iki ana bölüme ayrılmaktadır. Hıdırellez gününden (6 Mayıs) 8 Kasıma kadar süren devre 186 gün olup Hızır günleri adıyla anılmaktadır. Bu dönem yaz mevsimi olarak adlandırılmaktadır. 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar süren ikinci devre kış devresi olup Kasım günleri olarak adlandırılmakta ve 179 gün sürmektedir.

Hızır

Hızır, yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış; zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan, Allah katında ermiş bir ulu ya da peygamberdir. Hızır’ın hüviyeti, yaşadığı yer ve zaman belli değildir. Hızır, baharın, baharla vücut bulan taze hayatın sembolüdür. Hızır inancının yaygın olduğu ülkemizde Hızır’a atfedilen özellikler şunlardır:

1. Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir.
2. Kalbi temiz, iyiliksever insanlara daima yardım eder.
3. Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.
4. Dertlilere derman, hastalara şifa verir.
5. Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.
6. İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.
7. Uğur ve kısmet sembolüdür.
8. Mucize ve keramet sahibidir.

Aleviler arasında yaygın bir inanışa göre Hızır Bozatlı Hızır olarak bilinir .

Bozatlı Hızır bazen atlı görünür, bazen yaya. Onu nasıl ve ve ne şekilde niçin çağırmışsan o şekilde ve o halde zuhur eder. Bir ismi de Hızır ilyas’tır. Binbir donda baş göstermiştir. Bazen yaşlı, ak sakallı bir pir, bazen bir masumi pak, bazen yolcu, bazen de hanenize uğrayan bir mihman olur. “

İlyas

İlyas (İlia, Elia) Hızır’ın yerine; Yeşua’da Musa’nın yerine geçmiştir. Musa, yanındaki gençle iki denizin birleştiği yere varmak için yola çıkar. Birlikte götürdükleri balığın ne olduğunu araştırırlar. Bu sırada balık suya dalar ve görünmez olur. Balığı ararken bir adamla karşılaşırlar.

Bu kimse, onlara kendi işine karışmayacakları için söz verirlerse, doğru yolu göstereceğini söyler. Fakat, Musa, adamın yaptığı işler karşısında kendini tutamaz sebeplerini sorar. O da bunların Tanrı emri olduğunu, birer hikmet niteliği taşıdığını açıklar ve kaybolur…

Bu konuda bir Yunan efsanesi olan Glaukos’un, Suriye yoluyle İslâm dünyasına geçtiği görüşünü ileri sürenler de vardır.

Tasavvufta, Hızır bir Veli sayılır, sofilere göre her dönemin bir Hızır’ı vardır. Hava, deniz ve dünyanın bütün bölgeleri onun buyruğu altındadır. Denizde, Tanrı’ nın halifesi, karada vekilidir…

Bir söylentiye göre Hızır ile İlyas kardeştir. Yılda bir defa, Hıdırellez günü (6 Mayıs’ta) buluşurlar. Bu buluşma deniz kıyısında olur. Peygamber, Hızır’a karada, İlyas’a denizde kendi ümmetinin korunması görevini yüklemiştir; bazı söylentilerde de Hızır denizin, İlyas da karanın güvenini sağlar. Çoğu söylentilerde de Hızır hem denizlerin, hem karaların sahibidir; darda kalanların yardımına koşar…

Başka bir efsaneye göre, „Baalbek şehrinde oturan İsrail oğulları Baal adını verdikleri bir puta tapıyorlardı; tanrı onlara doğru yolu göstermek için İlyas Peygamberi gönderdi; fakat onlar İlyas’ın kendilerini eski inanışlarındandan ve âdetlerinden ayırmaya kalkmasını hoşgörmediler.

O’nu türlü eza ve cefa ederek aralarından kovdular. İlyas Peygamber Baalbek ülkesinden çıkıp gittikten sonra orada kıtlık başladı, ağaçlar kurudu, tarlarlar mahsul vermedi, otlar sararıp soldu. İsrail oğulları açlık korkusuyla karşılaşınca İlyas’ı arayıp bulmayı, özür dilemeyi, çare ve yardım istmeyi düşündüler.

İlyas Peygamber, Baal ahalisinin arasından çıkıp gidince dolaşmadık yer bırakmamıştı; yeryüzünün dört bir tarafının gezerken güzel bir ağaçlık altında şarıl şarıl akan bir çeşmeye rasgelmişti. Bu, içenlere ebedi hayat veren meşhur efsanevi ‘Ab- Hayat ‘ suyudur. İlyas, bu sudan içtiği için o gün bu gündür ölmedi; dünya durdukça da yaşıyacak, yeryüzünde ümit, bereket ve yeşillik sembolü olarak gezip duracaktır.

Hıdırellez kutlamaları bu toprakların, bu halkın binlerce yıllık gelenek ve göreneklerini ve inançlarını taşıyan folklorik değerlerdir. Bu değerler binlerce yıl değişik inanç ve düşünce sistemleri içinde yaşayan Anadolu insanının senkretize olmuş geleneğidir . Bu değerlerin araştırılması , kaynaklarının çözülmesi , ilişkilerin kurulması çok zaman isteyen bir uğraş .

Benim anladığım kadarıyla Hermes ile Hızır arasında kuvvetli bir benzeşme vardır . Aynı şekilde Zerdüşt ile Hızır arasında ve İbrahim Peygamber arasında da benzerlikler vardır . Bu benzerlikleri ve sorularımın yanıtlarını aramak da bu yıl gerçekleşti .Yıllar boyunca kafanızda belirli sorularla gezersiniz . Bir gün zamanı gelince cevaplar karşınıza çıkıverir.

Hıdırellez Bayramınız Kutlu Olsun ..

HIDIRELLEZ BAYRAMI 6 MAYIS

Post navigation